14.01.2020 Tarihte Bugün- 14 Ocak;

Emrah Burulday

Administrator
Yönetici
3 Ağu 2019
417
135
43
14.01.2020 Tarihte Bugün- 14 Ocak;
1539Küba, İspanya'nın sömürgesi oldu.
1897İsviçreli Matthias Zurbriggen, Aconcagua zirvesine tırmanan ilk kişi oldu.
1900Giacomo Puccini'nin Tosca operası Roma'da ilk kez icra edildi.
1907Jamaika'da deprem: 1000'den fazla kiş öldü.
1914Altay Spor Kulübü kuruldu.
1920Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışını kutladı.
1923Mustafa Kemal, Batı Anadolu'da geziye çıktı.
1923Londra - New York arası ilk telefon görüşmesi yapıldı.
1923Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, İzmir'de öldü.
1924Türkiye'de Askerlik süresi 18 aya indirildi.
1926Borçlanma Kanunu TBMM'de kabul edildi.
1932Amerika Birleşik Devletleri'nde işsizlerin sayısının 8,2 milyona ulaştığı açıklandı.
1938T.C. Dışişleri Bakanlığı kuruluş kanunu kabul edildi.
1938Türkiye-Irak-İran-Afganistan arasında aktedilen Sadabat Paktı, TBMM'de onaylandı.
1938Norveç, Antarktika'nın Kraliçe Maud Toprakları olarak anılan bölgesi üzerinde hak iddia etti.
1941İstanbul Valiliği, Üniversite Talebe Birliği tüzüğünü onayladı; Talebe Birliği faaliyete geçti.
1943Sir Winston Churchill, Franklin Roosevelt ve Charles De Gaulle Kazablanka Konferansı'nda bir araya geldiler.
1945Ekmek istihkakı kişi başına 450 grama çıkarıldı.
1950Sovyetler Birliği'nde MiG-17 jet uçağının ilk prototipi uçuş denemesini tamamladı.
1953Josip Broz Tito, Yugoslavya Devlet Başkanı oldu.
1954ABD'li sinema oyuncusu Marilyn Monroe, beyzbol oyuncusu Joe Dimaggio ile evlendi.
1962ABD uzay aracı Mariner II, Venüs'ün ilk yakın çekim fotoğraflarını dünyaya gönderdi.
1963Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, Birleşik Krallık'ın Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) girmesine karşı çıktı.
1964Meclis, Ortak Pazar anlaşmasını onayladı.
1969Amerika Birleşik Devletleri uçak gemisi Enterprise'da, Hawaii açıklarında patlama meydana geldi: 25 ölü.
1970Türk Lirası 1211 sayılı kanuna göre çıkarıldı.
1970Mahkum aileleri "genel af" için yürüyüş yaptılar.
1975Tüm Üniversite, Akademi ve Yüksek Okullar Asistanları Birliği (TÜMAS) kuruldu.
1983Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e fahri profesörlük ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin fahri hukuk doktorluğu unvanları verildi.
1985Martina Navratilova, kendisinin 100. tenis turnuvasını kazandı.
1987Uluslararası Ticaret Odası Vehbi Koç'u "Dünyada Yılın İşadamı" seçti.
1993Nubar Terziyan, Ankara Uluslararası Film Festivali'nde "Emek Ödülü"ne değer bulundu.
1994Bill Clinton ile Boris Yeltsin, füzelerin herhangi bir ülkeye hedeflenmesine son verilmesi ve Ukrayna'nın nükleer silah stoğunun yok edilmesi üzerinde anlaştılar.
1994Dört şehirlerarası yolcu otobüsüne yerleştirilen bombaların patlaması sonucu 3 kişi öldü, 17 kişi yaralandı. Eylemleri PKK'nın (Kürdistan İşçi Partisi) askeri kanadı ARGK (Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu) üstlendi.
1995İlk kez verilen Uluslararası Nazım Hikmet Şiir Ödülü, İstanbul'da yapılan bir törenle Lübnan'lı şair Adonis'e verildi.
1998Bir Afganistan kargo uçağı güneybatı Pakistan'da bir dağa düştü: 50 kişi öldü.
2000Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, beş Bosnalı Hırvat'ı, 1993 yılında Ahmiçi köyünde en az 103 Müslüman'ın katledilmesiyle ilgili olarak 25 yıl hapse mahkûm etti.
2005Avrupa Uzay Ajansına (ESA) ait Huygens adlı uzay sondası Satürn'ün uydusu Titan'ın yüzeyine indi.
2005Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti harekatına katılarak, Kabil Çok Uluslu Tugay Komutanlığı görevini 27 Ocak'ta 6 ay süreyle üstelenecek 28'inci Mekanize Piyade Tugayı için uğurlama töreni düzenlendi.
2007Venezuela'ya ait, Panama-Karakas seferini yapan çift motorlu bir yolcu uçağı, Kolombiya'nın kuzey doğusunda düştü: 14 kişi öldü.

Bugün Doğanlar (14 Ocak);
1850Pierre Loti, Fransız romancı (ö. 1923)
1875Albert Schweitzer, 1952 Nobel Barış Ödülü sahibi Alman din bilgini, filozof, misyoner doktor (ö. 1965)
1896John Rodrigo Dos Passos, ABD'li yazar
1919Giulio Andreotti, 1972-1992 arasında pek çok kez başbakanlık yapmış, önde gelen İtalyan hıristiyan demokrat siyasetçi
1925Yukio Mishima, Japon yazar
1932Carlos Borges, Uruguaylı futbolcu
1940John Castle, İngiliz oyuncu
1941Faye Dunaway, ABD'li sinema oyuncusu
1954İlyas Salman, Türk sinema, tiyatro, dizi oyuncusu, yönetmen ve köşe yazarı.
1965Şamil Basayev, Çeçen lider (ö. 2006)
1970Fazıl Say, Türk piyanist ve besteci
1973Giancarlo Fisichella, İtalyan Formula 1 pilotu
1988Nissrin Dinar, Faslı atlet
1966Marco Hietala, Finlandiyalı müzisyen.
1969David Eric Grohl, Foo Fighters grubunun kurucusu
1981Pitbull, ABD' li müzisyen

Bugün Ölenler (14 Ocak);
1742Edmond Halley, İngiliz bilimadamı (d. 1656)
1898Lewis Carroll, "Alis Harikalar Diyarında" adlı fantastik romanıyla ünlü İngiliz yazar, matematikçi, mantıkçı (d. 1832)
1905Ernst Abbe, Alman fizikçi ve sanayici (d. 1840)
1923Zübeyde Hanım, Atatürk’ün annesi (d. 1857)
1940Meissner, Hicaz Demiryolu'nun başmühendisi , İstanbul'da öldü.
1941Kemal Seden, Türkiye'de ilk sinemayı açan ve filmcilik konusunda ilk girişimde bulunan, Kemal Film'in sahibi
1944Mehmet Emin Yurdakul, "Milli Şair" (d. 1869)
1957Humphrey Bogart, ABD'li sinema oyuncusu (d. 1899)
1961Barry Fitzgerald, İrlandalı aktör (d. 1888)
1970Asım Gündüz, Milli Mücadele komutanlarından (d. 1880)
1974Seyfi Demirsoy, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkanı.
1977Peter Finch, İngiltere doğumlu Avustralyalı aktör (d. 1916)
1977Anthony Eden, Britanyalı siyasetçi (d. 1897)
1977Anais Nin, Fransız yazar (d. 1903)
1986Enver Naci Gökşen, Türk yazar
1986Daniel Balavoine, Fransız şarkıcı (d. 1952)
1986Donna Reed, ABD'li aktris (d. 1921)
1987Turgut Demirağ, Türk yapımcı ve film yönetmeni (d. 1920)
1987Douglas Sirk, Alman asıllı ABD'li sinema yönetmeni (d. 1900)
1990Sabri Dino, Eski milli kaleci, işadamı, Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar etti (d. 1942)
1992Yadigar Ejder, Türk sinemasının figüran oyuncusu (d. 1947)Bugün bile zevkle filmlerini izlediğimiz oyuncu vefasızlık sonucu taksim parkında donarak hayata gözlerini yumdu.
1994Nubar Terziyan, Türk sinemasının karakter oyuncusu (d. 1909)
1996Onno Tunç, Ermeni asıllı Türk vatandaşı müzisyen, besteci, tek motorlu uçağının Armutlu'da düşmesi sonucu öldü.
1998Safiye Ayla, Türk sanat müziği sanatçısı (d. 1907)
2006Shelly Winters, ABD'li sinema oyuncusu (d. 1920)
2007Michael Brecker, Amerikalı ünlü caz müzisyeni tenor saksafoncu kan kanserinden öldü.
2007Darlene Conley, Amerikan aktris. (d. 1934)
2009Ricardo Montalbán, Meksika asıllı ABD'li aktör (d. 1920)

440px-Venus,_Earth_size_comparison.jpgGeçmişten günümüze kadar, Venüs’e gönderilen uzay araçları sayısı toplamda 40’a ulaşmıştır. Bunlardan 25’i başarılı olurken, diğer 15 uzay aracı fırlatılış esnasında ve uçuşu sırasında aksaklıklar sebebiyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyeler Birliği’nin çekişmesinin kulvarlarından biri olan
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
, ilk kimin uzay aracı indireceği konusunda epey çekişmeye sebep olmuştur. ABD, uzay yarışını Sovyetler Birliği’nin Ay’a ilk uzay aracını indirmesiyle kaybetmiş gibi görünse de, devamında Venüs ve Mars’a ilk ulaşan uzay araçlarına sahip olması ile durumu daha çekişmeli hale getirmişti.

