22.07.2020 Tarihte Bugün- 22 Temmuz;

Akif Er

Aktif Üye
Yönetici
Vip Üye
8 Kas 2019
311
79
28
22.07.2020 Tarihte Bugün- 22 Temmuz;

1456Belgrad Kuşatması - Macar komutan János Hunyadi, Osmanlı padişahı II. Mehmed'i yendi.
1711Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Prut Barış Antlaşması imzalandı.
19091879 yılında kurulan Zaptiye Nezareti kapatılarak, İstanbul Vilayeti ve Emniyet Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına dair kanun kabul edildi ve Dahiliye nezaretine bağlı Emniyet Umumiye Müdürlüğü kuruldu.
1913Edirne Bulgar işgalinden kurtarıldı.
1919Erzurum Kongresi toplandı.
1931İthalat sınırlamaları sistemine ilişkin kanun TBMM'de kabul edildi.
1933Wiley Post, dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu. 15.596 millik yolculuğu 7 gün, 18 saat, 45 dakika sürdü.
1946Kudüs'te İngiliz yönetiminin karargah olarak kullandığı King David hoteli bombalandı: 90 kişi öldü.
1946DSÖ Anayasası 61 ülkenin temsilcisi tarafından imzalandı.
194816 yaşından küçük çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaklandı.
1953T.C.D.D. işletmesi kanunu kabul edildi.
1961Barzani aşiretlerinin baskılarına dayanamayan 800 Türk, Irak sınırını aşarak Türkiye'ye iltica etti. Gelenler Hakkari'nin Benekli yaylasına yerleştirildi ve kendilerine uçakla yiyecek maddesi atıldı. Göç daha sonraki günlerde de sürdü.
1964Türkiye, İran, Pakistan arasında Kalkınma için Bölgesel İşbirliği Örgütü (RCD) kuruldu.
1967Adapazarı ve Mudurnu'da gece saatlerinde meydana gelen 7,2 şiddetindeki depremde 173 kişi öldü, 1.078 ev hasar gördü.
1974İkinci çıkartma birliği olan 39. Tümen, Kıbrıs'a çıktı ve havadan inmiş olan birlikle birleşti. Saat 17:00’de ateşkes ilan edildi. Türk birlikleri, Laptat-Girne-Lefkoşa üçgeni içerisinde Cenevre Görüşmeleri’nin sonucunu beklemeye başladı
1998Türkiye, AB politikasının özünü oluşturacak şekilde hazırlamış olduğu "Türkiye AB ilişkilerini Geliştirme Stratejisi" başlıklı raporunu bir nota eşliğinde, AB Komisyonu ve dönem başkanlığına (Konseye) gönderdi.
1992Kolombiyalı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellin yakınlarındaki lüks hapishaneden kaçtı.
2002İsrail, Hamas'ın silahlı birlikler komutanı Salah Shahade ve 14 sivili öldürdü.
2002DSP’den istifalar, Meclis’te de temsil edilen yeni bir parti oluşumuna dönüştü. Yeni Türkiye Partisi, İsmail Cem’in genel başkanlığında 63 milletvekilinin katılımıyla kuruldu.
2003Fransa'daki Eyfel Kulesinde yangın çıktı.
2003Özel güçler desteğindeki ABD birliklerinin Musul'da gerçekleştirdiği bombalamada, Saddam Hüseyin'in oğulları Uday Hüseyin, Kusay Hüseyin, Kusay'ın 14 yaşındaki oğlu ve bir koruma görevlisi öldürüldü.
200716. Türkiye genel seçimleri yapıldı.
2008Bosna Savaş Suçlusu Radovan Karadzic Sırbistan'da yakalandı.

