13.03.2020 Tarihte Bugün- 13 Mart;

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Akif Er
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Akif Er

Aktif Üye
Yönetici
Vip Üye
Katılım
8 Kas 2019
Mesajlar
311
Tepkime puanı
79
Puanları
28
13.03.2020 Tarihte Bugün- 13 Mart;

624Bedir Muharebesi gerçekleştirildi.
1781Güneş sisteminin yedinci gezegeni Uranüs keşfedildi. Alman kökenli İngiliz gökbilimci William Hershel, Uranüs gezegenini keşfetti.
1840Osmanlının resmî takvimi olarak Rumi Takvim kullanılmaya başlandı.
1899Mustafa Kemal, '1283' yaka numarasıyla Kara Harp Okulu'nun piyade sınıfına yazıldı.
1900Fransa'da çocuk ve kadınların çalışma saatleri, günde 11 saat ile sınırlandırıldı.
1916Mustafa Kemal Paşa'nın Mardin'e gelişi.
1919Kâzım Karabekir, Erzurum'da 15'inci Kolordu Komutanlığına atandı.
1926Mustafa Kemal Paşa'nın Falih Rıfkı Atay ve Mahmut (Soydan) beylere anlattığı hayat hikâyesi ve hatıralarının kısaltılmış şekli, Milliyet gazetesinde (Bugünkü Milliyet'le aynı değildir. 1935'ten itibaren Tan adıyla yayınlanan gazete) yayımlandı.
1938Nazi Almanyası Avusturya'yı resmen ilhak etti.
1940Finlandiya'nın teslim olması ile Kış Savaşı bitti.
1954Dien Bien Phu Muharebesi başladı.
1955Fenerbahçe-Galatasaray futbol maçında taraftarlar tribünde çatıştı, bir kişi öldü.
1983Beylerbeyi'nde restorasyonu süren tarihi İsmail Hakkı Efendi Yalısı gece çıkan yangında kül oldu. Yalının yanındaki 205 yıllık Beylerbeyi Camii'nin kubbesi de tamamen hasar gördü.
1988Ankara Devlet Tiyatrosu Şinasi Sahnesi açıldı.
1992Erzincan'da Richter ölçeğine göre 6.8 şiddetindeki depremde 653 kişi öldü.
1994İstanbul Boğazı'nda iki Rum gemisinin çarpışmasında yangın çıktı. 15 denizcinin öldüğü, 17 denizcinin kaybolduğu kaza sonucu denize yayılan petrol çevre kirliliğine yol açtı.
1996Efes Pilsen basketbol takımı Koraç Kupası'nı aldı.
1996İskoçya'nın Dunblane kasabasındaki Dunblane İlkokulunda okulu basan silahlı bir kişi 3 dakika içinde sınıf öğretmeni ve 5-6 yaşlarındaki 16 çocuğu öldürdü. Saldırıdan sonra saldırgan kendi kafasına kurşun sıkarak yaşamına son verdi.
2006ABD'de 11 Eylül saldırılarının tek sanığı olan Fas asıllı Fransız Zekeriya Musavi davasında tanıkların yalan söylemeye yönlendirildiği ortaya çıktı. Yargıç, tanıklıkları iptal etti ve duruşmayı askıya aldı.

Tarihte Bugün Doğanlar (13 Mart):
1733Joseph Priestley, İngiliz kimyacı ve filozof (ö. 1804)
1741II. Joseph, (1765-1790) döneminde Kutsal Roma-Germen imparatoru (ö. 1790)
1764Charles Grey, Britanyalı siyasetçi (ö. 1845)
1800Mustafa Reşit Paşa, Türk politikacı ve mimar (ö. 1858)
1889Albert William Stevens, ABD'li asker, baloncu ve ilk hava fotoğrafçılarından biri (ö. 1949)
1890I. İdris, Libyalı politikacı
1899John H. van Vleck, Nobel Ödülü sahibi ABD'li fizikçi (ö *1980)
1900Yorgo Seferis, Yunan şair Nobel Edebiyat Ödülü sahibi
1910Kemal Tahir, Türk roman yazarı ve düşünür (ö. 1973)
1911L. Ron Hubbard, ABD'li yazar (ö. 1986)
1916İsmet Bozdağ, araştırmacı, yakın tarih yazarı
1942Scatman John, ABD'li şarkıcı (ö. 1999)
1945Anatoli Fomenko, Rus matematikçi ve Yeni Kronoloji'nin yazarlarından biri
1950Haşim Kılıç, Türk hukukçu
1950William H. Macy, ABD'li sinema ve tiyatro oyuncusu.
1962Seyhan Erözçelik, Türk şair (ö. 2011)
1973David Draiman, ABD'li müzisyen
1973Killa Hakan, Türk Gangsta Rap şarkıcısı.
1983Erkan Veyseloğlu, Türk basketbolcu
1985Taner Sağır, Türk halterci
1985Liliane Tiger, Çek porno oyuncusu.
1985Emile Hirsch, ABD'li oyuncu