Venüs’e ilk uzayı gönderme denemesi 4 Şubat 1961 tarihinde Sovyetler Birliği tarafından yapılmıştır. Tyazhely Sputnik isimli bu uzay aracı elektronik arıza sebebiyle platformdan ayrılamamıştır. Bunun üzerine 8 gün sonrasında gerekli işlemler tamamlandıktan sonra 12 Şubat 1961 tarihinde Venera 1 ismini verdikleri uzay aracı ile tekrar bir deneme gerçekleştirmişler, bu sefer Dünya atmosferinin dışına da çıkarmalarına rağmen Dünya’dan 100 bin kilometre mesafede bilgi aktarımı kopmuştur.

Rusya'nın Venüs'e gönderdiği ilk uzay aracı olan Venera 1'in görünümü

Venüs’e gönderilen ilk uzay aracı: Venera 1
ABD cephesi buna karşılık olarak yaklaşık bir yıl sonrasında ilk denemesini 22 Temmuz 1962 tarihinde Mariner 1 ile gerçekleştirdi. Fakat uzay aracının kılavuz sisteminden gelen komutlara düzgün cevap vermemesinden ötürü kalkışından 5 dakika sonrasında güvenli olarak patlatılma kararı alındı. Bir başarısız denemenin ardından Mariner 2 uzay aracı ile 27 Ağustos 1962’de ilk başarılı Venüs uçuşu yapıldı. Yaklaşık 35 bin kilometre mesafeden gezegenin sıcaklığının 428 °C olduğu, atmosferinde su buharına rastlanmadığı rapor edildi. Uzay aracı ile daha fazla bilgi edinilmeye zaman kalmadan, 3 Ocak 1963 tarihinde bağlantı koptu.


Venüs’e İlk İniş
ABD’nin Venüs’e yakın uçuşu gerçekleştirmesiyle beraber, Venüs’e gönderilen uzay araçları bir süre beklemeye alındı. Çünkü artık daha önce yapılmayan bir şeyin denenmesi gerekiyordu. O da Venüs’ün yüzeyine uzay aracı indirmekti. Bu konu üzerine denemeler yapan Sovyetler Birliği, Venera 2 ve Venera 3 isimli iki uzay aracını Venüs gönderdi. Venera 2, Venüs’e 24 bin kilometreye kadar yaklaşmış. Fakat arızalanarak iletişimin kopmasıyla, tüm ümitler tek uzay aracına kalmıştı.

Venera 2-3 Uzay Araçlarının Görünümü

Venera 2-3 Uzay Araçlarının Görünümü
Sovyetler Birliği, bunu başarırsa ABD’yi uzay savaşında yenmiş olacaktı. Ve bütün başarısızlıkların ardından beklenen olay sonunda gerçekleşti. Venera 3, Venüs yüzeyine yerleşen ilk uzay aracı olmuştu. Hatta, Dünya harici bir gezegenin yüzeyine indirilen ilk uzay aracı Venera 3 olmuştu. Fakat, Venüs’ün atmosferinin yoğunluğundan dolayı uzay aracı hasar aldı ve herhangi bir bilgi geri dönüşü yaşanmadı.

Venüs’ün Atmosferi Hakkında Daha Fazla Bilgi
Venüs’e uzay aracı indirmek ile işlerin bitmeyeceğini anlayan ABD ve Sovyetler Birliği Venüs’ün zorlu atmosfer şartlarına dayanabilecek bir uzay aracı yapmak için kolları sıvadılar.

Son gönderdiği uzay aracının ardından 2 yıl geçen Sovyetler Birliği, Venera 4 ile daha farklı bir şekilde deneme kararı aldı. Venera 4, Venüs’ün atmosferine termometre ve barometre araçlarını indirecek ve kendisi yörüngedeyken bilgi toplayacaktı. Ve kısmen başarılı oldu. Venüs’ün atmosfer sıcaklığının yüzeye doğru inildikçe 40°C den 280°C ye ulaştığı, atmosfer basıncının ise dünyanın atmosfer basıncının 15-22 katı arasında olduğu ölçüldü. Ayrıca atmosferin çoğunluğunun karbondioksitten barındırdığı keşfedildi.

Venera 4 uzay aracının kapsül bölümü

Venera 4 uzay aracının kapsül bölümü
ABD, Sovyetler Birliği ile aranın fazla açılmaması amacıyla basit bir plan yaparak, yüzeye inmek yerine yüzeyden 4000 kilometre yüksekliğe bir uzay aracı yerleştirerek ölçümlerde bulunmak istedi. Mariner 5 uzay aracı ile yaptığı ölçümlerde bu yükseklikteki sıcaklığın ortalama 267°C olduğu bilgisini elde etti.

Fakat Venüs’ün atmosferi hakkında günümüzdeki bilgimize en yakın bilgiyi Sovyetler Birliği’nin Venera 7 isimli uzay aracı sağladı. Venera 7, Venüs yüzeyine indikten sonra 23 dakika boyunca zayıf bir şekilde sinyal verdi, yine de ölçümlerini ulaştırdı. Uzay aracına göre sıcaklık 475°C, atmosfer basıncı ise dünyanın 90 katı olarak hesaplandı.

Venüs’ün İlk Görüntüleri
Venüs’ün atmosferi ile ilgili daha fazla ilginç bilgi edinmenin zor olduğunun farkına varan iki ülke, bu sefer de Venüs’ün neye benzediğini göstermek için yarışa girdiler. Ve bundan sonraki uzay araçlarının bazılarına kamera eklediler.

Venüs’ün fotoğraflarının çekilmesi için ilk adımı Sovyetler Birliği attı. Venera 8 isimli uzay aracında soğutucu bir sistem yerleştirerek, yüzeyde kalış sürelerini 50 dakikaya kadar çıkardılar. Ve bu aşamada, yüzeyde fotoğraf çekmeye uygun ortam olup olmadığını anlamak amacıyla, ışık ölçümü yaptı. Sonuç olumluydu ve artık kameralar gönderilebilirdi.

İlk görüntü ise, NASA’nın Merkür’e ulaşmak üzere gönderdiği Mariner 10 uzay aracı tarafından çekildi. Üzerinde bulunan ultraviyole kameralar ile çekilen görüntü pek bir şey vadetmiyordu.

Mariner 10 tarafından çekilen Venüs'ün ultraviyole görüntüsü


Venüs’ün Mariner 10 uzay aracı tarafından çekilen ultraviyole yakın geçim görüntüsüMariner 10 hızlı düşünülmüş ve amacın Venüs olmadığı bir görev ile gelen görüntü ile bir süre astronomi dünyasını oyalamış olsa da, asıl hamleyi Sovyetler Birliği 8 Haziran 1975 tarihinde, Venüs’ün yüzeyini görüntülemek amacıyla gönderdiği Venera 9 ile gerçekleştirdi. Venera 9, Venüs’ün yüzeyine iniş yaptıktan 2 gün sonra gönderdiği fotoğraf ile Dünya harici bir gezegenin yüzeyinden fotoğraf gönderen ilk uzay aracı olarak tarihe geçti.

Venera 9 - Venüs'ün Yüzey Fotoğrafı

Venera 9 uzay aracı tarafından çekilen Dünya harici bir gezegenin yüzeyinden çekilen ilk fotoğraf olma özelliğine sahip Venüs yüzey görüntüsü
Venera 9’un ardından yaşanan bir takım benzer veya başarısız denemenin ardından Venera 13 uzay aracı ile, Venüs’ün yüzeyinin ilk renkli ve panaromik fotoğrafı çekildi. Venera 13, Venüs’ün atmosfer şartlarına 127 dakika dayanabildi.

