15.10.2020 Tarihte Bugün- 15 Ekim;

Akif Er

Aktif Üye
Yönetici
Vip Üye
8 Kas 2019
311
79
28
15.10.2020 Tarihte Bugün- 15 Ekim;
1582Avrupa'da Gregoryen takviminin kabülü
1878Edison, Edison Electric Light Co adlı şirketi kurdu.
1917Fransızlarca tutuklanan ve Alman gizli servisine bazı bilgiler verdiğini kabul eden Hollandalı dansçı Mata Hari (Margaretha Geertruida), askeri mahkemece yargılandıktan sonra, kurşuna dizildi.
1927Gazi Mustafa Kemal Paşa CHP kurultayında "Büyük Nutuk"u okumaya başladı. Nutuk'un okunuşu 6 gün sürdü.
1928Yusuf Ziya Ortaç Meşale dergisini kapattı. Böylece, birkaç ay önce bu dergide başlayan ve yedi genç şairin ortak kitabı Yedi Meşale ile süren "Yedi Meşaleciler" akımı da sona ermiş oldu.
1928Almanya'dan hareket eden dünyanın en büyük hava gemisi Graf Zeppelin Amerika'da New Jersey'e ulaştı. Uçuş 111 saat sürdü.
1934Mao Zedung'a bağlı 100 bin kişilik birlik, Çin'in güneydoğusundan başlayıp kuzeydoğusuna kadar sürecek 10 bin kilometrelik Büyük Yürüyüş'e başladı.
1937Yeni harflerle basılan ilk kâğıt paralar tedavüle çıktı. Üzerinde Atatürk'ün resmi bulunan 100 liralık banknotlar 1942'de tedavülden kaldırıldı.
1945Geçici Fransız hükümeti başbakanı Pierre Laval kurşuna dizildi.
1946Nazi savaş suçlusu Hermann Göring idam edilmesine saatler kala zehir içerek intihar etti.
1961Uluslararası Af Örgütü Londra'da kuruldu.
1961Kısıtlı seçim kampanyasının ardından genel seçimler yapıldı. Seçime dört parti katıldı. CHP 173, Adalet Partisi 158, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 54, Yeni Türkiye Partisi 65 milletvekilliği kazandı.
1964Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev, Karadeniz kıyısında tatildeyken görevden alındı, yerine Leonid Brejnev getirildi. Aleksey Kosigin başbakan oldu.
1970İstanbul'da kolera salgını olduğu açıklandı.
1990Sovyetler Birliği başkanı Mihail Gorbaçov, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1993Nobel Barış Ödülü, Güney Afrika devlet başkanı De Klerk ile Afrika Ulusal Kongresi başkanı Nelson Mandela'ya verildi.
1999Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2003İlham Aliyev babası Haydar Aliyev'in yerine geçerek Azerbaycan devlet başkanı oldu.

Tarihte Bugün Doğanlar (15 Ekim):​

M.Ö. 70Publius Vergilius Maro, Romalı şair (ö. M.Ö. 19)
1608Evangelista Torricelli, İtalyan fizikçi (ö. 1647)
1836Friedrich Nietzsche, Alman filozof (ö. 1900)
1901Hermann Josef Abs, Alman bankacı ve maliye uzmanı (ö. 1994)
1915Izak Şamir, İsrailli politikacı
1920Mario Puzo, ABD'li yazar (ö. 1999)
1923Italo Calvino, İtalyan yazar (ö. 1985)
1924Lee Iacocca, ABD'li sanayici
1926Michel Foucault, Fransız düşünür (ö. 1984)
1947Hümeyra, Türk besteci, söz yazarı, müzisyen ve oyuncu
1948Chris de Burgh, İrlandalı şarkıcı
1981Elena Dementieva,Rus Tenisçi
1988Mesut Özil, Alman futbolcu
1974Ömer Çatkıç, Türk Futbolcu
1977Jeff Hardy,ABD'li Güreşçi
1993Jeff Hardy Debut, ABD'li Güreşçi WWE'de çıktığı ilk maç

