20.10.2020 Tarihte Bugün- 20 Ekim;

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Akif Er
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Akif Er

Aktif Üye
Yönetici
Vip Üye
Katılım
8 Kas 2019
Mesajlar
311
Tepkime puanı
79
Puanları
28
20.10.2020 Tarihte Bugün- 20 Ekim;
1827Navarin Baskını. İngiliz, Fransız, Rus birleşik filosu, Yunanistan açıklarında Navarin'de Osmanlı donanmasını tahrip etti.
1905Galatasaray Spor Kulübü kuruldu.
1921Fransızlar'ın Anadolu'dan çekilmesi. TBMM ile Fransa hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Fransa adına Franklin Bouillon'un sürdürdüğü görüşmeler sonrasında, Fransa işgal ettiği Anadolu topraklarından çekildi.
1927Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nı anlattığı 15 - 20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kongresinde otuz altı buçuk saat süren tarihi konuşması
1935Milliyetçi hükümete karşı Mao Zedung'un başlattığı ve bir yıl süren 6.000 millik Uzun Yürüyüş sona erdi. Mao önderliğindeki Birinci Öncü Ordu Yenan'a girdi.
1940Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 17.820.950.
1941II. Dünya Savaşı: Alman işgalindeki Sırbistan'da binlerce sivil öldürüldü: Kragujevac katliamı.
1942Ekmek karneleri dağıtılmaya başladı.
1944Sovyet Kızıl Ordu Belgrad'a girdi. Aynı gün Gestapo, Alman anti-faşist ve sosyal demokrat Julius Leber'i kurşuna dizdi.
1945Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan, Filistin topraklarında devlet kurmak isteyen yahudilere karşı Arap Cemiyeti'ni kurdu.
1949Minik Vali olarak tanınan Ordinaryüs Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı görevine başladı.
1954Dünya Bankası genel sekreteri Türkiye'ye geldi. Genel sekreter "Türkiye ekonomik geleceği çok parlak bir ülkedir" dedi.
1954Britanya'da 51 bin liman işçisi greve gitti. Britanya'nın deniz ticareti yarı yarıya durdu.
1959III. Akdeniz Oyunları Beyrut'ta düzenlendi. Türk grekoromen milli takımı şampiyon oldu. Türkiye 4 altın, 2 gümüş, 1 bronz madalya aldı.
1968Meksiko Olimpiyatları'nda serbest güreşte 78 kiloda Mahmut Atalay ve 97 kiloda Ahmet Ayık altın madalya kazandılar.
1968ABD'nin öldürülen başkanlarından John F. Kennedy'nin eşi Jacqueline Kennedy Yunanlı armatör Aristotle Onassis ile evlendi.
1978İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Ord.Prof. Bedri Karafakioğlu İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.
1980Yunanistan, NATO askeri kanadına yeniden girdi.
1982Bir gün önce anayasa metnini açıklayan MGK, devlet başkanı Kenan Evren'in anayasayla ilgili konuşmalarını eleştirmeyi yasakladı.
1984Bilkent Üniversitesi kuruldu.
198512. Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 50.664.458. İstanbul'un nüfusu: 5.475.982
1992Bingöl’ün Solhan ilçesi Hazarşah köyü yakınlarında, bir otobüsü durduran PKK militanları 19 yolcuyu kurşuna dizerek öldürdü, 6 kişiyi yaraladı.
2002Sırbistan ile birlikte Yugoslavya'yı oluşturan Karadağ'da yapılan genel seçimlerde, devlet başkanı Milo Cukanoviç'in bağımsızlık yanlısı partisi meclis çoğunluğunu elde etti.
2008Ergenekon davası'nın ilk duruşması Silivri Cezaevi içindeki Adliye'de görülmeye başlandı.