Venera 13 Venüs yüzeyinin ilk renkli fotoğrafı

Venera 13 uzay aracı tarafından çekilen Venüs’ün yüzeyinin ilk renkli fotoğrafı (Üstteki fotoğrafın rengi Venüs’ün atmosfer etkisidir.)
Venera 13’ün ardından Venüs tamamen NASA’nın uzay araçları için inceleme bölgesi olmuştur. Ve günümüzde Venüs yüzeyi hakkında bilgilerini hala kullandığımız Magellan uzay aracı ile kapanışı yapmak en uygunu olacaktır. Çünkü 4 sene Venüs’ün yörüngesinde 100 metrelik bölümler halinde Venüs yüzeyin haritasını yüzde 98 oranında çıkarmıştır.

Şamil Basayev kimdir?
10 Temmuz 2006 günü şehid olan Çeçenistan'ın efsane komutanı ve Türkiye halkının yakından tanıdığı Şamil Basayev kimdir? İşte Şamil Basayev'in hayatı...
Şamil Basayev

14 Ocak 1965 günü Çeçenistan'ın Vedeno bölgesinin bir kaç kilometre ötesindeki Vedeno köyünde doğan Şamil Selmanoviç Basayev, ilkokul ve liseyi burada okudu.
Moskova üniversitesi makine mühendisliği bölümünü okuduğu esnada ikinci sınıfta devamsızlığı yüzünden okuldan ayrılma noktasına geldi ancak hatırı sayılır tanıdıkları sayesinde okula döndü ve 1987 yılında mezun oldu.
Bir süre İstanbul'da eğitim gören Şamil Basayev, daha sonra ticaretle uğraştı ve Terek Grozni futbol kulübünde kısa süre top koşturdu.
1991 yılına gelindiğinde Rusya'da siyasi çalkalanmalar başlamıştı. Zaten devrimci bir kişiliğe sahip olan Şamil Basayev bu durumu Müslümanların lehine çevirme yolları aradı ve derhal Moskova'ya doğru yola çıktı.
Burada arkadaşlarıyla gizli toplantılar yaptı ve konuşmalarında devrimin olması gerektiğini, bu durumun Müslümanların yararına olacağını anlattı. Nihayet 1991 yılının ortalarında Komünist Rusya yıkılmış yerine Rusya Federasyonu kurulmuştu.
Cevher Dudayev aynı yıl içinde generallikten istifa ederek anavatanı Çeçenistan'a gelmiş, 1991'in eylül ayında Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Devleti'nin bağımsızlığını ilan etmişti.
Şamil Basayev'de Çeçenistan'a gelerek bağımsızlığa tam destek vermiş ve zuhur edecek olan savaş münasebetiyle Abhazya'ya geçerek Kafkas Halkları Konfederasyonu'na (K.H.K) katılmıştı. Bir süre sonra Cevher Dudayev'in görevlendiği birliğiyle burada Azerbaycan'a gidip ve Ermenilerle savaştı. Aylar sonra Müslüman direniş unsurları arasında nifak tohumu ekildiğini gören Şamil Basayev Çeçenistan'a geri döndü.
Çeçenistan bağımsızlık mücadelesinin tüm dünyada duyulması için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Şamil Basayev bunun için bir plan yaptı. Cevher Dudayev'in planı onaylamasının ardından 4 gözü kara arkadaşıyla Dori havaalanına doğru yola çıktı ve buradaki görevlilere bir miktar rüşvet vererek içi silah dolu çantayı kontrolden geçirmeden uçağa ulaştırdı.
Yolculuğa başladıktan biraz sonra uçak ele geçirmişti. Ankara Esenboğa havaalanında kendisinin ve arkadaşlarının sağ salim Çeçenistan'a gönderilmesi şartının kabul görmesinden sonra yolcuları serbest bırakan Şamil Basayev, görevini başarıyla tamamlamanın verdiği keyifle ülkesine döndü.
Artık bütün dünyanın gözü bir anda Cevher-Şamil ikilisine dönmüştü. Artık Çeçen davası haber bültenlerine konu olmaya başlamış ve istenilen olmuştu. 1992 yılında Cevher Dudayev'den yeni bir görev alan Şamil Basayev, yüz kişiden biraz fazla birliğiyle Gürcü işgali altındaki Abhazya'ya geçmiş, Kafkas Halkları Konfederasyonun genel komutanı olmuştu. Komutan Şamil Basayev bu savaşta yaptığı başarılı çalışmalarla Abhaz halkının gönlünde taht kurmuştu.
(Abhaz-Gürcü savaşı Şamil Basayev'in Türkleri tanıdığı ilk savaştır. Burada; Efkan Çağlı, Vedat Akar, Zafer Alış, Bahadır Özbağ ve Hanefi Aslan gibi kafkasya kökenli Türkiyeli savaşçılarla tanışmıştı. Şamil Basayev, yıllar sonrada birçok Türkiyeli mücahidle tanışacak hatta ailesini bile Türkiyelilere emanet edecekti.)
Abhazya savaşı bittikten sonra 'Halkın Kahramanı' madalyası alan Şamil Basayev, Abhazya Savunma bakanlığına getirildi. Yaklaşık bir ay sonrada Abhaz bir bayanla evlendi. Masa başında oturmayı kendine yakıştıramayan Şamil Basayev, göreve geldikten bir yıl sonra istifa etti ve Çeçenistan'a geri döndü.
Şamil Basayev, 1994 yılına gelindiğinde tamamı kendi birliğinden olan mücahidleriyle Afganistan'ın Host Vilayetine gitti. Burada Afgan komutanlarla bir toplantı yapan Basayev, birliğini 5 gruba ayırdı. Mücahid birliklerini Nisan ve Mayıs aylarını içine alan ciddi bir askeri eğitimden geçirdi. Bu esnada Çeçenistan'da muhalif münafıkların silahlı faaliyetler içinde olduğu haberini aldı ve emrindeki birliğiyle hemen Çeçenistan'a döndü.
Burada Rus destekli muhalif hareketi bir kaç ayda başarıyla bastırdı. Takvimler 1995'i gösterirken Şamil Basayev'in Vedeno'daki evi Rus savaş uçaklarınca bombalanmış karısı ve çocukları da dahil olmak üzere ailesinden 11 kişi hayatını kaybetmişti. Buna rağmen yılmadan Cihada devam eden Şamil Basayev örnek alınması gereken biri olduğunu kanıtlamıştı adeta.
Saldırgan Rus ordusu Çeçenlere karşı tam bir katliama girişmişti. Şamil Basayev bu duruma derhal dur demeliydi. Dünya direniş tarihinin görüp görebileceği en çılgın operasyonu yapacaktı. Buna göre; 63 seçkin savaşçıyla Moskova'ya gidecek ve Kremlin'i ele geçirecekti.
İnce ve dahice bir plan yapan Basayev, Rusya'daki Çeçen mafyasıyla irtibata geçti ve Moskova'nın en işlek caddelerinin birine daha sonra koz olarak kullanmak için ciddi miktarda patlayıcı yerleştirdi.
14 haziran 1995 günü zorlu yolculuk başlamıştı. 10'a yakın kamyonda kamufle edilmiş 63 mücahid vardı. (Bunlardan birinin Türkiyeli olduğu iddia edilir.)
Bütün kontrol noktalarını rüşvetle geçen Şamil Basayev, Rusya'nın Nogay bölgesinin Budenovsk kentine gelince paralarının bittiğini anladı. Plan değişmişti Budenovsk hastanesi ele geçirilecek sonraki planlar buradan yönetilecekti.
Çok kısa sürede bulundukları kontrol noktası imha edildi. Hastane yakınlarındaki polis karakolu durumdan haberdar olduğunda her şey için çok geçti.
Mücahidlerin yarısı çoktan hastaneyi ele geçirmişti bile. İki üç saat içinde karakol imha edilmiş ve tüm mücahidler hastaneye çekilmişti. (Bu saldırı esnasında Şamil Basayev'e eşlik eden zamanın Çeçen mafyası lideri hayatını kaybetmiştir.)
Artık hastanedeki yaklaşık 5.000 Rus sivili mücahidlerin eline geçmişti. Şamil Basayev hiçbir sivile zarar vermemiş ve mücahidlerede bunu tembihlemişti. Hastanedekiler kendilerine terörist(!) olarak tanıtılan bu insanların ne kadar iyi olduğunu görmüş adeta kalpleri islama ısınmıştı. (Daha sonra bunlardan bazıları müslüman oldu.)
Paralı Özel Rus "alfa" ve "omon" birlikleri hastaneyi ele geçirmek için 4 defa acımasızca saldırdı ancak mücahidler bu saldırıları başarıyla geri püskürttü. Hastane bahçesi o gün askeri araç hurdalarıyla doluydu. Zamanın Rusya Federasyon'u Başbakanı Çernomirdin, Şamil Basayev'le günlerce süren pazarlıklar yaptı ve sonunda Çeçenistan'daki operasyonel faaliyetlere son verip tüm Rus askerlerini geri çekme isteğini kabul etmek zorunda kaldı.
Artık vatana dönme vakti gelmişti...
Şehid olan mücahidler için soğuk cenaze kamyonları ve Rus Duma'sından temsilci vekillerin olduğu otobüslerle yola çıkan Şamil Basayev sınırı geçer geçmez tüm esirleri serbest bıraktı fakat bu sivillerin bir kısmı geri dönmeyi reddetti. (Bu esnada müslüman olanların bir kısmı ilerde cihada iştirak etmiş ve şehid olmuşlardır.)
Takvim yaprakları 1996'yı gösterirken Şamil Basayev, Cevher Dudayev'in emriyle Çeçenistan İçkerya Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığına getirilmişti.
Ve fetih vakti yaklaşıyordu...
Şamil Basayev emrindeki mücahidler ve milis hakla kurulan orduyla savaşın kazanılmasına vesile olan meşhur Grozni operasyonunu yönetecekti. Geniş caddeleri ve yolları bloke ederek Rusları dar sokaklara sıkıştıran Şamil Basayev yüzlerce askeri aracı hurda yığınına çevirmişti.
Amerikalı bir muhabir o gün yaşanan olayları haber merkezine iletirken; "Grozni sokaklarında neler olduğunu bilemiyoruz ama bildiğimiz tek şey var oda her tarafın tank ve cemse hurdalarıyla dolu olduğudur" diyerek savaşın şiddetini ve Çeçen mücahidlerin başarısını bildiriyordu.
Nihayet Grozni operasyonları bitmiş Çeçen mücahidler binlerce Rus askerini moloz yığınlarının içine gömmüştü. Yaklaşık 11.000 kişilik orduyu ustaca yöneten Şamil Basayev rüştünü bir kez daha kanıtlamış ve tekrar tüm dikkatleri üzerine çekmişti.
Cevher Dudayev 21 nisan 1996'da binmek üzere olduğu aracının bombalanması sonucu şehid olmuştu. Dudayev'in şehadetinden sonra halkın bağımsızlık inancının ve ordunun birliğinin bozulmaması için Selimhan Yandarbiyev geçici olarak Cumhurbaşkanı oldu. Grozni operasyonlarından sonra savaş kesin olarak kazanılmış otoritenin tam olarak sağlanması için yeni bir seçime ihtiyaç duyulmuştu. Tecrübeli Selimhan 27 ocak 1997'de bir seçim kararı aldı. Bunun üzerine Şamil Basayev, Aralık 1996'da Çeçenistan İçkerya Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı görevinden istifa etti ve Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladı.