Tarihte Bugün Doğanlar (22 Temmuz);
1784Friedrich Wilhelm Bessel, Alman gökbilimci, matematikçi (ö. 1846)
1822Gregor Mendel, Avusturyalı botanikçi (ö. 1884)
1887Gustav Ludwig Hertz, Nobel Fizik Ödülü sahibi Alman fizikçi (ö. 1975)
1898Alexander Calder, ABD'li heykeltıraş ve ressam (ö. 1976)
1908Pablo Dorado, Uruguaylı futbolcu (ö. 1978)
1923Mukesh, Hintli şarkıcı (ö. 1976)
1933Güngör Uras, Türk gazeteci, yazar
1936Tom Robbins, ABD' li yazar
1939Terence Stamp, İngiliz sinema oyuncusu
1944Anand Satyanand, 19. Yeni Zelanda Genel Valisi
1943Kay Bailey Hutchinson, ABD'li siyasetçi
1946Mireille Mathieu, Fransız şarkıcı
1946Danny Glover, ABD'li yönetmen ve aktör
1947Albert Brooks, ABD'li oyuncu, yazar
1955Willem Dafoe, ABD'li oyuncu
1958Ömer Sevinçgül, Türk yazar, düşünür
1963Emilio Butragueño, eski İspanyol futbolcu
1963Burak Dilmen, Türk futbol antrenörü
1964John Leguizamo, ABD'li aktör, yapımcı ve komedyen
1965Shawn Michaels, Amerikan profesyonel güreşçi
1969Jason Becker, Amerikalı gitarist ve kompozitör
1969Despina Vandi, Yunan müzisyen ve şarkıcı
1973Ece Temelkuran, Türk gazeteci ve yazar
1973Daniel Jones, İngiltere doğumlu, Avustralya asıllı yapımcı ve müzisyen
1975Aslı Der, Türk yazar
1976Birgit Öllbrunner, Alman bas gitarist
1979Anastasiya Belikova, Rus voleybolcu
1980Dirk Kuyt, Hollandalı Futbolcu
1981Gökçek Vederson, Brezilya asıllı Türk futbolcu
1983Arsenie Todiraş, Moldova'li müzisyen
1985Natalya Davydova, Ukrayna'lı halterci
1988Sercan Temizyürek, Türk futbolcu
1992Selena Gomez, ABD'li oyuncu ve şarkıcı

Tarihte Bugün Ölenler (22 Temmuz);
1540János Zápolya, önce Erdel voyvodası, sonra Macaristan Kralı (d. 1487)
1826Giuseppe Piazzi, İtalyan rahip, matematikçi ve astronom (d. 1746)
1832II. Napolyon (d. 1811)
1932Errico Malatesta, İtalyan anarşist yazar (d. 1853)
1934John Dillinger, Amerikan gangster (d. 1903)
1938Ernest William Brown, İngiliz gökbilimci (d. 1866)
1944Günther Korten, Nazi Almanyası'nda asker (d. 1898)
1954Ayaz İshaki, Tatar yazar (d. 1878)
1958Mihail Zoşçenko, Rus yazar (d. 1895)
1968Giovannino Guareschi, İtalyan gazeteci, karikatürist (Don Camillo karakteri) ve mizah yazarı. (d. 1908)
1973Walter Krüger, Nazi Almanyası ve Saksonya Krallığı'nda asker (d. 1892)
1979Sándor Kocsis, Macar futbolcu (d. 1929)
1980Kemal Türkler, Disk'in kurucusu ve ilk genel başkanı (d. 1926)
1987Örsan Öymen, Türk gazeteci (d. 1938)
1987Fahrettin Kerim Gökay, eski İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı (d. 1900)
1990Manuel Puig, Arjantinli yazar (d. 1932)
1999Ajlan Büyükburç, Türk müzisyen (d. 1970)
2000Claude Sautet, Fransız film yönetmeni (d. 1924)
2003Kusay Hüseyin, Saddam Hüseyin'in oğlu (d. 1966)
2003Uday Hüseyin, Saddam Hüseyin'in oğlu (d. 1964)
2004Sacha Distel, Fransız şarkıcı (d. 1933)
2006Pierre Rey, Fransız yazar (d. 1930)
2007László Kovács, Macar asıllı ABD'li görüntü yönetmeni (d. 1933)
2007Ulrich Mühe, Alman aktör (Başkalarının Hayatı) (d. 1953)
2008Suna Pekuysal, Türk sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu (d. 1933)
2008Estelle Getty, ABD'li aktris, sinema oyuncusu (d. 1923)

