12.02.2020 Tarihte Bugün- 12 Şubat;

Akif Er

Aktif Üye
Yönetici
Vip Üye
8 Kas 2019
311
79
28
12.02.2020 Tarihte Bugün- 12 Şubat;

1502Vasco da Gama, Lizbon'dan Hindistan'a doğru ikinci yolculuğuna çıktı.
1541Santiago'nun (Şili) Pedro de Valdivia tarafından kuruluşu.
1870Utah bölgesinde kadınlar oy kullanma haklarını elde ettiler.
1879New York'un Madison Square Garden kapalı spor salonunda, Kuzey Amerika kıtasındaki ilk yapay buz pateni pisti açıldı.
19126 yaşındaki Çin imparatoru Aisin-Gioro tahttan indirildi. Böylelikle iki bin senelik Çin İmparatorluğu ve 267 yıllık Mançu Hanedanı son bulmuş oldu.
1912Çin'de Gregoryen Takvimi kullanımı başladı.
1920Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşu.
1929Stalin tarafından sürgün edilen eski savaş komiseri Troçki, "İlyiç" adlı bir şileple İstanbul'a geldi.
1934Avusturya'da iç savaş başladı.
1937Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev, Selanik belediyesince sahibinden satın alınarak Atatürk'ün emrine tahsis edildi.
195117 yaşındaki Süreyya İsfendiyari Bahtiyari, İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile Tahran'daki Gülistan Sarayı'nda evlendi.
1956Karikatürist Turhan Selçuk, Uluslararası "Bordighera Mizah Şenliği"'nde Platin Palmiye Ödülü'nü aldı.
1959Kıbrıs konusunda II. Londra Konferansı başladı.
1961Yeni Türkiye Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Emekçi Partisi kuruldu.
1961SSCB, Venüs gezegenine Venera 1 uzay aracını gönderdi.
1971Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.'nin (TOFAŞ) Bursa'daki otomobil fabrikası, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel'in de katıldığı törenle açıldı. Fabrika, Fiat lisansıyla "Murat 124" tipi otomobillerin üretimine başladı.
1988Dr. Ziya Özel'in "zakkumla" kanser tedavisi iddiasının TRT tarafından "haber" olarak verilmesi yankı uyandırdı.
1990Super Mario Bros. 3 adlı video oyunu ABD'de piyasaya sürüldü.
1993İngiltere'de 10 yaşındaki iki çocuk 2 yaşındaki James Bulger'i kaçırarak öldürdü.
1994Kış Olimpiyatları Lillehammer'da (Norveç) başladı.
1994Tuzla tren istasyonunda çöp kutusuna teröristlerce yerleştirilen saatli bomba patladı: 5'i yedek subay, biri sivil 6 kişi öldü; aralarında sivillerin de bulunduğu 29 kişi yaralandı.
2001NEAR Shoemaker adlı uzay aracı, 433 Eros adı verilen asteroidin yüzeyine indi.
2002İran havayollarına ait Tupolev Tu-154 tipi bir yolcu uçağı inişe geçtiği sırada Hürremabad'da (İran) düştü: 119 kişi öldü.
2002Yugoslavya'nın eski devlet başkanı Slobodan Milošević'in yargılanmasına, BM savaş suçları mahkemesinde başlandı. Milošević bu süreç sona ermeden öldü.
2010Vancouver'da Kış Olimpiyatları 2010 başladı.

Tarihte Bugün Doğanlar (12 Şubat);
1809Abraham Lincoln, ABD'li siyasetçi, devlet başkanı, hukukçu. (ö. 15 Nisan 1865)
1809Charles Robert Darwin, İngiliz doğabilimci (ö. 1882)
1881Anna Pavlovna Pavlova, Rus balerin (ö. 1931)
1915Lorne Greene, ABD'li sinema oyuncusu (ö. 1987)
1933Constantin Costa-Gavras, Yunan sinema yönetmeni
1942Ehud Barak, İsrail başbakanı
1946Ajda Pekkan, Türk şarkıcı, sinema oyuncusu
1950Nabil Shaban, İngiliz oyuncu
1955Arsenio Hall, ABD'li tv program yapımcısı
1968Josh Brolin, ABD'li film ve televizyon oyuncusu
1969Darren Aronofsky, ABD'li film yönetmeni ve senarist.
1975Regla Torres, Kübalı voleybolcu
1976Silvia Saint, Çek kadın pornografi oyuncusu
1980Christina Ricci, ABD'li oyuncu