Tarihte Bugün Ölenler (15 Ekim):​

1563Andreas Vesalius, Romalı hekim (d. 1514)
1872Handrij Zejler, Alman yazar (d. 1804)
1917Mata Hari, Hollandalı dansçı ve sözde casus (d. 1876)
1934Raymond Poincaré, Fransız devlet adamı (d. 1860)
1945Pierre Laval, Fransız siyasetçi (d. 1883)
1946Hermann Göring, Alman general ve nazi (d. 1893)
1958Asaf Halet Çelebi, Türk şair (d. 1951)
1964Cole Porter, ABD'li besteci (d. 1891)
1976Carlo Gambino, ABD'li mafya lideri (d. 1902)
1993Aydın Sayılı (d. 2 Mayıs 1913, İstanbul), Türk bilim adamı.
2008İrfan Ülkü, Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar.
2008Fazıl Hüsnü Dağlarca, Şair.
2012Erol Günaydın, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu (d. 1933)

1602760392034.png

Friedrich Nietzsche, 1844'te Almanya'nın doğu bölgesinin sakin bir köyünde doğdu. Babası rahipti. Okul yıllarında son derece iyiydi. Antik Yunan konusundaki üstün başarısından ötürü, henüz 20'li yaşlarındayken Basel Üniversitesi'nde 'profesör' ünvanı aldı. Ama resmi kariyeri istediği gibi gitmedi. Akademisyen arkadaşlarından bıktı. İşi bıraktı ve İsveç Alpleri'ndeki Sils Maria'ya taşındı. Yaşadığı sessiz yerde başyapıtları üzerinde çalıştı. Bazı eserleri: 'Trajedinin Doğuşu', 'İnsanca Pek İnsanca', 'Şen Bilim', 'Böyle Buyurdu Zerdüşt', 'İyinin ve Kötünün Ötesinde', 'Ahlakın Soykütüğü'.
Çok fazla problemi vardı: Ailesiyle geçinemiyordu, sevdiği kadın onu reddetmişti, kitapları satmadı. Ve sadece 44 yaşındayken zihinsel çöküş yaşadı. Turin sokaklarında sahibinden dayak yiyen bir at gördü, koşarak ata sarıldı ve "Seni anlıyorum" diye haykırdı. Orada yere yığıldı. Asla düzelmedi ve üzücü geçen 11 yıl sonra da öldü. Ama onun felsefesi, kahramanlık ve ihtişamlarla doludur. Kendi deyimiyle, 'üst insan'lar, hayat onlara ne verirse versin, içlerinde bulundukları durumların ve zorlukların bir şekilde üstesinden gelir.
Friedrich Nietzsche, kitaplarının bize 'gerçekte olduğumuz kişi olmayı' öğretmesini istiyordu.
Düşüncesi, 4 temel öğüdün etrafında şekillenir:

1- Kıskançlığını itiraf et​


Kıskançlık, Friedrich Nietzsche'ye göre, yaşamın önemli bir kısmını oluşturur. Hristiyanlık ise kıskançlıktan utanılması gerektiğini aşılar. Bu duygu 'şeytanın işareti' olarak görülür ve bu yüzden gerçekte ne düşündüğümüzü ve ne istediğimizi saklarız. Halbuki kıskandığımız her insan, bizim için bir işaret olarak algılanmalıdır. Günün birinde kim olabileceğimize dair... Gıpta ettiren bir yazar, zengin bir adam veya bir aşçı, senin günün birinde yapabileceklerini ima ediyor olabilir. Friedrich Nietzsche, her zaman istediğimiz şeye ulaşabileceğimizi iddia etmiyordu. Kendi hayatı bunun bir örneğiydi zaten. Tek istediği; insanın en içteki arzularıyla yüzleşmesi, bu arzulara ulaşmak için savaşmasıydı. İnsan ancak ondan sonra asaletle yenilginin yasını tutabilirdi. Bu, 'üst-insan' olmak demektir.