1595401087124.png
Erzurum Kongresi ,Merkezi İstanbul’da bulunan Vilâyât-ı Şarkiyye Müdâfaa-i Hukūk-ı Milliyye Cemiyeti’nin Erzurum şubesiyle Trabzon Muhâfaza-i Hukuk Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenledikleri bu kongreye Vilâyât-ı Şarkiyye Kongresi de denir. Kongrenin toplanmasının en önemli sebebi, Paris Barış Konferansı’nda (18 Ocak 1919) Trabzon ve yöresinde Rum-Pontus, Erzurum ve yöresinde Ermenistan devletlerinin kurulması çabalarının artmasıdır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu’da İngilizler’in kendi himayeleri altında muhtar bir Kürdistan kurmak için yoğun çaba harcamaları da bunda önemli ölçüde rol oynamıştır.

Ayrı ayrı kurulmuş olan cemiyetleri birleştirmek ve ortak bir mücadele planı hazırlamak amacıyla Erzurumlular’ın 30 Mayıs 1919’da Trabzonlular’a başvurmasından sonra 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre yapılması kararlaştırıldı. Kongre çalışmalarına katılmak üzere Erzurum’a gelen Üçüncü Ordu müfettişi Mustafa Kemal Paşa İngilizler’in baskısıyla görevinden azledildi. O da askerlikten istifa ederek vatanın kurtarılması için halkla birlikte çalışacağını bildirdi. İngilizler delege seçimlerini engelledikleri için kongre 10 Temmuz’da toplanamadı ve 23 Temmuz’a ertelendi. Bu sırada Erzurum’a gelen Trabzonlu bazı delegelerle Erzurumlular arasında Mustafa Kemal’in kongreye katılıp katılmaması konusunda anlaşmazlık çıktı. Ermeni mezalimini yaşamış olan Erzurumlular Millî Mücadele’de ordunun önderliğine güvendikleri halde İtilâf devletlerinin etki alanı içinde bulunan Trabzonlular, savaştan sonraki ordu aleyhtarı propagandanın da tesiriyle askerî ve bürokratik kesime ve bunun muhtemel üstünlüğüne karşı çıkıyorlardı. Mustafa Kemal’in kongreye alınmasına aynı şekilde karşı çıkan Trabzonlu bazı delegeler onun muhteris bir kimse olduğunu ve Millî Mücadele’yi kendi istediği doğrultuya çekebileceğini iddia ediyorlardı. Ancak Kâzım Karabekir Paşa araya girerek Erzurum merkez kazasından iki delege istifa ettirildi ve böylece Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in kongreye katılmaları sağlandı.

6 Haziran’da büyük ümitlerle gittiği Paris’ten eli boş dönen Sadrazam Damad Ferid Paşa, Erzurum Kongresi’ni anayasaya aykırı bulduğunu ve kongreyi düzenleyenlerin tutuklanması gerektiğini bildiren bir beyannâme yayımladı (20 Temmuz). Sadrazam beyannâmesinde ayrıca yurt dışında bulunduğu altı haftalık sürede Anadolu’nun karışıklık içine sürüklendiğini iddia ediyor ve kongreyi mebusan meclisi gibi telakki ediyordu.