Tarihte Bugün Ölenler (12 Şubat);
1554Jane Grey, İngiltere Kraliçesi (d. 1536)
1804Emmanuel Kant, Alman düşünür (d. 1724)
1856Giuseppe Donizetti, ilk Türk bandosunu kuran İtalyan müzisyen (d. 1788)
1894Hans von Bülow, Alman piyanist ve besteci (d. 1830)
1934Cenap Şahabettin, Türk şair (d. 1870)
1939Søren Sørensen, Danimarkalı biyokimyacı (d. 1868)
1942Grant Wood, ABD'li ressam (d.1891)
1949Hasan el-Benna, Müslüman Kardeşler hareketinin kurucusu (d. 1906)
1954Dziga Vertov, Rus film yönetmeni, sinema kuramcısı (d. 1896)
1969Vahi Öz, Türk tiyatro ve sinema sanatçısı, Türk sinemasının "Horoz Nuri"si (d. 1911)
1976Sal Mineo, ABD'li aktör (d. 1939)
1979Jean Renoir, Fransız sinema yönetmeni (d. 1894)
1984Julio Cortázar, Arjantinli yazar (d. 1914)
1989Thomas Bernhard, Avusturyalı yazar (d. 1931)
1997Rakım Çalapala, Türk gazeteci, yazar (d. 1909)
2000Charles Schulz, ABD'li karikatürist, çizgi roman çizeri (Snoopy) (d. 1922)
2005Teoman Alpay, Türk bestekâr (d. 1932)

1581482886340.png
Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.'nin (TOFAŞ) Bursa'daki otomobil fabrikası, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel'in de katıldığı törenle açıldı. Fabrika, Fiat lisansıyla "Murat 124" tipi otomobillerin üretimine başladı.
İtalyan markası
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
oto lisansıyla 1968 de Türkiye de kurulan ilk özel otomobil firması.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
Türk Otomobil Fabrikası Anonim Şirketi nin baş harflarinden oluşmuştur.

Bursa da 13.02.1969 da temel atılmıştır. İlk aşamada 61 848 m2 kapalı toplam 735.170 m2 idi. 12.02.1971 de seri üretime başlamıştır. Halen mevcut
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
-
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
yolu üstünde Demirtaş sanayi bölgesinde bulunan işletmede şu an itibariyle 10000 dolayında işçi çalışmakta.


İlk Tofaş Murat 124 modeli ile seri üretime geçen Tofaş oto,1977 de Murat 131 i ve devamında kuş serisi olarak da bilinen
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
otomobillerini üretmeye başlamıştır. 1983 te Murat 124 ü takip eden Tofaş Serçe ve 1990 itibariyle de Fiat ile aynı zamanda Tempra üretimine başladı. Arkasından Tipo,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
, Siena,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
, Marea, Brava,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
, ve Linea modellerinin üretimine geçilmiştir. En Son 2007 yılı sonunda Fiorino modelinin üretimine başlanmıştır.