Seçimden önce 24 ocak 1997'de tüm komutanların ve halk önderlerinin katıldığı bir kongre yapılıyordu. Bu kongrede başkentin adının Cevherkale olarak değiştirilmesi kararı alınmıştı. Hatırlanacağı üzere Çeçenistan'ın başkentinin ilk adı Sölcakale'ydi ancak binlerce insanın katili Boris Yeltsin, Korkunç İvan lakaplı Rus çarı İvan Grozni'ye ithafen ve birazda milliyetçi Ruslardan oy kapmak için buranın adını Grozni olarak değiştirmişti.
Kongreye katılan herkes istisnasız olarak Cevherkale ismini kabul etmişti. Şüphesiz bunda; Şamil Basayev'in, Aslan Mashadov'un, Hamzat Gelayev'in, Selimhan Yandarbiyev'in, Dokka Umarov'un ve Hattab'ın payı büyüktü.
Bu kongreden 4 gün sonra beklenen seçimler yapılmış ve Şamil Basayev oyların % 23'ünü alarak seçimi kaybetmişti ancak oyların % 77 'sini alan yeni Cumhurbaşkanı Aslan Aliyeviç Mashadov'u ilk tebrik eden kişi olmuş ve makam tutkunu olmadığını bir kez daha kanıtlamıştı.
Aslan Mashadov'un atamasıyla Başbakan olan Şamil Basayev için yeni bir dönem başlamak üzereydi.
Allah'ın rızasını kazanmayı kendine ilke edinen Şamil Basayev, 1997 sonlarında Çeçenistan'ın Başbakanlık görevinden istifa etti. Böylece çalışmalarını daha rahat yapabilecekti. Çeçenistan'daki El-ensar mücahidlerinin genel komutanlığını yapan Hattab ile birlikte Dağıstan'dan gelen meşhur Dağıstanlı alim Abdurrahman önderliğindeki halk temsilcileriyle görüştüler ve başkent Cevherkale'de 26 nisan 1998 tarihinde "Çeçen-Dağıstan halkları kongresini" yapmaya karar verdiler.
Dağıstan'da işsizlik oranı hat safhadaydı ve yolsuzluk başını alıp gitmişti. Polis raporlarına göre Dağıstan Meclisi milletvekillerinin % 41'i sabıkalıydı. Zaten Müslüman bir halkı böyle temsilcilerin yönetmesi imkansızdı. 200 ‘den fazla Dağıstanlı alim, halk önderi ve entelektüel aydınların katıldığı kongrenin başkanlığına oyların tamamını alan Şamil Basayev getirilmişti. Başkan yardımcılıklarına ise Adollo Ali Muhammed, Movladi Udugov ve Tolgat İsmailov getirilerek bir meclis kurulmuştu.
Kongrede herkesin görüşü alınmış ve sonuç bildirgesi yayınlanmıştı. Birçokları bu kongreden yeni bir savaş kararı çıkmasını bekliyordu ancak sonuç bildirgesinin şu cümleleri her şeyi özetliyordu; "Allah yolunda yine onun rızası gözetilerek birleşilecek ve bütün Kafkasyalılar için birleşik Kafkasya evi aydınlığında işgalci Rusya'nın sahte neon ışıklarının karanlığa gömüldüğüne şahit olana kadar mücadele edilecektir.''
Şamil Basayev'in başkanlık imzasıyla yayınlanan bu bildiriden sonra her katılımcı kendi görevini almıştı. Alimler Makhamat adı altında Şer'i çalışmalar, İktisatçılar ekonomik çalışmalar, Şamil Basayev ve Hattab önderliğindeki güvenlikçiler ise askeri çalışmalar yapacaktı. Buna uygun olarak Çeçenistan'da bir askeri kamp açan Şamil Basayev ve Hattab, 600'den fazla mücahide ilmi ve cihadi eğitim veriyordu. (Bahsi geçen kampta 15 dolayında Türkiyeli mücahid vardı.)
1998 yılının Aralık ayı sonlarında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin önderliğinde Rusya Başbakanı, Rusya Genelkurmay Başkanı, Kara kuvvetleri komutanı, Savunma bakanı ve FSB Başkanı Vladimir Putin'in katıldığı Çeçenistan Devletinin meşruiyeti ve Dağıstan Halkları Kongresinin çalışmalarını görüşmek üzere gizli bir toplantı yapıldı. Toplantı sonunda (sözde) terör faaliyetlerinin bitirilmesi ve teröristlerin ortadan kaldırılması kararı alındı.
Bütün iş o zamanın FSB başkanı Vladimir Putin'e düşmüştü. Derhal FSB laboratuarlarında yeni bir Çeçenistan işgalini meşrulaştıracak "senaryolar" üretilmeye başlanmıştı.
Tarihler Şubat 1999'u gösteriyordu Çeçenistan meclisi toplanmış ve Aslan Mashadov'un önerisiyle Şeriat oylaması yapılmıştı. Fire verilmeden herkes evet demiş ve Çeçenistan'da Şeriat ilan edilmişti. Artık devletin adı Çeçenistan İçkerya İslam Devletiydi. Şeriat Mahkemeleri sorumluları olarak Dokka Umarov ve Abdulhalim Sadullayev atanmıştı.
Öte yandan Şamil Basayev'in liderliğini yaptığı Çeçen-Dağıstan halkları kongresi alimlerinin Makhamat adı altında yaptığı Şer'i çalışmalar sonuçlarını vermeye başlamış ve Güneydoğu Dağıstan'da iki köy şeriat ilan etmişti. Bu ilanın üzerinden sadece birkaç hafta geçmişti ki 9 ağustos 1999 günü Rus tankları bahsi geçen köyleri top atışlarıyla imha etti. Rus kuvvetleri daha sonra Çeçenistan-Dağıstan sınırına yönelerek Çeçen köylerini acımasızca bombalamaya başladı.Yüzlerce sivil Müslüman bu saldırılarda katledilmişti.
Artık bütün gözler Şamil Basayev ve Hattab'a dönmüştü.1999'un Ağustos ayı ortalarında mücahid komutanları acilen askeri bir şura yapmış ve Dağıstan'a fetih operasyonları düzenlenmesi kararı alınmıştı.
Şamil Basayev; "Bu savaş volgadan dona kadar tüm Müslümanlar kurtarılıncaya kadar sürecek. Bütün dünyayı alevler kaplasada bu cihada devam edeceğiz. Dünyadaki tüm Müslümanlar uyanıyor, savaş 20-25 yıl sürebilir. Tüm Rusya savaş alanı olacak ve nihai hedef Kudüs'ün Siyonist işgalinden kurtarılmasıdır'' diyerek bir anda tüm dünyanın dikkatinin kendisine ve Çeçenistan'a çevrilmesine neden olmuştu.
Plan basitti; Dağıstan'a girilecek ve oradaki Müslüman halkın mücahid kuvvetlere katılımlarıyla Rusya'nın saldırıları durdurulana kadar mücadele edilecekti. 17 Ağustos 1999 günü sayıları ikibine yaklaşan mücahidler Şamil Basayev ve Hattab'ın önderliğinde Dağıstana girmişti. Bu arada 16 Ağustos 1999 günü FSB başkanı Vladimir Putin görevinden alınmış ve yeni Başbakan olmuştu.
Mücahidler önlerine çıkan düşman unsurları tek tek imha ederek ilerliyordu ancak beklenmedik garip olaylar dizisi onları bekliyordu. Kongrede Şamil Basayev'e destek sözü veren halk önderleri FSB tarafından ciddi paralarla düşüncelerinden vazgeçiriliyordu. Buna razı olamayanlar ise esrarengiz bir biçimde öldürülüyordu!
Bir kaç ay sonra Dağıstan'dan çekilmek zorunda kalan mücahid birlikleri geride 1.600 Rus askerinin cansız bedenini ve bir çok askeri aracın, tankın ve helikopterin hurdalarını bırakıyordu. Şamil Basayev bu durumu; "Bizler toprak savaşı yapmadık geride binlerce Rus leşi ve hurda yığınları bıraktık, doğrusu bu bizim için bir zaferdir'' diyerek değerlendirmişti.
Tarihler 31 Ekim 1999'u gösterirken Rusya Federasyonu Başbakanı Putin ve Devlet Başkanı Yeltsin kameralar karşısına geçerek Çeçenistan'a karşı yeni bir savaş başlattıklarını duyuruyordu. Bu duruma bahane olarakta Şamil Basayev önderliğindeki direnişçilerin kendi topraklarına girerek askeri operasyonlar yaptıklarını ve böylece içişlerine karıştıklarını iddia ediyorlardı.
Ayrıca Volgograd ve Mahaçkalede bazı apartmanların ve bir alışveriş merkezinin bombalanmasından yine Şamil Basayev'i sorumlu tutuyorlardı. Ancak Şamil Basayev bu iftirayı bir video kaydıyla reddetti. Bahsi geçen apartmanlarda patlamalardan birkaç gün önce Rus polisleri ‘'rutin kontrol'' adı altında bir takım çalışmalar yapmış ve bu halktan sivil bir kişi tarafından gizlice görüntülenmişti. Bu durum, saldırıları Rus gizli servisi FSB'nin yaptığının apaçık göstergesiydi.
Rusya'nın savaş ilanı "Uluslararası Savaş Hukuku" kurallarına aykırıydı çünkü Şamil Basayev Çeçenistan'da resmi bir makamda değildi ve zaten bu münferit ilandan 21 gün önce bazı Çeçen köyleri Rus birlikleri tarafından bombalanıyordu.
Olaya bir diğer açıdan bakacak olursak Rusya ve Çeçenistan tarafları arasında 1996'da imzalanan Hasavyurt anlaşmasına göre 31 aralık 2001'e kadar bir nevi ateşkes imzalanmıştı. Ancak bu durum demokrasi aymazı medeni (!) ülkeler tarafından görmezden gelindi ve 3 ülkenin (Gürcistan, Rusya, Afganistan) tanıdığı bir ülkeye sanki içişleriymiş gibi müdahale edilmesine adeta kör, sağır ve dilsiz kaldı.
Artık savaş başlamıştı Rusya kara yüzünü göstermiş asker-sivil ayırt etmeden insan kıyımına başlamıştı. Sivil halka karşı Sovyetler döneminden kalma bazı kimyasal bombalarda kullanılıyordu. Şamil Basayev, Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov tarafından Genelkurmay Başkanlığına atanmış ve Doğu cephesi komutanlığını görevini üstlenmişti.
Allah'ın yardımı ve dillere destan Cevherkale (Grozni) savunması...
100.000 kişilik Rus ordusu zaten küçük olan Çeçenistan içlerine kadar girmiş ve başkent kapısına dayanmıştı. Çeçen mücahidler var güçleriyle direniyordu ama karşılarında adil bir şekilde savaş yapmak isteyen insanlar yoktu. İşgalci Rus ordusu önce uçakla bombalıyor sonra karadan ilerliyordu. Şamil Basayev öndeliğindeki mücahidler uzun süre işgal kuvvetlerine adeta kan kusturdu ancak bu şekilde bir sonuca varılamazdı Mücahid şura toplandı ve Cevherkale'den bir süreliğine çekilme kararı alındı.