Tarihte Bugün Doğanlar (20 Ekim);​

1632Christopher Wren, İngiliz gökbilimci ve mimar (ö. 1723)
1854Arthur Rimbaud, Fransız şair (ö. 1891).
1859John Dewey, pragmatizm ekolünün kurucularından, ABD'li düşünür ve eğitimci (ö. 1952).
1891Sir James Chadwick, İngiliz fizikçi, Nobel Fizik Ödülü sahibi (ö. 1974)
1941Philipp Vandenberg, Alman yazar
1942Christiane Nüsslein-Volhard, Nobel Ödülü sahibi, Alman biyolog.
1946Elfriede Jelinek, Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış Avusturyalı yazar
1948Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı
1957Anouar Brahem, Tunus'lu besteci, udi müzisyen
1958Viggo Mortensen, ABD'li sinema oyuncusu, şair, fotoğraf sanatçısı
1961Kate Mosse, İngiliz yazar
1966Ebu Musa el-Zarkavi, El-Kaide lideri (ö. 2006)
1966Stefan Raab, Alman oyuncu ve sunucu
1969Lambros Papakostas, Yunan yüksek atlayıcısı
1971Snoop Dogg, ABD'li rap müzisyeni
1971Dannii Minogue, Avustralyalı şarkıcı
1975Sevinç Erbulak, Türk aktris
1975Eirik Glambek Bøe, Norveç'li besteci, müzisyen
1988Candice Swanepoel, Güney Afrikalı model.

Tarihte Bugün Ölenler (20 Ekim);​

1949Jacques Copeau, Fransız tiyatro yönetmeni, oyun yazarı, yapımcı ve aktör. (d. 1879)
1964Herbert C. Hoover, ABD'nin 31. başkanı (d. 1874)
1967Şigeru Yoşida, Japon siyaset adamı (d. 1878)
1977Ferit Tüzün, besteci (d. 1929)
1978Ord.Prof.Dr. Bedri Karafakioğlu, İTÜ rektörü
1984Paul Dirac, İngiliz fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1902)
1985Sabri Altınel, şair (d. 1925)
1989Anthony Quayle, İngiliz aktör (d. 1913)
1994Burt Lancaster, ABD'li aktör (d. 1913)
2010Arif Damar, Türk şair (d. 1925)
2011Muammer Kaddafi, Libya Lideri (d.1942)

1603202135414.png
15-20 Ekim 1927 NUTUK

Nutuk, devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milletine ve insanlığa en büyük armağanlarından biridir. 36.5 saatlik bir uzun konuşmaya kaynaklık etmiştir. Sadece geçmişi, devletimizin kuruluş sürecini 1919-1927 yılları itibarıyla anlatan bir konuşma olmaktan çok, geleceğe de ışık tutan, derin çözümlemeler içeren aynı zamanda devletimizin kuruluş felsefesini de anlatan bir yapıttır.

Bir büyüğümüzün (Şair Dursun Yaşa) söylediği, bizim de aynen katıldığımız şu önemli saptama bakımından da Nutuk çok önemlidir:

“Atatürk’e ait her şey kaybolsa bile O’nu anlamak için şu üç metin yeter:
1. Gençliğe Hitabe,
2. Onuncu Yıl Nutku,
3. Türk Ordularına Son Mesaj.”

Kamuoyumuzun yakından bildiği bu üç metnin ilki olan Gençliğe Hitabe, Nutuk’un en son bölümünü oluşturmaktadır. 20 Ekim 1927 günü saatler 20.25’i gösterirken Atatürk gençliğe seslenişini gözyaşları içinde bitirmiş ve “ulaştığı sonucu” Türk gençliğine emanet etmiştir.

Nutuk ilk planda bir “belgesel hatırat” olmakla beraber, pek çok yönden önem taşımaktadır. Atatürk Nutuk’u, “Türk Milleti’ne karşı bir görev” olarak algılamış, Bilge Kağan’dan kendisine uzanan, Türk tarihinin içinden süzülüp gelen devlet geleneğimizin bir tezahürü olarak milletine adeta “dokuz yılın” hesabını vermiştir.

“Maraton Konuşma” Nerede Yapıldı?

1927 yılının 15-23 Ekim tarihleri arasında İkinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının büyük salonunda CHP İkinci Büyük Kurultayı toplanmıştı.1
Nutuk burada verilmiştir. Ankara’da Ulus Meydanı’ndan Ankara Garı’na inen ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yanında bulunan İkinci TBMM binası bugün “Cumhuriyet Müzesi” olarak kullanılmaktadır.

Büyük Nutuk (Söylev); siyaset ve askerlik tarihimizin en önemli kaynağı Türk hitabet (güzel söz söyleme) sanatının erişilmesi güç, en güzel örneklerinden birisidir.

Nutuk’un felsefesinde ulus sevgisi, insanlığa saygı ve ahlak anlayışı önde gelir. Atatürk; “Ben 1919 yılı Mayısında Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir kuvvet yoktu, yalnız Türk ulusunun asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım” demektedir.