1581482943394.png
Binlerce otomobil üretecek, otomobil sahibi olmayı hayal olmaktan çıkartıp somut bir gerçeğe dönüştürecek olan Tofaş fabrikasının temelleri 1968 yılında atılırken, inşaatına, Bursa valisiyle hissedar temsilcilerinin katıldığı sade bir törenle, 13 Nisan 1969 günü başlandı. Kapalı inşaat sahası 73.465 metrekare olarak belirlendi ve tüm inşaat 22 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Yılda 20 bin adetlik kapasiteyle devreye alınan fabrikada ilk üretim 1971 yılında başladı. Fabrikanın resmi açılışı Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst düzeyiyle birlikte Bursalı devlet erkânı, Koç ve Agnelli Ailesi mensupları, Fiat ve Koç Holding yöneticileri ve büyük bir davetli kitlesinin katılımıyla gerçekleşti. 1990’lar, Türkiye’de dönemin sanayi ve ekonomik şartlarıyla ağırlıklı montaj üretimin yapıldığı, Türkiye otomotiv sanayisinin yalnızca iç pazar için üretim yaptığı bir ortamın hâkim olduğu yıllar olarak dikkat çekiyordu. Tofaş bu dönemde, ilk robot kullanımını gerçekleştirip, fabrika kapasitesini arttırarak büyük bir sıçrama kaydetti ve Türkiye’nin otomotiv ana ve yan sanayisinin gelişiminde öncü rol üstlendi. 1990 yılında Tempra modelini banttan indiren Tofaş, 1993 yılında fabrikasını, yoğun talebi karşılamak için üçlü vardiya düzenine geçirdi. Hafta sonu ve bayram mesaileriyle üretimi yılda 200 bin adede dayanmıştı. 1 milyonuncu aracın banttan indirilmiş olduğu yıl da kayıtlara 1993 olarak geçti. Tofaş’ın 1994 yılındaki Fiat Uno üretimiyle, Türkiye pazarına ilk kez, yerli üretim küçük sınıf bir otomobil sunulmuş oldu. Tofaş’ın ilk Ar-Ge çalışmaları da 1994 yılında başlamıştı. İlk etapta Fiat lisansıyla üretilen araçların Türkiye koşullarına uygun hale getirilmesi amacıyla kurulan Ar-Ge, yıllar içinde gelişerek Tofaş’ın yenilenme sürecinde önemli bir rol oynadı. 1995 yılına gelindiğinde, Tempra modeli ile Türkiye’nin Avrupa pazarlarına ilk büyük ölçekli ihracatı gerçekleşti. 1996 yılında imzalanan Gümrük Birliği anlaşması sonrası değişen sektör dinamikleri ile yeni bir rekabet ortamı oluşmuştu. Bu dönem Tofaş için de ayrı bir dönüm noktası oldu. Tofaş’ın ve ülke sanayisinin imkânlarını, yetkinliklerini ileri seviyeye taşımak ve yeni rekabet şartlarında mücadele etmek için çalışmalar hızlanarak devam etti.

1581482974394.png
Ona ‘Yürüyen tabut’ da dediler,‘Gaz tenekesi’ de… Ama ‘Murat asla yolda koymaz’ da dediler. Teknoloji ve zamana direnerek, 40 yılda nice otomobilleri eskiten ‘Murat 124’ namı diğer ‘Hacı Murat’, Türk otomobil sektörünün yaşayan en büyük efsanesi olmayı başarmıştır

1971 YILINDA ÜRETİM BANDINA ÇIKTI

Murat 124, 1971 yılında Tofaş’ın Bursa fabrikasında Fiat 124 şasesine oturtularak Türkiye’de yabancı lisansla üretilen ilk otomobildir. Murat 124 1971-1977 arasında 134 bin 867 adet üretilmiştir. Kuş serisinin üretiminin başlamasıyla 1977 yılında üretimi durdurulmuştur.1984 yılında Tofaş Serçe adıyla yeniden üretimine başlanmış,1995 tarihinde bu kez tamamen durdurulmuştur.

1581484394870.png
Kahramanmaraş'ın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 100. Yıl Dönümü
21 Ocak-11 Şubat 1920 tarihlerinde tek başına verdiği kurtuluş mücadelesiyle şehri Fransız işgalinden kurtaran, ardından da çevre illerin yardımına koşan Maraş halkının bu kahramanlığı, 5 Nisan 1925'te kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Kurtuluş mücadelesinden sonra Meclisten gelen "şehirde Kurtuluş Savaşı'na katılanların bildirilmesinin" istendiği yazıya, "Maraş'ta Milli Mücadele'ye katılmayan tek bir fert bile yoktur" cevabının verildiği kente, 7 Şubat 1973 tarihinde TBMM tarafından "Kahraman" unvanı verildi.

Kahramanmaraş halkı, 1925'ten bu yana "12 Şubat Kurtuluş Günü'nde şanlı Türk bayrağına İstiklal madalyasını takarak destansı geçmişini gururla anıyor.
TBMM tarafından verilen "Kahraman" unvanının beratı ise Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamındaki özel hazırlanmış çelik kasada korunuyor.