Basayev'in emriyle Cevherkale'nin en işlek caddelerine ‘'Şimdilik gidiyoruz ama yakında geri geleceğiz'' yazan dövizler asılmıştı. Yaklaşık 11.000 mücahid birliği ve kadın, yaşlı ve çocuklardan müştekil 10.000 dolayında halk ile birlikte 3 kademeli 100.000 kişilik Rus ordusu kuşatmasını yarmak zorundaydılar.
Şamil Basayev önderliğinde mücahidler önlerine gelen engelleri aşarak adeta Rus generalleri şok ediyorlardı. Mücahidlerin cephanesi azalmaya başlamıştı ve işte tamda bu esnada Allah'ın yardımı ulaşmıştı.
Bir Arap mücahid o günü şöyle anlatıyor;
"Biz Emir Şamil ve Emir Hattab'la birlikte kuşatmayı nasıl yaracağımızı istişare ettikten sonra dağlara doğru çatışarak çekilme kararı aldık. Bunu bize büyük kayıplara mal olacağını biliyorduk fakat Şamil Basayev ve Hattab'ın üstün zeka ve kabiliyetine güveniyorduk.Gruplara ayrılıp dağlara doğru çatışarak çekilmeye başladık."Komutanımız Şamil Basayev ve Hattab her zaman en öndelerdi. Bu çatışmalar sırasında bir çok kardeşimiz şehid düştü ancak Ruslar bizden kat kat daha fazla kayıp veriyordu. Çekilme esnasında bir dağın yamacında boğazlanarak üst üste dizilmiş Rus cesetlerini görünce Allahın yardımının bizimle olduğunu anladık."
Kuşatma aşılmak üzereydi ancak Mücahid kuvvetlerin önüne bir mayın tarlası çıktı. Şamil Basayev mayın tarlasına beklendiği gibi en önde girdi. Biraz sonra insanlar tek şerit halinde onu takip etmeye başladılar tamda bu esnada Şamil Basayev bir mayına bastı ve ayağının iki parmağını kaybetti. Bastığı mayın "Butter fly" bombasıydı.(tüm vücudu yakarak yavaşca ilerleyen türden)
Komutan Hattab bu durumu fark etti. Daha sonra doktorlar, Basayev'in ayağını bilek hizasından kesip bir yıl süren tedavi sürecine tabi tuttular. Şamil Basayev'in bu kahramanperver hareketi mücahidlerin davalarındaki samimiyeti ve gözü karalığın bir göstergesiydi. Bir süre sonra sağlığına kavuşan Şamil Basayev cihada kaldığı yerden devam etti.(Bu esnada bir kitap yazdı)
Boris Yeltsin 31 Aralık 1999'da Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı görevinden istifa et(tiril)miş ve yapılan yeni seçimlerden Başbakan Putin galibiyetle çıkmıştı.
Törörizmle mücadele adı altında yeni kararlar alan Putin, Çeçenistan'daki savaş faaliyetlerini savunma bakanlığının elinden almış FSB servisine vermişti. Artık mücahidler Çeçenistan'da özel Rus birlikleriyle savaşıyordu. Bunlar; Federal Güvenlik Servisi(FSB), İçişleri Bakanlığı Özel Birlikleri(MDV), Dış İstihbarat Servisi(SVR), Federal Koruma Servisi(FSO) diye adlandırılan paralı birliklerdi. Tabi "alfa" ve "omon" birliklerini de unutmamak gerekiyor.
İlk olarak Çeçenistan'ın Hankale bölgesinde bir FSB karargahı kuruldu ancak Şamil Basayev'in onlara bir sürprizi vardı. 2000 yılının aralık ayı sonunda FSB karargahı bir şehadet eylemiyle tamamen imha edilmişti. Bu olay dikkatleri tekrar Çeçenistan'a çevirmişti böylece Şamil Basayev geri döndüğünü tüm dünyaya ilan ediyordu. 11 Eylül 2001 tarihinde Devlet Başkanı Vladimir Putin Çeçenistan'ı "Basın Kapalı Bölge" ilan etmiş ve tüm basın mensuplarının akreditasyon kartlarını iptal etmiştir. Böylece Çeçenistan resmen kapalı kutu konumuna geçmiştir. (Bugünde bu durum hala geçerlidir.)
Takvim yaprakları 23 Ekim 2002'yi gösterirken Şamil Basayev'in emriyle 40 kadar Çeçen mücahid ve mücahide, Rusya'nın başkenti Moskova'da Dubravko Tiyatrosuna Nort ost müzikali gösterimdeyken bir baskın düzenledi. Amaç işgalci konumundaki Rusya'yı barış görüşmeleri yapmaya zorlamaktı. Bu baskını Şamil Basayev'e bağlı közü kara komutanlardan Ruslan Barayev yönetiyordu. Kendisi efsane Çeçen komutan Arbi Barayev'in öz yeğeni ve as savaşçısıydı.
İlk olarak binadaki tüm çocuklar ve Müslümanlar tahliye edildi. 712 kişilik esir sayısı 600'e düşmüştü. Rus güvenlik güçleriyle telefon görüşmesi yapıldı. Mücahidlerin isteği açık ve netti. Onlar "savaşın derhal durdurulması ve barış görüşmelerinin başlatılmasını" istiyordu. Ancak Putin ‘hepsini öldürün' emrini verdi ve baskından birkaç gün sonra tam olarak 26 Ekim 2002'de paralı Rus Özel Birlikleri zehirli gaz kullanılarak binadaki 178 kişiyi öldürdü (Baskındaki tüm mücahid ve mücahideler şehid edildi.)
Çeçenistan'ı hukuksuz bir şekilde işgal edip sivil-asker ayırt etmeden katleden Rusya ve vurdumduymaz lideri Putin, Çeçen mücahidlerin lideri konumundaki Şamil Basayev ve Aslan Mashadov'un barış çabalarını halkını dahi katledecek kadar görmezden gelmeye başlamıştı.
Tarihler 2004'ün ilk aylarını gösterirken Şamil Basayev uzun zaman aradan sonra bir video yayınlamıştı. Bu video kaydında kendi hakkında çıkan dedikodulara ve Putin'in kendi hakkındaki sözlerine cevap veriyordu. Şamil Basayev; "Rusya'nın neler yaptığını neden görmüyorsunuz? 1 milyon nüfusumuzun 260, 000'i katledildi ve dahası onlar onbinlerce çocuk katletti. Bir o kadarını da sakat bıraktı! Kimyasal silahlar bile kullandılar. Hani nerede medeni dünya?" Diyerek tarihe geçen şu sözleri söylüyordu; ''Artık uygun gördüğümüz gibi savaşacağız, bizden durmamızı isteyen dünyaya gülüyor ve diyoruz ki bugüne kadar bizim için sizi dinlememizi gerektirecek ne yaptınız?''
Artık Şamil Basayev savaşı tüm Kafkasya'ya yaymaya karar vermiş ve bu doğrultuda;'' Ya Marşo Ya Öcal'' yani 'Ya Özgürlük Yada Ölüm' sloganıyla bir takım çalışmalar başlatmıştı. Her yıl düzenli olarak yapılan Çeçenistan İçkeri Askeri Şurasında savaşı tüm Kafkasya'ya yayma fikrini sunmuş ve Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov liderliğindeki şuradan istisnasız kabul görmüştü. (Günümüzdeki Kafkasya Emirliği akımının temellerini Şamil Basayev ve Aslan Mashadov atmış, Abdulhalim Sadullayev ideologluğunu üstlenmiş ilan etmek ise A.halim Sadullayev'in vefatı akabinde Dokko Umarov'a nasib olmuştur.)
9 Mayıs 2004'de İşgalci konumundaki Rusya devletinin Çeçenistan'da kurduğu kukla düzenin (sözde) devlet başkanı Ahmet Kadirov, Cevherkale Halk Stadyumunda düzenlenen eğlenceler esnasında, düğmesine bizzat Şamil Basayev'in bastığı bir bombalı saldırıyla diğer üst düzey Rus kuklaları ve bazı generallerle birlikte öldürülmüştü. Şamil Basayev, Ahmet Kadirov'u öldüren kişiye 50, 000 $ para vaat etmiş ama bizzat kendisi gerçekleştirmişti.
Tozlu takvim yaprakları 21 Haziran 2004'ü gösteriyordu. İçlerinde Şamil Basayev'inde olduğu yaklaşık 180 Çeçen ve İnguş mücahid kamyonlarla İnguşetya'nın Başkenti Nazran'a doğru ilerliyordu. Nihayet ilk silah sesleri duyuldu ve toplam üç gün sürecek olan meşhur "Bekham" Şehir Operasyonları başlamıştı.
Şamil Basayev'in bizzat katıldığı bu saldırılarda Nazran'daki tüm Polis , Güvenlik ve İstihbarat binaları imha edilmişti. Bu saldırılarda 190'den fazla özel Rus askeri öldürülmüş ve birçok askeri araç hurda yığınına dönmüştü. Şamil Basayev'in Nazran'daki FSB üssünü ve İnguş ordusunun cephanelerini ele geçirdiği esnada çekilen görüntüleri ve ayak üstü yaptığı konuşması Rusya Devleti tarafından internetten kaldırılmıştı.
Şamil Basayev o konuşmasında; "Putin'e ve İçişleri Bakanına bu silahları bizim için özenle koruduklarından dolayı teşekkür ediyoruz. Size olan borcumuzu Çeçenistan'da fazla fazla ödeyeceğiz. Şuan tek sorunumuz bu silahları taşıyacak gerekli kamyonumuz yok. Ya zafer ya ölüm Allahu Akbar!" demiş ve video paylaşım sitelerinde izlenme rekorları kırmıştı.
"Bekham" saldırılarında 22 İnguşetya vatandaşı mücahid esir düşmüştü. Şamil Basayev hem esirleri kurtarmak hem de Rusya'yı barış görüşmelerine zorlamak için yeni bir plan yaptı. Buna göre Kuzey Osetya'nın başkenti Vladikavkaz'daki Merkezi Rus Askeri Üssü ele geçirilecekti yada en azından öyle planlanmıştı.
Ancak FSB bu saldırının haberini önceden almıştı.1 Eylül 2004 tarihinde Şamil Basayev'e bağlı 50 dolayında mücahid üç günde geçmeleri gereken askeri kontrol noktalarını 14 saatte geçmişti ta ki başkent Vladikavkaz'ın çok yakınındaki Beslan kasabasına kadar...
Beslana gelindiğinde Rus birlikleri Mücahidleri okul bölgesine doğru itiyordu. Eğitim yılının ilk günü olması hasebiyle okullara velilerde gelmişti. Mücahidler (mecburen) okulu ele geçirdi ve 400 küsür Oset vatandaşını esir aldı. Haber derhal tüm dünyaya yayıldı. Putinin ve FSB'nin eline büyük fırsat geçmişti ve bunu lehlerine çevirmek için her şeyi yapacak kadar zalimleşmişlerdi.
Okulda 132 çocuk vardı mücahidler zarar vermekten yana olmadıklarını göstermek için 65 çocuğu serbest bıraktı. Olaydan saatler sonra karadan t-72 tankları, havadan m-24 uçakları okulu bombalamaya başlamıştı. Günün finali ise Rus Özel Birliklerinin zehirli kimyasallarla hem 334 esiri hem de 32 mücahidi şehid eden canide saldırıyla olmuştu.