“Maraton Konuşma” Başlıyor

Gazi Mustafa Kemal Paşa, tarihi Nutuk’unu işte bu II. TBMM binasının Meclis Toplantı Salonu’nda verecekti. Tarihler 15 Ekim 1927 Cumartesi gününü gösteriyordu. Yaklaşık bir buçuk ay önce, 2 Eylül 1927’de genel seçimler yapılmıştı. TBMM 1 Kasım’da açılacaktı. Mustafa Kemal, Nutuk’u okumaya başlamadan önce CHP Genel Başkanı (Cumhuriyet Halk Fırkası Reisi Umumisi) olarak 2. Kurultay’ın açılış konuşmasını yaptı.
Afet İnan’ın aktardığına göre konuşmasında “Gelecek için yapılacak işlerin yurt yararına kararlara bağlanırken Cumhuriyet ve halkçılık yönetiminde millete mutluluklar ve yeni şerefler kazandıracağına emin olarak” diye başladıktan sonra şöyle demiştir:
“Geleceğe yönelen tedbirler hakkında fikirlerimizi söylemeden önce, geçmişe ait olan olaylar hakkında bilgi vermek ve yıllardan beri süregelen davranış ve yönetimimizin milletimize hesabını vermek ödevim olduğuna inanıyorum.” 3

Atatürk Nutuk’u okumaya başlamadan önce Kongreyi açmak ve açılış konuşmasını yapmak üzere sürekli alkışlar arasında Başkanlık Makamı’na geldi, şu konuşmayı yaptı:

“Efendiler, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresini açıyorum. Fırkamız (Partimiz) geçen ıstırap seneleri içinde milletimizin hayatı ve şerefi için gösterdiği yüksek azim ve iradenin mümessili (temsilcisi) olarak bundan dokuz sene evvel meydana çıkmıştı. Bütün Anadolu ve Rumeli’ye şamil olmak (kapsamak) üzere ilk umumi (genel) kongremiz Sivas’ta akdedilmişti (yapılmıştı/ toplanmıştı).

Sivas umumi (genel) kongresine takaddüm eden (öncesinde) şarkta ve garpta (doğuda ve batıda) mıntıkavî (yerel) kongreler de akdedilmişti (yapılmıştı). Bunlardan benim iştirak ve riyaset (katıldığım ve başkanlık) ettiğim Erzurum Kongresi’dir. Erzurum Kongresi, tespit ettiği esaslar itibariyle şayan-ı kayıt ve tezkârdır (belirtmeğe ve hatırlanmaya layıktır). Sivas Umumi Kongresi’nde müzakere mevzuu (konusu) olan aynı esaslar olmuştur. Bu esaslar tavzihan (açık olarak) ve bütün memlekete teşmilen (genişletilerek/kapsayacak şekilde) kabul olunmuştur.

Gerçi o zaman kullandığımız unvan ile bugünkü unvan arasında fark vardır. Fakat teşkilat esas itibariyle mahfuz kalmıştır (korunmuştur). Ve bugün siyasi fırka (parti) halinde tecelli eden mevcudiyetine (ortaya çıkan varlığına) mebde (başlangıç) teşkil etmiştir. Bilhassa memleket ve millete ait umumi gaye (genel amaç) –ki salâmet (güvenlik içinde olmak),refah-ı umumiyeyi teminden ibarettir (tüm ülkenin her türlü güvenliği ve- mahiyet-i asliyesi (asli mahiyeti) değişmeksizin takip olunmuştur (izlenmiştir). Binaenaleyh (dolayısıyla) diyebiliriz ki, bugün küşadıyle müftehir olduğumuz (açılışı ile övündüğümüz) Büyük Kongremiz, Sivas Kongresi’nden sonra teşkilatımızın İkinci Büyük Kongresi oluyor.