KURTULUŞ MÜCADELESİ
Dönemin tüm olanaksızlığına rağmen düşmana tek bir karış toprak vermemeye ant içen Kahramanmaraşlı, öbek öbek toplanarak direnişin seyrini değiştirecek hamleleri yaptı. 30 Ekim 1918 yılında Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından müthiş bir saldırı altında kalan ülke, kendi kendini kurtarabilmek için bir çıkış yolu arıyordu. Yüzyıllar boyunca Cihana hükmetmiş bir neslin torunları kendini kurtarıp, düşmanı bağrından atmak için bir ilham ararken, tarihler 21 Ocak 1920 yılını gösteriyordu. O zamanki adı ile Maraş, dillere destan bir kahramanlık örneği göstererek, yüzyıllarca sürecek bir kurtuluşun destanını yazdı. Gazetemiz muhabirinin çeşitli kaynaklardan derleyerek gazete sütunlarına taşıdığı kahramanlık ise şöyle oldu: “ SAVAŞ HAZIRLIĞI: Türk Bayrağı'nın Kahramanmaraş kalesi'ne çekilmesinden sonra gerginlik iyice arttı. Savaşın patlak vermesi an meselesi idi. Fransızlar, hazırlık yaparken, Türkler de kendi aralarında öbek öbek toplanmaya ve fikir alışverişinde bulunmaya başladılar. TOPLANTILAR YAPILDI Veziroğlu Mehmet Alpaslan'ın evinde bir toplantı yapıldı. Kahramanmaraşlıların düşmanla savaşa teşkilatlandırılmasının biride burada sağlandı. Kahramanmaraş'ın ileri gelenlerinden Veziroğlu Mehmet, Sandal Osman, Cerrahoğlu Zekeriya, Başkatip Rıza, Karcı Hacı, Kocaoğlu Evliya, Veliefendioğlu Ziya ve Hocaoğlu Nuri'den oluşturulan 8 kişilik temsil grubu doğrudan Sivas Heyet-i Temsiliyesi ile ilişki kurma hazırlıklan yaptılar. Ayrıca, Kahramanmaraş'ın Hatuniye, Şekerli, Bayazıtlı, Kayabaşı, Divanlı, Acemli, Ekmekçi, Dereiçi mahallelerinde de toplantı yapılarak teşkilatlanma çalışmaları başladı. Bu teşkilatlandırma çalışmaları iyi bir düzene sokularak ‘Maraş Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’ kuruldu. SAVAŞ TAKTİKLERİ ÖĞRETİLDİ Cemiyet üyelerine savaş taktikleri öğretilerek, savaş sırasında neler yapılacağı, nasıl hareket edileceği üzerinde bilgiler verildi. Teşkilatlanma hazırlığı tamamlandıktan sonra savaş harekatına geçmek için Sivas Heyet-i Temsiliyesi'ne başvuruldu. Sivas Heyet-i Temsiliyesi, o zamanlar da merkez karar organı durumunda idi. Sivas Heyet-i Temsiliyesi, savaş için Yüzbaşı Kurtoğlu Salim Bey ile Üsteğmen Kılıç Ali Bey'i görevlendirdi. Kahramanmaraş'ta savaş hazırlıkları tamamlandı. Herkesi heyecanlı bir bekleyiş sardı. Her an şehit olma, yok olma durumunun yanında sevinç, gözyaşı ve savaşın kazanılması gibi düşünceler yoğunlaştı. Kahramanmaraşlılar'ın azim ve kararlılığı sevincin en güzel örneklerinden biri idi. SAVAŞIN BAŞLAMASI: Fransız işgal komutanı General Kuerette 1500 kişilik bir birlikle Kahramanmaraş'a geldi. (6 Ocak 1920) Kahramanmaraşlı Türkler, işgal komutanı ve askerlerin gelişini protesto ettiler. Bu arada Fransızlar İslahiye'ye bir birlik daha göndererek Kahramanmaraş Yolu'nu güvence altına almaya çalışıyorlardı. Fransızlar'ın İslahiye yolunu tutmak için gönderdiği askerleri, Kılılı Köyü yakınında Muallim Hayrullah Bey'in ve arkadaşlarının baskınına uğradılar. 