Katil lakaplı Putin'in bizzat yönettiği Beslan operasyonu adeta faciaya dönmüştü ancak çok az kişi bunun farkındaydı. Tüm dünya bir anda Çeçen mücahidleri terörist ilan etti ve Rusya Federasyonu Şamil Basayev'in başına 10.000.000 $ para ödülü koydu.
(Dipnotlar: 2011 yılının başında Beslan olaylarıyla ilgili gün yüzüne çıkan bir takım garip bilgiler şunlardır;
1) Meşhur Rus gazeteci Andry Babitsi, Beslan faciasının yaşandığı gün olay yerine gitmek istemiş ama FSB tarafından uçakta gözaltına alınmış 1 hafta sonra 1.000 ruble gibi komik bir kefaretle serbest bırakılmıştır.
2) Tarafsızlığı ve Çeçen savaşındaki haber başarılarıyla göz dolduran Rus gazeteci Anna Politkovskaya Beslan faciasının yaşandığı gün apar topar nezatere atılmış kısa bir süre hapis yatmıştır. Bahsi geçen gazeteci 2010 yılında Çeçen Kukla Kadirov tarafından öldürüldü.
3) Yüksek tirajlı İzvestiya gazetesinin editörü Facianın yaşandığı gün göz altına alınmış Moskova'dan dışarı çıkması yasaklanmıştır.
4) Dünyaca ünlü ASSOCİATED gazetesi 2011 yılı başlarında olay günü çekilen bir video yayınladı. Bu videoda Rus güvenlik güçleri okulu bomba yağmuruna tutuyor ve kaçışan sivilleri öldürüyordu. Görüntülerden sonra Beslan Anneleri denilen mağdur aileleri Rusyayı A.H.İ.M 'e şikayet etti)
Şamil Basayev olaydan sonra bunun bir FSB oyunu olduğunu video kaydıyla anlatmaya çalışmış ama terörist damgası yemekten kurtulamamıştı.
Konuşmasında İslam ümmetine de seslenerek; ''Müslümanlar hangi ölçüyü benimseyerek ümmetin amaçlarını gözetiyorlar? Nerede Allah en büyüktür diyen insanlar? Bütün mücahidler savaş meydanında eşittirler. Komutanında bir canı var verilecek askerinde. Eğer bir komutanın şehadeti bu cihadın devam etmesine engel teşkil edecekse o kişiyi savaşmaya göndermeyebiliriz. Fakat şu bir gerçektir ki tüm kardeşlerim birbirini yönetecek kadar yeteneklidirler. Eğer Allahın çağrısı bu insanların kalplerini titretmesidiyse benim yani Rabbine karşı son derece aciz olan Şamil'in onlardan bir cevap beklemesi yanlış olur. Hafifiyle ağırıyla hepiniz Allah yolunda cihada çıkın, ama görüyorum ki Allahın merhamet ettikleri dışında kimse yerinden kıpırdamadı. Ama eğer Amerika onları tehdit etmiş olsaydı kalpleri korkuyla çarpar ve emirlerinin harfi harfine yerine getirirlerdi. Şunu açıkça ifade edeyim ki bir islam toprağını müdafaa etmek zorunluluktur ve bir ödevdir.'' demiş ve Müslümanlardan her konuda yardım istemişti.
Beslan olaylarından sonra anlaşıldı ki FSB, Şamil Basayev'in yanına kadar adam sokabilmişti. Artık bu durum artık tehlikeli bir hal almaya başlamıştı. Daha önce çeşitli çatışmalarda 8 defa yaralanan Şamil Basayev, Beslan olaylarından sonra 2 defa kısa aralıklarla zehirlenmiş ve FSB efsane komutanın öldüğünü ilan etmiş hatta bir takım ayyuka haberler ortaya atmışlardı.
Ruslar gıda yoluyla zehirleyemedikleri Şamil Basayev'i çok ilginç bir yolla zehirlemeye karar verdiler. 2. Savaşın başında 1999 yılının sonunda ayağının bir kısmını kaybeden Şamil Basayev, yurt dışından getirttiği özel silikon çorapla zehirlere ve mikroplara karşı ayağını koruyordu.
FSB, Çeçenistan içlerine girmeye çalışan mücahidleri yakalamış ve kendi laboratuarlarında yaptıkları zehirli çorapları diğerleriyle değiştirmiş ve bahsi geçen mücahidleri ilginç bir şekilde serbest bırakmıştı. Neyse ki mücahidler bu durumu anlamış özel silikon çorabı tavuk dolu bir kümese yemlerin içine deneme amaçlı koymuşlardır. Bir süre sonra tüm tavuklar ölmüş ve Şamil Basayev büyük bir tehlike daha atlatmıştır.
Hüzün Yılı 2005...
Mart 2005'te Çeçenistan'ın meşru Cumhurbaşkanı Aslan Mashadov'un annesi, teyzesi ve babası, azılı Rus kuklaları Alu Alhanov ve Ramzan Kadirov tarafından kaçırılıp işkencelerle öldürülmüştü. Aslan Mashadov 2004 yılında "Ahmedov Barış Tasarısı" diye adlandırdığı bir barış planı yapmış ve; "Putinle yarım saat görüşürsem şayet bu barış olur" demiş ancak barış isteği Putin tarafından hemen reddedilmişti. Nedense bir anda her şey değişmişti. Birkaç hafta sonra FSB barış görüşmeleri kabul ettiğini açıklamıştı.
8 Mart 2005 yılında sadece 2 özel korumasıyla önceden kararlaştırılmış görüşme evine giden Aslan Mashadov, Rusların gafilce saldırısıyla korumalarıyla birlikte asilce savaşarak şehid edilmişti. Şehid olan Aslan Mashadov'un yerine Argunlu alim Abdulhalim Sadullayev Çeçen direnişinin liderliğine gelmişti. (Bu dönemde Çeçenistanın yanında İnguşetya, Dağıstan ve Kabardey cepheleri açılmıştır.)
Allah, hüzün yılı diye adlandırılan 2005 yılında Çeçen komutanları adeta sabır sınavından geçiriyordu. Aslan Mashadov'un şehadetinden birkaç ay sonra FSB birlikleri kukla Kadirov'un eliyle Şamil Basayev'in hanımını, Dokka Umarov'un babasını ve genç Çeçen komutanlardan Hüseyin-Müslüm Gakayev kardeşlerin bacısını kaçırmıştı. Komutanların teslim olmaları karşısında esirleri serbest bırakacaklarını açıklayan FSB, Şamil Basayev'in bir video kaydında "Onları öldürün, hatta isterseniz yakın. Zaten elbet bir gün şehid olacaklardı. Biz size teslim olmadık ve hiçbir zaman olmayacağız" demiş ve vakarlı duruşuyla düşmanlarını bile kendine hayran bırakmıştır.
Aynı yılım Ekim ayında hem intikam almak hem de işgalci Rusya'yı diğer baskınlarda olduğu gibi barış görüşmelerine zorlamak için yeni bir plan yapılmıştı. Buna göre Kabardey-Balkar'ın başkenti Nalçik ele geçirilecekti. 13 Ekim 2005'te yola çıkan yüz kadar Kabardeyli ve Çeçen mücahid 15 Ekimde Nalçik'telerdi. Aynı gün şiddetli çatışmalar yaşanmış ve Nalçik'in Chegem bölgesindeki karakol içindeki polislerle birlikte ele geçirmişti. Bir kaç gün içinde 200'den fazla Rusya Federasyonuna bağlı güvenlik elemanı (Asker, Polis, Özel birlik vs.) öldürülmüştü.
(Mücahidlerin esir aldığı polislerden birinin kardeşi olan Leyla Dolgova'nın Rusya'nın zehirli gaz kullanarak abisi de dahil karakoldaki birçok polisi öldürülmesi hakkında yaptığı konuşması meşhurdur.)
Daha sonra bir açıklama yapan Putin; "2.000 Özel Servis elemanımız tüm teröristleri imha etti ve şehirde hayat normale döndü" demiş ve operasyonun bittiğini açıklamıştı. (Bu baskınlarda esir olan mücahidlerin yargılanmaları hala devam diyor, olay günü 62 mücahid şehid oldu.)
Şehadet Kokan Yıl 2006...
Tarihler 2006'nın başlarını gösterirken bir gurup Iraklı mücahid, birkaç Rus Generali Bağdat'ta ortadan kaldırmşıtı. Şamil Basayev, Iraklı mücahidlere teşekkür etmiş ve bir video ile onların destekçisi olduğunu belirtmişti.
17 Haziran 2006'da Çeçenistan'ın meşru lideri Abdulhalim Sadullayev 5 Mücahidin eşliğinde, bazı Mücahid komutanlarla buluşmak üzere Argun şehrine gelmişken munafıkların fesatlaması sonucu çıkan çatışmada başından vurularak hakka yürümüştü. Şehid olan Abdulhalim Sadullayev'in vasiyeti gereği onun yerine Dokka Umarov geçmişti. Umarov (Künyesi: Ebu Osman) yayınladığı bir beyanatta Şamil Basayev'i kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olarak atadığını duyurmuştu.
10 Temmuz 2006'da pazarı pazartesiye bağlayan gece saatlerinde İnguşetya'nın Ekhevejo bölgesinde gizlenen Şamil Basayev yeni planının son hazırlıklarını yapmak için yolculuğa çıkmıştı. Ancak bir munafığın fesatlaması sonucu bindiği özel kargo aracına önceden FSB tarafından oldukça yüksek miktarda TNT patlayıcı döşenmiş ve seyir halindenken büyük bir patlamayla parça parça olmuştur. (Bir diğer söylentiye göre bahsi geçen patlayıcılar yola döşenmiştir.)
Saldırıdan ağır yaralı olarak çıkan Şamil Basayev dakikalar sonra çok istediği şehadete kavuşmuştu. Saatlerce naşına yaklaşamayan Rus birlikleri olaydan sonra Şamil Basayev'i bir hastaneye götürmüştü. Götürüldüğü hastanede cansız bedenine ağlayarak müdahale etmeye çalışan hemşire taraflı tarafsız herkesi duygulandırmıştı.
Zamanın en üst düzey Rus devlet adamlarından olan Rusya Federal Güvenlik (FSB) sorumlusu Nikolay Petruşyev olaydan bir gün sonra yaptığı basın toplantısında; "Şamil Selmanoviç Basayev isimli terörist, 15-17 temmuz tarihleri arasında başkentimiz Moskova'da yapılacak olan G-8 zirvesini basacak ve dünya liderlerini esir alacaktı. Dün itibariyle büyük bir saldırıya imza atacak bu teröristi öldürdük. Artık Çeçen-Kafkas direnişi bitti" demiş ve Basayev'in gerçekleştiremeden şehid olduğu yeni planın gün yüzüne çıkarmıştı.
Abdullah Şamil Basayev, namı diyar Ebu İdris hayatını Cihada adamış ve nasıl rabbani olunacağını tüm dünyaya göstermişti. Ömrünün son yıllarında ilme ağırlık veren agit komutan, hadis ve fıkıh alanında ilermiştir.
Ey kutlu şehidimiz! Allah sana bolca rahmet etsin ve seni Peygamber efendimize (S.A.V) komşu yapsın...