Efendiler, Sivas Kongresi’nde nasıl ki bütün milletin emellerini ve hissiyatını (duygularını) temsil etmek mevkiinde (durumunda) bulunduysak, bugün de Cumhuriyet Halk Fırkası’nın büyük kongresi ile bütün milletin hakiki hissiyat (gerçek duygularına) ve eğilimlerine tercüman olmak vazife ve mevkiinde (görev ve durumunda) bulunuyoruz. (Sürekli alkışlar).
Hakikaten halkın bütün tabakaları mefkûrelerini (ülkülerini) temin edecek etkenleri ve unsurları fırkamızın icraat ve faaliyetlerinden alıyorlar ve buluyorlar. Bu hakikatin en son ve bariz(belirgin) delili, son genel seçimlerde aziz ve necip (soylu) milletimizin fırkamıza gösterdiği destek itimattır. Bunu şükran ve iftiharla yad ederim.

Efendiler, fırkamızın gelecekteki harekât ve icrasıyla(uygulamalarıyla) alakalı tedbirleri(önlemleri) burada hep berber müzakere edeceğiz. Gelecek için en isabetli ve memleketin ihtiyaçlarına (gereksinimlerine) en uygun kararlara ulaşmaya çalışacağız. Gelecek senelerdeki icraatımızın Cumhuriyet ve Halkçılık idaresi altında memlekete yeni saadetler, yeni şerefler kazandıracağına itimadım (güvenim) vardır.

Efendiler, İstikbale (geleceğe) ait tedabir (tedbirler,önlemler) hakkında müdavele-yi efkâra (fikir alışverişine) başlamadan evvel maziye (geçmişe) ait vekayi ve hadisat (gelişmeler ve olaylar) hakkında maruzatta bulunmak (bilgi vermek) ve senelerden beri devam eden ef’al ve icraatımızın (davranış ve yönetimimizin) milletimize hesabını vermek vazifem olduğu kanaatindeyim. Hadisat (olaylar) ile dolu olan dokuz senelik bir devrenin tarihine temas edecek maruzat (bilgilendirme) ve beyanatım (açıklamalarım) uzun sürecektir. Fakat, mesele ifası (yapılması) zaruri bir vazife olduğuna göre, beni mazur göreceğinizi ümit ederim. (Estağfurullah sesleri, alkışlar). Maruzatta bulunmadan evvel, müzakere gündemimizin acil bir noktası vardır. Müzakere gündeminin birinci maddesinde bir ikinci reis seçimi meselesi söz konusudur.

Efendiler, elimizde bir nizamname projesi vardır, bu henüz fırkamızın genel kongresinin tasdik ve tasvibinden (onay ve kabulünden) geçmemiş değildir. Dolayısıyla bu nizamname yapıldıktan sonra vakaları (olayları) ve muameleleri (işlemleri) ihtiva eden vaziyetler vardır ki, bunun bazı maddeleri ile bağdaşmamaktadır. Mesela umumi reis (genel başkan) vaziyeti gereği vazifesini fiilen yerine getirememekte ve reis vekili olarak malumu âliniz İsmet Paşa Hazretleri fiili vazifeyi yerine getirmektedirler. Dolayısıyla zaten reis vekili mevcut iken tekrar bir reis seçimi bendenizce söz konusu değildir. (Doğru sesleri). Bununla beraber, bu hususu da yüksek oyunuza koymak istiyorum. Reis Vekili mevcut iken, burada –ki nizamname dediğimiz projedeki- vazifeyi kendileri yerine getirebilirler. Eğer bu hususu kabul buyurursanız, Paşa Hazretleri ikinci reis vazifesini yerine getirirler. (Uygun sesleri). Bu hususu yüksek oyunuza arz ediyorum. Kabul buyuranlar el kaldırsın! Oy birliğiyle kabul olunmuştur.

Şimdi efendim, diğer bazı noktalar vardır.
Evvela bunların yapılması için riyaset mevkiini (başkanlık makamını) İsmet Paşa Hazretleri’ne terk edeceğim, ondan sonra müsaadenizle beyanatta bulunacağım. (Şiddetli alkışlar). (…)
(Gazi Hazretleri alkışlar arasında büyük nutuklarını irat (söylemek) buyurmak üzere hitabet kürsüsünü teşrif buyurdular).” 4

Görüldüğü gibi, Atatürk, olaylarla dolu 9 yıllık bir dönemin tarihine değineceği için sözlerinin uzun süreceğini açıklamış, öncelikle gündemdeki kimi maddelerin karara bağlanmasını istemiş, böylece tüzük ve programla ilgili konular görüşülüp, gerekli kararlar alındıktan sonra kürsüye gelerek herkesin meraklı bakışları arasında Nutuk’u okumaya başlamıştır.