30 Fransız askeri burada öldürüldü. Ertesi gün de, Bahçe'den Kahramanmaraş'a yardıma gelen Fransız birlikleri Türkoğlu'nun Ceceli Köyü'nü bastılar. Ceceli Köyü'nü yakıp yıktılar. Köy halkına büyük işkence ve zulüm yaptıktan sonra, Eloğlu'na (Türkoğlu) girdiler. Fransızlar, Ceceli ve Eloğlu köylerinde 22 kişiyi öldürdükten sonra küçük ve büyükbaş hayvanların hepsini yağmaladılar. Muallim Hayrullah Bey, etrafında topladığı çete grubu ile birlikte Eloğlu'nu kuşattı. Fransızlar Muallim Hayrullah'ın kuşatması sonucu şaşkına döndüler. Muallim Hayrullah Bey çeteleri ile Fransızlar arasında zorlu bir çatışma çıktı. Zor durumda kalan Fransızlar Kahramanmaraş'taki Fransız birliklerinden yardım istediler. Fransızlar, 12 Ocak 1920'de yardım için bir tabur askeri daha Gaziantep'ten Kahramanmaraş'a sevkettiler. Fransız yardım birliği, Sarılar Köyü'nde Kahramanmaraşlı ve Gaziantepli Kuva-i Milliyelerinin baskınına uğradılar. (13 Ocak 1920). Burada 50 Fransız askerin öldürülmesi haberi; Fransızlar'da huzursuzluk ve panik yaratırken, Kahramanmaraşlı Türkler üzerinde sevgi ve coşku yarattı. Araplar ve Sarılar baskınları Fransızlar için büyük bir darbe oldu. Araplar baskınını gerçekleştirme de Pazarcık çetelerinin yardımı büyük oldu. PAZARCIK BÜYÜK ROL OYNADI Kahramanmaraş-Gaziantep yolunun kapanmasından endişelenen ve Pazarcıklılar'a bozulan Fransız komutanı, bir tabur askeri Kahramanmaraş'tan Pazarcık üzerine gönderdi. Fransız askerleri bu defa da Aksu Köprüsü'nün yakınındaki dere yamacında, Pazarcıklı Yakup Hamdi ve arkadaşlarının baskınlarına sahne oldu. Türklerin bu yoğun baskınları sırasında darmadağın olan Fransız birlikleri perişan bir halde Kahramanmaraş'a doğru kaçarlarken bu defa da Tomsuklu yakınlarında Hüseyin Efe ve arkadaşlarının baskınlarına uğradılar. Fransız Birliği'nin yarısı öldürüldü. Yarısı da güç bela Kahramanmaraş'taki birliklere kaçarak sığındılar. (19 Ocak 1920).Bu arada, Doktor Mustafa Bey komutasındaki Kahramanmaraşlı Kuva-i Milliyeliler Fransızlar'ın elinde tuttukları Yumurta Tepe'ye birkaç kez baskınlar düzenlediler. Fransızlar'ın yoğun makinalı tüfek ateşi sonucu, bu baskını durdurmayı başardılar ama Fransızlar önemli kayıplar verdiler. Kahramanmaraş'ın Nedirli köyünden Cennet Ali, yanındaki köy arkadaşları ile silahlanarak şehre geldiler. Mağralı Mezarlığı yanında (Şimdiki Kapalı Stadyum) 12 Fransız askeri ile karşılaştılar. Çatışma sonucu 2 Fransız askeri öldürüldü. Diğerleride kaçmak zorunda kaldılar. Ufak tefek yapısı olan Cennet Ali'nin cesur ve gözüpek olmasından ve teşkilat başkanlığı yapmasından dolayı Fransızların korkulu rüyası haline geldi. Cennet Ali ve arkadaşları Kahramanmaraş Çete savaşlarında önemli rol oynadılar. Fransızlar, bu baskınlar ve çete savaşlarının devamlı aralıklarla sürmesinden sonra ne yapacaklarını şaşırdılar. Son olarak Bertiz Kuva-i Milliye'si de Kahramanmaraş'a yardıma gelince, Fransız Generali Kueratta bir misilleme olarak hükümet konağını işgal etti. Kahramanmaraş Mutasarrıfını ve şehrin ileri gelenlerini tutuklattı. Türk jandarmasının biri de ateş sonucu yaralandı. 22 GÜNLÜK KURTULUŞ SAVAŞI: Kahramanmaraş'ta gerginlik son haddini bulunca Maraş Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Arslan Bey, halka silahlı savaşın başladığını duyurdu. Alman Çiftliği, Amerikan Hastanesi, Seyran Bağları ve Mercimektepe'yi Fransızlar tamamen hakimiyetlerine aldılar. 21 Ocak 1920 Çarşamba günü, şehrin her tarafında karşılıklı silahlar patladı. Fransızlar Mercimektepe'den ve Ahirdağ eteklerinden şehrin önemli yerlerini makinalı tüfeklerle taradılar. Bir yandan da top ateşiyle çevre yollarını bombardıman ettiler. Savaş gece saat 21'e kadar devam etti. Ancak her iki tarafta kesinbir üstünlük sağlayamadı. 