zubeyde-hanim-kimdir.jpgZübeyde Hanım kimdir? Sorusu bugün vatandaşlar tarafından en sık aranılan isimlerdenn biri oldu. 14 Ocak 1923 yılında hayatını kaybeden Zibeyde Hanım'ın bugün ölümünün ardından tam 96 yıl geçti. Uluönder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın hayat hikayesi ile ilgili bilgileri haberimizde derledik...

ZÜBEYDE HANIM KİMDİR?
Zübeyde Hanım, 1857 yılında Selanik'te doğmuş, 14 Ocak 1923 yılında hayata gözlerini yummuştur. Ali Rıza Efendi'nin eşi, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Makbule Atadan'ın annesidir. Aslen Karamanlıdır.

AİLE KÖKENİ
Osmanlı devrinde, II. Mehmed zamanında Karaman'dan Rumeli’ye göçen ve Selanik yakınlarındaki Langaza’da toprak işleri ile uğraşan bir Türkmen ailesi olan Hacı Sofu ailesindendir. Mustafa Kemal Atatürk'ün anne soyu da, Karaman'dan gelerek Selanik ile Manastır'ın arasında bulunan Vodina Sancağı'na bağlı "Sarıgöl" de denilen "Kayalar" Nahiyesine yerleştiler. Aile, sonradan Selanik yakınlarında bugün de kaplıcaları ile meşhur olan Langaza'ya yerleşmiştir. Dedesi Feyzullah Efendi'in taşıdığı "Sofu-zade" (Sofular) lâkabı, yerleştikleri Sarıgöl bölgesindeki yer adları ve ailedeki hatıraların gösterdiği üzere, Mustafa Kemal Atatürk'ün anne soyu Karaman'dan Rumeli'ye gelen ve bundan dolayı da "Konyarlar" olarak Rumeli'de anılan Yörük Türkmenlerdendir. Zübeyde, 1857'de Lankaza'da dünyaya gelmiştir. Babası Sofuzade Feyzullah (Sadullah) Ağa, annesi Molla Hanım olarak anılan Ayşe Hanım’dır. Döneminde kadınların okula gitmesi yaygın olmadığı için, okur yazar oluşu nedeniyle kendisi de Zübeyde Molla olarak anılırdı.