2- Hristiyan olma​


Friedrich Nietzsche, Hristiyanlık hakkında aşırı uç şeyler söyledi: "Tüm İncil'de saygı duyulmayı hak eden bir insan vardır: Ponteus Pilate, Roma valisi" gibi... Bazı sözleri şaka yollu olsa da, asıl hedefi daha incelikli, daha ilginçti. İnsanları kıskançlıklarından koruduğu için Hristiyanlığa karşıydı. Hristiyanlık, Friedrich Nietzsche'nin bakış açısına göre, geç Roma İmparatorluğu döneminde, gerçek isteklerinin peşine düşme cesareti olmayan kölelerin zihninde ortaya çıkmıştı. Hristiyanlık felsefesi de korkakları bir fazilet olarak nitelendirdi. Buna 'sklavenmoral' (kölelerin ahlakı) ismini verdi. Hristiyanlar (onları 'hayvan sürüsü' olarak nitelendiriyordu) aslında hayatın gerçek zevklerinin tadına bakmak isterdi: Güçlü bir statü, cinsellik, entelektüel gelişim, yaratıcılık... Lakin bunları elde edemeyecek kadar beceriksizlerdi. Bu yüzden isteyip de elde edemedikleri şeyleri kötüleyen ikiyüzlü bir inanç sistemi kurdular: Kötü hallerine şükretmek! Hristiyan değer sisteminde cinsellik yaşamamak, 'masumiyet' oldu. Zayıflık, 'iyilik' oldu. 'Boyun eğmek', sadakat oldu. Friedrich Nietzsche'nin deyimiyle 'intikam alamama beceriksizliği', affedicilik oldu. Hristiyanlık, gerçeklerin inkarını arttıran devasa bir sistem halini aldı.

3- Asla alkol alma​


Friedrich Nietzsche sadece su içerdi. Tek özel içkisi ise, süttü. Bizim de böyle yapmamız gerektiğini düşünürdü. Bunu 'küçük bir diyet' anlamında söylemedi. Bildirisinde dediği gibi: "Avrupa medeniyetinde iki büyük narkotik vardır: Hıristiyanlık ve alkol." Alkole olan nefreti ile Hristiyanlığı hor görmesinin gerekçeleri aynıydı. Çünkü ikisi de uyuşturur ve hayatımızdakilerin aslında çok da kötü olmadığını telkin ederdi. Her ikisi de, hayatımızı daha iyiye götürme amacındaki irademizi baltalardı. Birkaç kadeh; geçici, fani bir memnuniyet havasına sokabilirdi ve bu da hayatlarımızı düzeltmek için hayati adımlar atmamızı önleyebilirdi. Friedrich Nietzsche, değerli şeyleri elde etmenin sancılı olduğunu düşünüyordu. Şöyle yazdı: "Siz, konforlu insanlar, insan mutluluğu adına ne kadar az şey bilirsiniz! Dolu yaşamanın sırrı, tehlikeli yaşamaktır! Vesuvius Dağı'nın eteklerine inşa edin şehrinizi!"

4- Tanrı öldü​


Friedrich Nietzsche dine inanmamasına rağmen, hayatın problemleriyle mücadele etmemiz açısından inançlı olmanın işe yaradığını gözlemlemişti. Dinin yokluğunda arta kalan boşluğun kültür ile doldurulması taraftarıydı. Felsefe, sanat, müzik, edebiyat... Kültür, eski dini kitapların yerini almalıydı. Yine de Friedrich Nietzsche kendi çağının kültürü ele alış biçiminden memnun değildi. Üniversitelerin insanlığı öldürdüğüne inanıyordu. Öğrencilerin burada kuru bir akademik askere dönüştüğünü söylüyordu. Antik Yunanlıların trajik dramayı, katarsis ve ahlak eğitimi için pratik ve terapatik bir şekilde kullanmasına hayrandı. Kendi çağının da bu konularda tutkulu olmasını diledi. Dinlerin yok olmasının getireceği krizin bilincinde olan insanlardan, dinlerin boşluğunu felsefe ve sanatla doldurmalarını dileyen bir reform çağrısında bulundu: "Her çağın kendi spesifik psikolojik meselesi vardır" dedi Friedrich Nietzsche: "Filozofun görevi, bunları tespit etmek ve çözümüne yardım etmektir."


Friedrich Nietzsche'ye göre 19'uncu yüzyıl iki büyük gelişimin etkisinin altında yalpalıyordu. Kitlelerin demokrasisi ve ateizm. İlki kitlelerin hazımsızlıkları ve kıskançlıkları peşinde serbest kalmasıyla tehdit ediliyordu. İkincisi ise, insanları rehbersiz ve ahlaki sistemden yoksun bırakıyordu.
İki mücadelenin de ilişkisinde, Friedrich Nietzsche gözümüzde sevecenliğini, büyüleyiciliğini ve genelde sempatik ve bıyıklı rehberimiz olma özelliğini koruyor.
 
Üst