22 Ocak 1920 Perşembe günü, çatışma bombalama, bir öncekine nazaran az oldu. Kahramanmaraşlılar'ın duruma hakim olma haberleri ortalığa yayıldı. Akşam üzeri de Fransızları yoğun bir ateşe tuttular. DÜŞMANA PUSU ATILDI 23 Ocak 1920 Cuma günü, Gaziantep'ten Kahramanmaraş'a gelen bir düşman kolu pusuya düşürülerek bir kısmı imha edildi. Bir kısmı da esir alındı. Pazarcık Kuva-i Milliye'sini yöneten Kılıç Ali Bey'de emrindeki arkadaşları ile birlikte Pazarcık'tan Kahramanmaraş'a gelerek yönetimi devraldı. Fransızlar bu durum karşısında şaşkına döndüler. Kahramanmaraşlılar'ın bu tutumları karşısında çaresiz kalmalarını anlayınca daha önce tutukladıkları Mutasarrıf Cevdet Bey'i salıverdiler. YARDIM KONVOYU 24 Ocak 1920 Cumartesi günü, Fransızlar, Gaziantep'ten Kahramanmaraş'a acele olarak bir yardım konvoyu gönderdiler. Ancak, bunu haber alan Pişkinzade Ali Rıza Bey ve emrindeki çeteler, Fransızları Karataşlık'ta pusuya düşürerek darmadağın ettiler. Kahramanmaraş'taki Fransız birliklerine getirilen malzeme ve yiyeceklere el konuldu. 25 Ocak 1920 Pazar günü, mahalle çatışmaları devam ederken, Pazarcık, Bertiz, Nedirli köylerinden grublar halinde çeteler, Kahramanmaraş'a yardıma geldiler. Fransızlar'ın birkaç kez tekrarladıkları saldırılar sonuçsuz kaldı. Fransızlar gece ışık görülen pencerelere haince ateş etmeye başladılar. Şiddetli karakışta savaşla birlikte aman dinlemiyordu. Çok soğuk olan bu günde buruk yüzler, heyecan dolu gözlere uyku girdirmiyordu artık. 26 Ocak 1920 Pazartesi günü, Evliya Efendi ve Kuvvetleri Abarabaşı ve Şekerdere'deki Ermeni evlerini tamamen yıktılar. İçerisindeki Ermenileri de esir aldılar. Evliya Efendi ve arkadaşlarının bu tutumları Fransızlar'a göre bir kabus oldu. KİLİSE KUŞATILDI 30 Ocak 1920'de Tekke Kilisesi kuşatıldı. Bombacı Ahmet, bakır sürahisinin içerisine sıkıca yerleştirdiği nal parçaları, çivi ve barut'u fitil sayesinde ateşleyerek kiliseye attı. Dışarıya çıkan Ermeniler'de esir edildiler. Savaş iyice şiddetlendi. Ermeniler de sokaklara baskınlar düzenleyerek kadın, çoluk çocuk herkesi acımasızca katletmeye başladılar. Donmuş kar üzerinde sokakta kalan çocukların bir kısmınında soğuktan öldükleri görüldü. 2 Şubat 1920'de şehrin çok yanını Fransızlar ateşe verdiler. Mahalle ve sokak aralarındaki 3-5 kişilik grublar, düşmanlarla kıyasıya kama, balta ve satırlarla çatışmaya başladılar. Kadınlann çığlıkları, çocukların ağlamaları, savaşla birlikte dondurucu soğukların etkisi tüm yürekleri dağlayan ayrı bir yara idi. Bu arada Fransız askerleri ellerine geçirdikleri kişileri kadın, çoluk, çocuk ve yaşlı demeden acımasızca işkence ve zulüm ederek katlediyorlardı. 6 Şubat 1920'ye kadar şehir içi çete savaşları bütün şiddeti ile devam etti. Her sokak arasında 3-4'er kişilik sokak muharebeleri olağan hale geldi. Hemen hemen her sokak ve mahalle aralarında cesetlere rastlanır oldu. Barut, yangın, ceset kokusunun yanında iniltiler, bağırışmalar, sızlanmalar şehrin havasını büsbütün karartmıştı. Kahramanmaraş'ın ve Kahramanmaraşlılar'ın üzerine adeta bir karabulut gibi hüzün ve kabus kaplamıştı. Çaresizlik içerisinde kalan Kahramanmaraşlılar bir yandan acımasızca olagelen savaş, bir yandan da karakış soğuğuna karşıda olsa ümitlerini yitirmediler. Belediye Dairesi, Mevlevi Dergahı ve Türk dükkanlarının çoğu Ermeniler tarafından ateşe verilerek yakıldı. Kuva-i Milliyeciler çocukların yakın köylere taşınmasını söylediler. Halkın bir kısmı çocuklarını çevre köylere koymak için yola koyulunca, halk arasında bir de panik koptu. 