Ajans kanalıyla yayımlanan sadrazamın bu beyannâmesi duyulmadan kongre 23 Temmuz’da açıldı. Kongreye Erzurum’dan yirmi dört, Van’dan iki, Bitlis’ten üç, Sivas’tan on ve Trabzon’dan on yedi kişi olmak üzere toplam elli altı delege katıldı. Diyarbekir ve Ma‘mûretülazîz (Elazığ) delegeleri ise hükümetin engellemesi yüzünden toplantıya katılamadılar. İlk oturumda Mustafa Kemal oy çokluğu ile kongre başkanlığına seçildi. Hoca Râif Efendi ile Trabzonlu İzzet Bey başkan vekilliklerine, Necati Bey ile Trabzonlu Abdullah Hasib Efendi kâtipliklere seçildiler. Teşekkür etmek üzere kürsüye çıkan Mustafa Kemal Mondros Mütarekesi’nden beri gelişen olayları, Anadolu’nun paylaşılması konusundaki faaliyetleri ve buna karşı İstanbul hükümetinin zaaf ve çaresizliğini dile getirdi. Millî iradenin milletin mukadderatına hâkim kılınması ve gücünü millî iradeden alan sorumlu bir hükümetin kurulması gerektiğini belirtti. Kongre kararı gereğince padişaha çekilen telgrafta, vatanın parçalanması tehlikesi karşısında doğu illerinin tertiplediği kongrenin, milletin hürriyet ve istiklâlini kazandığı II. Meşrutiyet’in ilân günü olan bayram gününde çalışmalarına başladığı haber veriliyordu. Kongrenin her türlü siyasî görüş ve düşüncenin üzerinde olduğu, saltanat ve hilâfet hukukunun korunacağı, Osmanlı ve İslâm camiasından ayrılmamayı en kutsal görev saydıkları ifade ediliyordu. Bütün belediyelere ve derneklere çekilen telgraflarda da kongrenin Rum ve Ermeni entrikaları karşısında vatanın parçalanmasını önlemek için toplandığı açıklanıyordu.

24 Temmuz’da Mustafa Kemal’in başkanlığında açılan kongrenin ikinci oturumunda önce sadrazamın beyannâmesi ele alındı; şiddetli tartışmalar sonunda padişaha bir telgraf çekilmesine karar verildi. Sert bir dille kaleme alınan telgrafta Anadolu’da herhangi bir karışıklık çıkmadığı, sadrazamın böyle bir iddiada bulunarak Mondros Mütarekesi’nin 24. maddesi gereğince İtilâf devletlerinin buraları işgaline zemin hazırladığı hatırlatılarak bunun derhal tekzip edilmesi istendi. Kongreyi mebusan meclisi şeklinde gösteren sadrazamın millete karsı suç işlediği de belirtildi. Kongrenin saltanat ve hilâfete bağlılığı bir kere daha vurgulandıktan sonra hükümetin hukuka aykırı olan bu beyannâmeyi derhal yalanlaması, kongreye tatmin edici bilgi vermesi, millî menfaatler konusunda uyanık olması ve Mebusan Meclisi’ni en kısa zamanda toplantıya çağırması istendi.

Erzurum Kongresi’ni bu vesileyle resmen öğrenen sadrazam daha fazla ileri gidemedi. Başta Kâzım Karabekir olmak üzere bölgedeki mülkî ve askerî çevrelerce de desteklenen kongre çalışmalarına devam etti. Aslında Yunanlılar’ın Ege bölgesini işgallerinden ve sadrazamın müttefiklerden beklediğini alamamasından sonra prestiji iyice sarsılan hükümetin içinde millî teşkilâtlanma ve faal bir direnme gereğine duyulan inanç daha da yaygınlaşmıştı. Nitekim Temmuz 1919’da Karadeniz gezisine çıkan İngiliz istihbarat subayı Heathcote Smith, millî cereyanın kısmen bizzat Osmanlı hükümetince düzenlenip yürütüldüğünü rapor etmişti (Akşin, s. 477). Bu yüzden İngilizler baskılarını arttırdıkları için Damad Ferid Paşa bazı kabine üyelerinin itirazına, hatta istifasına rağmen Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in tutuklanmaları konusunda yeni bir emir çıkarttı (29 Temmuz). Erzurum vali vekiliyle Kâzım Karabekir bu emri derhal reddettiler. İngilizler’in Doğu Anadolu’yu işgal edecekleri tehdidi karşısında telâşa kapılan hükümetin emrine hiçbir devlet yetkilisi uymadı.