Atatürk, uykusuz ve yorucu geçen günler boyunca büyük emekler vererek hazırladığı Büyük Nutuk’u, bu kongrede, 15 Ekim 1927 Cumartesi günü saat 10.00’dan başlayarak 20 Ekim Perşembe gününe kadar 6 gün boyunca; her gün 6 saat, toplam 36 saat 31 dakika aralıksız okumuştur. Atatürk, II. TBMM’nin toplantı salonunun kürsüsünden öğleden önce ve öğleden sonra iki ayrı oturumda olmak üzere her gün 6’şar saat (3+3) konuşmuştur. Son gün epeyce uzun sürmüş nihayet “Gençliğe Hitabe”yi söyleyip kürsüden indiğinde saatler 20.25’i bulmuştur.

Bu nedenle yabancılar bu uzun konuşmaya “Six day Speech” (Altı Günlük Konuşma) ya da “Maraton Konuşma” adını vermişlerdir. Toplamı 36 saat 31 dakika süren bu şaşırtıcı konuşmadan bir Batılı yazar (A. Rustow), “Hayret Verici Hitabet Maratonu” diye söz etmiştir. Bir Amerikan Dergisi (Literary Diegest) de ondan “Türk Cumhurbaşkanı’nın 400.000 kelimelik mesajı” diye söz etmiştir.5
Nutuk’un tamamı altı gün içinde aşağıdaki gibi 36 saat 31 dakikada okunmuştur:6

1. Gün: 15 Ekim 1927 Cumartesi 5 saat 32 dakika
2. Gün: 16 Ekim 1927 Pazar 5 saat 37 dakika
3. Gün: 17 Ekim 1927 Pazartesi 6 saat 20 dakika
4. Gün: 18 Ekim 1927 Salı 6 saat 24 dakika
5. Gün: 19 Ekim 1927 Çarşamba 6 saat 24 dakika
6. Gün: 20 Ekim 1927 Perşembe 6 saat 14 dakika

Atatürk Nutuk’un metin bölümünü okuyup bitirdikten sonra belgelere sıra geldiğinde bunları TBMM Başkanlık Divanı Kâtibi Ruşen Eşref’e (Ünaydın) verip okutmuştur. Nitekim, Nutuk’un okunduğu CHP Kongresi’nin ilk oturumunda hazır bulunan ABD’nin ilk büyükelçisi Joseph C. Grew hatıralarında “…İnce fakat çok müzikal bir sesi var. İyi okuyor. Vesikalara sıra geldiğinde bunları, Millet Meclisi Başkanlık Divanı Kâtibi Ruşen Eşref Bey’e verip okutuyordu” diye yazmaktadır.7

J. C. Grew, Nutuk’un okunduğu ilk günü şöyle anlatıyor:

“Cumhurbaşkanı… 1200 sayfalık (belgelerle birlikte) bir söylev verecek. Bu söylevde dramatik açıklamalar yapılacak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başarıları geniş şekilde anlatılacak. Söylev, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Almanca olarak özel bir firmaca bastırılmış. Sanıldığına göre söylevin okunması 6 gün sürecek ve fevkalade ilginç bir belge olacak… Saat tam 10’da alkış tufanı içerisinde Gazi ansızın salona girdi. Kürsüdeki yerini aldı ve oturumu açtı.

Kısa bir açış konuşmasından sonra kürsüden inerek milletvekilleri arasında bir yere oturdu ve bu arada İsmet Paşa kürsüye gelerek sanırım ad çekme usulü ile Başkanlık Divanı üyelerini seçtirdi. Sonra Mustafa Kemal, İsmet Paşa’nın oturduğu kürsünün altında bulunan başka bir kürsüye gelerek söylevini okumaya başladı. Başlangıçta sesi zayıf çıkıyordu, fakat çok müzikal bir sesi var; iyi okuyor…” 8

Nutuk, Atatürk’ün bir tür siyasi vasiyetnamesi niteliğinde olan gençliğe hitabı ile sona eriyordu. Kongreyi izleyenlerden Mehmet Asım (Us) ve Yusuf Akçura’nın o günlerde yayımlanmış yazılarından anladığımıza göre Atatürk, gençliğe hitabını okurken, kürsüde heyecanına hâkim olamamış, sesi titremiş ve gözlerinden yaşlar akmıştır.9
 
Geri
Üst