Tarihte Bugün Ölenler (13 Mart):
1881II. Aleksandr, Rus Çarı
1893Muallim Naci, Türk yazar ve şair (d. 1850)
1901Benjamin Harrison, ABD'li politikacı (d. 1833)
1915Sergei Vitte, Rus politikacı (d. 1849)
1938Nikolay Buharin, Sovyet siyasetçi (d. 1888)
1970Adalet Cimcoz, Türk dublaj sanatçısı ve yazar
1971Cevat Fehmi Başkut, Türk gazeteci ve oyun yazarı
1975İvo Andriç, Sırp yazar Nobel Edebiyat Ödülü sahibi(d. 1892)
1989Emin Fahrettin Özdilek, Türk asker ve politikacı (d. 1898)
1996Krzysztof Kieślowski, Polonyalı sinemacı ve yönetmen (d. 1941)
2006Maureen Stapleton, ABD'li aktrist (d. 1925)
2008Mehmet Gül, Türk milletvekili
2010He Pingping, Dünyanın en kısa boylu insanı

1584075062803.png
Bedir Muharebesi gerçekleştirildi. Bedir Muharebesi veya Bedir Savaşı, 13 Mart 624 M. tarihinde Müslümanların, Mekke'nin Kureyşli paganlarıyla yaptığı ilk savaştır.
Bedir, Medine’nin 160 km. kadar güneybatısında, Kızıldeniz sahiline 30 km. uzaklıkta, Medine-Mekke yolunun Suriye kervan yoluyla birleştiği yerde bulunan küçük bir kasaba idi. Halkı ise burada konaklayan kervanlardan hizmetleri karşılığında aldıkları parayla ve hayvancılıkla geçinen bedevîlerdi. Ayrıca kasabada her yıl zilkade ayının başından itibaren sekiz gün devam eden büyük bir panayır kurulurdu. Bedir Hz. Peygamber’in Mekkeli müşriklerle olan mücadelelerinde önemli bir yer işgal eder.

Hicretin 2. yılında (624) Kureyşliler’den birçok kimsenin katıldığı büyük bir ticaret kervanı Ebû Süfyân idaresinde Suriye’ye gitti. Hz. Peygamber bunu haber alınca ashabını topladı; kervandaki malların çokluğunu, buna karşılık muhafız sayısının azlığını onlara anlatarak bu kervanı Mekke’ye dönerken uğrayacağı Bedir’de ele geçirebileceklerini söyledi ve kendilerini sefere davet etti. Hz. Peygamber Medine’den hareketinden on gün önce Talha b. Ubeydullah ile Saîd b. Zeyd’i kervan hakkında bilgi toplamak üzere görevlendirdi; ancak onlar Medine’ye Bedir Savaşı’nın yapıldığı gün dönebildiler. Kervanın dönüş haberini başka bir kaynaktan öğrenen Hz. Peygamber, 12 Ramazan’da (9 Mart 624) yerine Abdullah b. Ümmü Mektûm’u bırakarak Medine’den hareket etti (daha sonra Ebû Lübâbe’yi vekil tayin edip Ravhâ’dan Medine’ye geri göndermiştir). Sancaktarlık görevine Mus‘ab b. Umeyr, Hz. Ali ve Sa‘d b. Muâz’ın tayin edildiği İslâm ordusunun sayısı, yetmiş dördü muhacir, geri kalanı ensardan olmak üzere 305 idi. Orduda yetmiş deve ve iki de at bulunuyordu. Çeşitli vazife ve mazeretleri sebebiyle muhacirlerden üç, ensardan beş kişi izinli sayılmış, daha sonra onlara da bu gazveye katılanlar gibi ganimetten pay verilmiştir.