6 Şubat 1920'de Bertiz ve Yenicekale çeteleri düşman kışlasını kuşatarak ablukaya aldılar. Fransızlar'a yardım geleceği haberide ortalığa yayıldı. Bu sırada üsteğmen Hamdi Efendi ve süvari bölüğü komutanı Kamil Bey'de şehre geldiler. Tuzhan, Türklerin eline geçti. Hırlak Avadisin evi Mıllış Nuri tarafından yakıldı. Mıllış Nuri'de Ermenilerle savaşırken şehit edildi. Kırklar Kilisesi'de çeteler tarafından yakıldı. 7 Şubat 1920 günü Albay Normand komutasındaki 300 kişilik Fransız birliği yardım için Erkenez çayı kenarına gelerek karargah kurdular. Yanlarında getirdikleri 4 adet topla şehri bombalamaya başladılar. Bir yandan da Mercimektepe'den şehri bombalamayı sürdürüyorlardı. Şehir tamamen iki top ateşi arasında kalmıştı. Diğer yandan da Fransız Askeri Kışla'sından da destek sağlanıyordu. İslahiye'den gelen Fransız Birliği'ne Yörükselim Bey ve müfrezelerinin karşı koymalarına rağmen, Fransızlar pek etkilenmediler. İki ateş arasında kalan Kahramanmaraşlılar, çocukları ve hastaları çevre köylere taşımaya başladılar. Halk dilinde bu duruma ‘kaç kaç’ diye söylenir. Maraş Müdafai Hukuk Reisi Arslan Bey, geri çekilmenin şehirde büyük bir katliama sebebiyet vereceğini ve yolun Sivas'a kadar açılmasının sebebiyet vereceğini söyleyerek, direnmenin devam etmesini ısrarla söyledi. BOMBA YAĞDIRDILAR 9 Şubat 1920 günü Fransızlar şehri aralıklarla tekrar bombalamaya başladılar. Şehrin çok yerini yakıp yıktılar. Şehirdeki halk arasında açlık ve kıtlık tehlikesi de başgöstermeye başladı. Kılıç Ali Bey ve emrindeki çeteler Kümbet Kilisesi'ni ele geçirerek, Ermenilerin bazılarını da esir aldılar. 10 Şubat 1920'de Kahramanmaraş'ın ileri gelenleri, Doktor Mustafa ile bir toplantı yaparak; ‘soykırım olabileceğini, teslim olmaktan başka çare kalmadığını’ belirttiler. Doktor Mustafa da şehrin bazı ileri gelenlerine ve halka bu duygularından vazgeçmelerini ve direnmelerini söyledi. Doktor Mustafa'ya göre; er geç Kahramanmaraşlılar başarıya ulaşacaktı. DÜŞMANA AĞIR DARBE Bu sırada Fransızlar'da Kahramanmaraşlılardın bu büyük dirençleri ve karşı koymaları karşısında iyice ümitsizliğe düştüler. Fransızlar'da çaresizlik içerisinde şehri terketmeyi düşünüyorlardı. Aynı gün Doktor Mustafa, yanında emir eri olduğu halde, Amerikan Koleji'ne gelerek General Kueratte ile görüştü. Görüşmeden sonra geri dönüşünde emir eri ile birlikte Ermeniler tarafından Alman Hastanesi yakınında pusuya düşürülerek şehit edildi. Doktor Mustafa'nın şehit edilmesi, şehrin hemen her yanında anında duyuruldu. Doktor Mustafa'nın şehit edilmesi haberi Fransızlar ve Ermeniler arasında adeta bir şok etkisi yaptı ve büyük bir panik yaşandı. Çünkü, Kahramanmaraşlılar'ın son anda topyekün Fransızlar ve Ermeniler üzerine yürüyerek heran büyük bir katliam yapabileceklerinden çekinmeye başladılar. Doktor Mustafa, Kahramanmaraşlılar'ın o anda lideri ve en sevilen kişilerin başında geliyordu. Fransızlar ve Ermeniler'de bunun şuuruna vardılar. Zaten, Doktor Mustafa'nın da Ermeniler tarafından katledilmesi, bardağı taşıran son damla oldu. DÜŞMAN SONUNDA ANLADI Fransız ve Ermeniler; Kahramanmaraşlılardın vatanından, milletinden, namusundan, bayrağından, dininden, kutsal kitabından hiçbir zaman taviz vermeyen, örf adet ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir toplum olduğunu anladılar. 