Hacı Sofu gibi dinine bağlı bir aileden geldiği için kendisi de öyleydi. Türk tarih kitaplarında sıkça geçen, eğitim sisteminin karışık olduğu bir dönemde, Mustafa Kemal'in ne tür bir okula gideceği konusundaki tartışmalarda Zübeyde'nin, dini eğitim veren Mahalle Mektebi'ne gitmesinde ısrarcı oluşu bu yüzdendir.

Selanik'te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur Ali Rıza ile 1871 yılında henüz 14 yaşında iken evlendi. Ali Rıza, sarışın ve mavi gözlü bir kadınla evlenmeyi düşlerken, kendisinden 20 yaş küçük olan, siyah saçlı ve derin mavi gözlü bu kadına sevdalandığını belirtmiştir.

Yeni çift Selanik Yenikapı semtinde yeni hayatını başlatmış ve Zübeyde Fatma, Ömer ve Ahmet adlı çocukları doğmuştur. Ancak Fatma bu dönemde ölmüştür.

Eşi Ali Rıza'nın Yunanistan sınırında Çayağzı (ya da Papaz Köprüsü)'na tayin ediliği için taşınmış ve orada Ömer ve Ahmet ölmüş.

1881’de dördüncü çocukları Mustafa, 1885’te Makbule, 1889’da Naciye doğdu. Naciye’yi de küçük yaşta veremden kaybettiler. Ali Rıza Efendi de 1888 yılında öldü.

İKİNCİ EVLİLİĞİ
Bunun üzerine Zübeyde, çocuklarını da alarak abisi Hüseyin Bey'in Langaza'daki çiftliğine gitti. Babasının erken ölümünün ve dayısının çiftliğinde ailenin erkeği olarak yaşadıklarının Mustafa üzerinde derin etkileri olduğu düşünülür.

Abisine daha fazla yük olmak istemeyen Zübeyde, ikinci evliliğini Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile yaptı. Ragıp'ın da önceki evliliğinden dört çocuğu vardı. Bu evlilik, babasının hatırasına saygı gösterilmediğini düşünen Mustafa Kemal'i kızdırdı. Zübeyde Balkan Savaşı’ndan sonra Ragıp Bey’den ayrıldı ve artık Osmanlı toprağı olmaktan çıkan Selanik’i terk ederek kızı Makbule ile birlikte İstanbul’a göç edip Beşiktaş Akaretler’de bir eve yerleşti.

Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy'a, Ragıp Bey hakkında "Bana karşı hep çok saygılı davranmış, büyük adam muameleleri etmiştir. Nazik ve kibar bir insandır." demiştir.

ZÜBEYDE HANIM'IN ÖLÜMÜ

1919’da Anadolu'ya çıktığından beri görmediği ve üstelik Osmanlı Padişahı tarafından hakkında ölüm emri verildiğini öğrendiği oğlu Mustafa Kemal ile ancak 14 Haziran 1922’de Adapazarı’nda tekrar buluşan Zübeyde, onun yanına Ankara’ya yerleşti. Ancak bu şehrin sert iklim koşulları sağlığını olumsuz etkileyince tedavi amacıyla 18 Aralık 1922'de İzmir'e gitti. Son günlerini Latife Hanım Köşkü'nde geçiren Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923'te 66 yaşında hayatını kaybetti. İzmir'in Karşıyaka ilçesinde 1940 yılında yaptırılan anıt mezarda yatmaktadır.
 
Üst