Suriye’den dönmekte olan Ebû Süfyân Hicaz’a yaklaştığı sırada Hz. Peygamber’in baskın yapacağını haber aldı ve Kureyşliler’den yardım istemek üzere Damdam b. Amr el-Gıfârî’yi Maan’dan Mekke’ye gönderdi; kendisi de kervanın pusuya düşmemesi için Bedir’den uzak olan ve nâdiren kullanılan sahil yolunu takip etti. Ebû Süfyân’dan gelen haber üzerine Kureyş kabilesinin hemen bütün kollarından toplanan 1000 kişi Ebû Cehil kumandasında Mekke’den yola çıktı. Müşrik ordusunda 700 deve, 100 de at vardı. Kureyşliler Cuhfe’ye geldiklerinde Ebû Süfyân’ın habercisinden kervanın kurtulduğunu öğrenmelerine ve içlerinden bazılarının savaşa gerek kalmadığını söyleyerek geri dönmelerine rağmen hazırladıkları ordunun büyüklüğünü ve gücünü müslümanlara göstermek için yollarına devam ettiler. Öte yandan Bedir yakınında ordusuyla konaklayan Hz. Peygamber, kervan hakkında bilgi toplamak üzere Zübeyr b. Avvâm, Hz. Ali ve Sa‘d b. Ebû Vakkās’ı Bedir kuyularına gönderdi. O sırada Hz. Peygamber ve ashabı Kureyş ordusunun Mekke’den çıkıp Bedir’e geldiğini henüz bilmiyorlardı; Kur’ân-ı Kerîm de iki ordunun Bedir’e geldiklerinde birbirlerinden habersiz olduklarını ifade etmektedir (el-Enfâl 8/42). Zübeyr ile arkadaşları, Bedir’e yakın bir yerde konaklayan Kureyşliler’in Bedir Kuyusu’na su almak için gönderdikleri kölelerden ikisini yakalayıp Hz. Peygamber’in bulunduğu yere getirdiler. Bu kölelerin sorguya çekilmesi sırasında, Kureyş ordusu için her gün kesilen deve sayısından, düşman ordusunun 1000 kişi civarında olduğu tahmin edildi. Hz. Peygamber’in esirlerin ifadelerini tahkik için keşfe gönderdiği Ammâr b. Yâsir ile Abdullah b. Mes‘ûd, sabaha karşı Kureyş karargâhında büyük bir karışıklığın hâkim olduğu haberini getirdiler. Çünkü Kureyşliler, karargâha dönen diğer kölelerden müslümanların Bedir civarında bulunduğunu haber alınca büyük bir heyecana kapılmışlar ve baskına uğramamak için tedbir almaya başlamışlardı. Fakat o gece yağan şiddetli yağmur her iki tarafa da hareket imkânı vermedi.

17 Ramazan (14 Mart 624) Cuma sabahı her iki ordu erken saatlerde Bedir’e doğru yola çıktı (19, 21 ve 27 Ramazan tarihleri de rivayet edilmiştir). Hz. Peygamber Bedir kuyularına Kureyşliler’den daha önce ulaştı ve Habbâb b. Eret’in tavsiyesi üzerine, düşmanın geliş istikametine göre kendilerine en yakın kuyuyu bırakarak diğerlerini kumla kapattırdı. Fakat daha sonra Hz. Peygamber müşriklerin açık bırakılan kuyudan su almalarına izin vermiştir. Savaştan önce Hz. Peygamber, Câhiliye devrinde de elçilik görevini yürüten Adî kabilesinden Hz. Ömer’i Kureyşliler’e göndererek savaş yapılmadan Mekke’ye dönmelerini teklif etti. Fakat Kureyşliler savaşmakta ısrar ettiler. Eski Arap âdetine göre savaşı kızıştırıp başlatmak üzere Kureyşliler’den Esved b. Abdülesed el-Mahzûmî, müslümanlardan da Hz. Hamza meydana çıktılar. Hamza hasmını öldürdü. Bunun üzerine Kureyşliler’den Utbe, kardeşi Şeybe ve oğlu Velîd, İslâm ordusundan da Ubeyde b. Hâris, Hamza ve Ali meydana çıktılar. Hamza ile Ali hasımlarını öldürdükten sonra, ağır yaralanan ve daha sonra aldığı yaralardan dolayı şehid düşen Ubeyde’nin yardımına gidip Utbe’yi öldürdüler. Savaş mübârezelerin sonuçlanmasından sonra başladı ve ikindiye doğru müslümanların kesin zaferiyle sona erdi. Başta İslâm’ın ve Hz. Peygamber’in en büyük düşmanı Ebû Cehil olmak üzere yetmiş müşrik öldürüldü, yetmiş kişi de esir alındı. Buna karşılık müslümanlar sadece on dört şehid verdiler. Hz. Peygamber şehidlerin namazını kılarak onları defnettirdi; Kureyş’in ölülerini de gömdürdü. Müslümanların bu savaşta meleklerin yardımıyla desteklendiği Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça ifade edilmektedir (Âl-i İmrân 3/123-125; el-Enfâl 8/9-12, 17). Buna mukabil İslâmiyet’e karşı ısrarlı bir direniş gösteren Kureyşliler’in de Allah tarafından cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Duhân sûresinde yer alan “batşe-i kübrâ” (44/16), yani “şiddetli yakalayış” tabiriyle Bedir Savaşı’nın kastedildiği müfessirlerin çoğu tarafından kabul edilmektedir (bk.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
). Bu etkileyici ikaz Kureyş mensuplarının, müslümanlara karşı takip ettikleri siyasete olan güvenlerini sarsacak ve İslâm’a yaklaşmalarına vesile olacaktır.