11 Şubat 1920 gecesi Fransızlar ve Ermeniler, Kahramanmaraşlıların bu durumlarını bildikleri için birden ateş keserek kaçma hazırlığı yaptılar. Aynı gece kim tarafından ateşe verildiği henüz kesin olarak bilinmemekle birlikte, Fransız askeri kışlası yanmaya başladı. Bununla birlikte içindeki cephaneler de ateş alarak yanmaya ve patlamaya başladı. Gece yarısı apar topar kaçmaya başladılar. Bu sırada Kahramanmaraşlılar da ışıkları söndürerek heran bir baskın olabileceğini düşünüyorlardı. Nitekim, geceleyin sabaha karşı Fransız ve Ermeniler, bazı evleri ateşe vererek kaçmaya başladılar. Bunun üzerine bıçağını, baltasını, tabancasını, kazma ve küreğini kapan Kahramanmaraşlılar bunların peşlerini bırakmadılar. 12 Şubat 1920 günü sabaha karşı, şehir Fransızlar'dan ve Ermeniler'den tamamen temizlendi. Fransızlar İslahiye'ye kadar kaçtılar. Kaçamayan ve yakalanan 100 civarındaki Ermeni ve Fransız da Türkler tarafından esir edildiler. 22 GÜN SÜRDÜ 22 gün 22 gece süren Kahramanmaraş Kurtuluş Savaşı 12 Şubat 1920 günü sabah namazı sularında resmen sona erdi. Artık savaş bitmişti. Bütün Kahramanmaraşlılar ve civar köylerden gelen binlerce vatansever, cefakar Kahraman-Gaziler sabahın erken saatlerinde şehrin merkezine toplanarak, sevinç gözyaşları içinde birbirlerine sarıldılar. Kucaklaştılar. Birbirlerine sarılarak sevinç gözyaşları ile herkesin adeta ağladığı görüldü. Kardeşliğin, birlik ve beraberliğin Türk gurur ve şuuru ile Islam ahlakının en güzel örnekleri burada sergilendi. İkramlar, sevinçler, saygınlık, sevgi, bağlılık, Türk örf adetleri ile millet sevinçten adeta coştu. Artık acılı günler geride kalmıştı. İnançlı, azimli ve şuurlu Kahramanmaraşlılar'a yan gözle bakan düşmanın gözünün her zaman oyulacağı söylendi. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü altın harflerle tarihe geçiren Kahramanmaraşlı sevincinin haklı gururunu yaşıyordu artık. Bu coşku ve sevgi yumağı öğle sonuna kadar artarak devam etti. AğıtIar yakıldı, türküler söylendi, folklorik yöre oyunları sergilendi. Evlerden halka ikramlar dağıtıldı. BAYRAM GİBİ KUTLANDI O günden sonra her yıl 12 Şubat günü köylüsü ile mahallelisi ile hep bir olup el ele vererek kucaklaşma, sevinç, bayram yapılması gelenek haline getirildi. 12 Şubat Kahramanmaraş Kurtuluş Bayramı'nın devlet töreni ile de her yıl kutlanması kararlaştırıldı. Bu nedenle, her yıl 12 Şubat günü Türkiye'nin en görkemli ve muhteşem Kurtuluş Bayramı Kahramanmaraş'ta kutlanmaya başlandı. Kahramanmaraş Kurtuluş Bayramı'nın şehirde olduğu gibi bütün Türkiye'de de ayrı bir yeri ve önemi vardır. Maraşlılar'ın bu kahramanlıklanndan dolayı 1925 yılında T.B.M.M.'nin kararı ve Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın da onayı ile şehre İstiklal Madalyası verildi”
 

Ekli dosyalar

  • 1581483964893.png
    1581483964893.png
    292.3 KB · Görüntüleme: 2
Son düzenleme:
Üst