Çalışmalarını encümen ve umumi heyet görüşmeleri şeklinde sürdüren Erzurum Kongresi’nde değişik siyasî görüşler serbest bir ortamda tartışıldı. Trabzonlu delegelerden Ömer Fevzi, İbrâhim Hamdi ve Ali Naci beylerin öncülük ettiği muhalif grubun itirazları birkaç temel noktada ortaya çıktı. İlk muhalefetini Mustafa Kemal’in başkan seçilmesinde ortaya koyan karşı grup en önemli tepkiyi, kongrece kurulması kararlaştırılan Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin mahallî şube başkanları konusunda gösterdi. Ayrıca yeni cemiyetin yürütme organı durumundaki Temsil Heyeti’nin yetkileri meselesinde de itirazda bulundu. Kongreye bir alternatif program taslağı da sunan bu grup belediyelerin bağımsız olmasını, idarî adem-i merkeziyete gidilmesini, vakıf yönetimlerinin müslüman cemaate bırakılmasını, ordu ve jandarma yerine milis teşkilâtı kurulmasını, işçilerin kârdan pay almasını istiyordu. Amerikan veya İngiliz himayesinin kabul edileceği ima edilen, ülkeler arasında müslüman ve gayri müslim nüfus mübadelesi yapılması ve yabancı sermayeden faydalanılması gibi tekliflerin yer aldığı bu taslak büyük tartışmalardan sonra çoğunluk tarafından reddedildi.

Çalışmalarını 7 Ağustos’ta tamamlayan kongrede alınan kararlar bir beyannâme ile neşredildi. Ayrıca bu kararları uygulamak üzere kurulan yeni cemiyetin çalışma sistemi ve teşkilâtı yine kongrece hazırlanıp onaylanan nizamnâmede açıklandı. On maddeden oluşan beyannâmeye göre Canik (Samsun) sancağı ile Trabzon ve doğu vilâyetleri (Erzurum, Sivas, Van, Diyarbekir, Ma‘mûretülazîz, Bitlis) ve bu saha içindeki müstakil sancaklar, hiçbir sebep ve bahane ile birbirlerinden ve Osmanlı camiasından ayrılması mümkün olmayan bir bütün ve bölgedeki müslümanlar öz kardeş sayılıyordu (md. 1). Eğer merkezî hükümet bir devletin baskısı altında buraları bırakmak ya da ihmal etmek zorunda kalırsa saltanat ve hilâfet makamına bağlılığı ve millî hakları sağlayacak tedbir ve kararlar alınacak, böyle bir durum ortaya çıktığında Doğu Anadolu’da geçici bir yönetim kurulacaktı (md. 4).

Her türlü işgal ve müdahale Rum ve Ermeni devleti kurulması amacına yönelik sayılacağından birlikte savunma ve direnme esasının benimsendiği, ayrıca siyasî hâkimiyeti ve sosyal dengeyi bozacak şekilde gayri müslimlere yeni imtiyazlar verilmesinin kabul edilmeyeceği (md. 3), ancak bunların kanunlarla pekiştirilmiş müktesep haklarına saygı gösterileceği (md. 5) ifade ediliyordu.

İtilâf devletlerinden, Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918’deki Osmanlı sınırları içinde kalan ve halkın çoğunluğu müslüman olan doğu illerinde birbirlerinden ayrılmaları imkânsız öz kardeş, dindaş ve soydaşların oturduğu memleketlerin bölünmesi düşüncesinden vazgeçmeleri, Osmanlı varlığına, tarihî, ırkî ve dinî haklara saygı göstermelerinin beklendiği açıklanıyordu (md. 6). Devlet ve milletin iç ve dış bağımsızlığı, vatanın bütünlüğü saklı kalmak üzere altıncı maddede açıklanan sınırlar içinde, milliyet esaslarına uygun ve ülkeye karşı istilâ emeli beslemeyen herhangi bir devletin yardımının memnunlukla karşılanacağı, insanca ve âdil şartları kapsayan bir barışın derhal imzalanmasının insanlığın selâmeti ve dünyanın sükûnu adına en büyük millî gaye sayıldığı belirtiliyordu (md. 7).

Milletlerin kendi kaderlerini bizzat tayin ettikleri bu dönemde İstanbul hükümetinin de millî iradeye boyun eğmesi gerektiği, millî iradeye dayanmayan hükümetlerin verdikleri kararlara milletçe uyulmadığı gibi dışarıda da itibar edilmediğinin anlaşıldığı ifade edilerek hükümetten hemen millî meclisi toplantıya çağırması isteniyordu (md. 8). Osmanlı vatanının bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının sağlanması, saltanat ve hilâfet makamlarının korunması için “Kuvâ-yi Milliyye’yi âmil ve irâde-i milliyyeyi hâkim kılmak esastır” deniliyordu (md. 2).