Esirlere karşı iyi davranılmasını emreden Hz. Peygamber onlardan sadece ikisini, Ukbe b. Ebû Muayt ile Nadr b. Hâris’i, vaktiyle müslümanlara yaptıkları işkenceye karşılık ölüme mahkûm etti; diğer esirlere yapılacak muamele hususunda da ashabın görüşünü aldı. Hz. Ömer ve Sa‘d b. Muâz gibi bazı sahâbîler bunların en yakın akrabaları tarafından öldürülmesini, Hz. Ebû Bekir ise fidye karşılığında serbest bırakılmalarını teklif etti. Hz. Peygamber ikinci teklifi benimseyerek esirlerin malî durumlarına göre 1000-4000 dirhem arasında para ödemelerini şart koştu. Bazı esirlerin karşılıksız olarak, okuma yazma bilenlerin ise on müslümana okuma yazma öğretmeleri şartıyla serbest bırakılmaları kararlaştırıldı. Taksim sırasında ihtilâfa düşülmemesi için bütün ganimetler bir araya toplanarak savaşa katılanlar arasında eşit şekilde bölüştürüldü. Hz. Peygamber, Zeyd b. Hârise ile Abdullah b. Revâha’yı zaferi haber vermek üzere Medine’ye gönderdi, kendisi de ramazan sonu veya şevval başında ordusuyla birlikte Medine’ye döndü. Savaşı kaybettiklerini büyük bir üzüntüyle haber alan Mekkeliler Ebû Cehil’in yerine başkanlığa getirdikleri Ebû Süfyân ile birlikte müslümanlardan intikam almak için yemin ettiler.

Hz. Peygamber’in askerî dehasını, strateji ve taktik kabiliyetini gösteren Bedir Gazvesi, İslâm cemaatinin başta Medine olmak üzere bütün Arap yarımadasında büyük bir itibar kazanmasını sağlamış, böylece Hz. Peygamber İslâmiyet’i tebliğ için daha geniş imkânlara sahip olmuştur. Ehl-i Bedir ise günahlarının Allah tarafından bağışlandığı müjdesiyle bahtiyar olmuşlardır (bk. Buhârî, “Meġāzî”, 9, 46; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 161).

1584076543636.png
Güneş sisteminin yedinci gezegeniuranüs keşfedildi.13 Mart 1781 tarihinde Alman kökenli İngiliz gökbilimci William Herschel, Uranüs gezegenini keşfetti.
Uranüs, Güneş Sisteminin Güneş’ten yakınlık sırasına göre 7. gezegenidir. Çap açısından Jüpiter ve Satürn’den sonra üçüncü, kütle açısından bu iki gezegen ve Neptün’ün ardından dördüncü sırada gelir. Adını Yunan mitolojisi’ndeki gökyüzü tanrısı Uranos’tan alır.

Uranüs’ün kütlesi Dünya’nınkinin 15 katı, hacmi ise 63 katıdır. Uranüs’ün çevresinde ince, keskin hatlı ve koyu renkli 10 halkanın olduğu tespit edilmiştir. Halkaların tümü, yaklaşık 1 m çapında koyu renkli kaya benzeri parçalardan oluşmaktadır. Bunların yapısı henüz belirlenememiştir. Uranüs, kutbu güneşe bakacak şekilde tekerlek gibi döner. Böylece etrafındaki halkalar da dik olarak onunla birlikte döner.
Uranüs’ün 27 uydusu bilinmektedir. Jüpiter ve Satürn’den sonra en fazla uyduya sahip olan gezegendir.
 
Son düzenleme:
Geri
Üst