Vatanın mâruz kaldığı önemli olaylar sonucunda millî vicdandan doğan cemiyetlerin Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adı atında birleştirildiği ifade edilerek bu cemiyetin her türlü particilik akımının dışında bulunduğu ve bütün müslüman yurttaşların derneğin tabii üyesi sayıldığı açıklanıyordu (md. 9). Ayrıca kongre tarafından seçilen Temsil Heyeti’nin kabul edildiği ve köylerden başlayarak il merkezlerine kadar mevcut millî teşkilâtların birleştirilerek onaylandığı da belirtiliyordu (md. 10).

Beyannâmedeki ilkeler nizamnâmede bir defa daha tekrar edildikten sonra yeni cemiyetin kuruluş esasları belirlenmekteydi. Köyden şehre kadar bütün mahallî birimlerde şubesi açılacak olan derneğin en yüksek karar organı, bütün vilâyetlerin katılmasıyla oluşacak genel kongre idi. Yürütme organı ise genel kongre tarafından seçilen en az dokuz, en çok on altı üyeden meydana gelen Hey’et-i Temsîliyye olacaktı. Hey’et-i Temsîliyye’nin alacağı her karar genel kongrece tasdik edildikten sonra kesinleşecekti.

Nizamnâmede ayrıca Osmanlı hükümetinin “inhilâl”i tehlikesine karşı diğer vilâyetlerle birlikte, bunlar olmazsa tek başına savunma ve direnme ön görülüyordu. Hatta gerektiğinde Doğu Anadolu’da geçici bir idare de kurulabilecek, bu olağan üstü yönetimin üyelerini genel kongre seçecekti. Buna zaman bulunmadığı takdirde bu görevi Hey’et-i Temsîliyye yüklenecek ve derhal genel kongreyi toplayarak onayını alacaktı. Geçici yönetim, işleri Osmanlı mevzuatına göre yürütecek, askerî ve mülkî kadrolar geçici hükümetin emrinde olacaktı. Bu hükümet kurulduğunda durum bütün devletlere resmen bildirilecekti.

Erzurum Kongresi, oluşturduğu bu yeni teşkilâtla Kuzey ve Doğu Anadolu’da bugün yirmi beş vilâyeti içine alan geniş bir alanda tek bir cemiyeti fiilî otorite haline getirmiş oluyordu. Kongre, gerek temsilî gücü gerekse faaliyet alanı bakımından mahallî karakterli olmakla beraber beyannâmede ve nizamnâmenin başında ilân edilen prensipler tamamen genel ve millî mahiyettedir. Diğer bir ifadeyle Erzurum Kongresi teşkilât açısından mahallî, getirdiği siyasî esaslar bakımından millî karakterlidir. Kongre aynı zamanda mahallî birlikten millî bütünleşmeye uzanışı da ifade etmektedir. Bu esaslar daha sonra Sivas Kongresi’nce de aynen benimsenecektir. Bu sebeple Erzurum Kongresi kararlarını açıklayan beyannâmeyi, Türkiye’de millî ve demokratik devlet talebinin ilk tarihî belgesi olarak görmek mümkündür. Amasya kararlarıyla başlayan millî hareket, Erzurum Kongresi’nde bölge çapında da olsa halkı temsil ettiğini ileri sürebilecek bir tabana ve teşkilâta sahip olmuştur. Amasya kararlarında ancak zımnen var olan ve teşkilâtlanma biçimi belirtilmemiş bulunan yeni hükümet kurma işi, sadece Doğu Anadolu için dahi olsa nizamnâmede öngörülmüştür. Ayrıca merkezî hükümetten millî meclisin toplanması istenirken aksi halde milletin kendisinin buna bir çare bulacağı tehdidi açıkça dile getirilmiştir. Daha da önemlisi Mîsâk-ı Millî’nin kabul edilmesidir. Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı tarihteki sınırların millî sınırlar olarak kabul edilmesiyle artık imparatorluk iddiasından vazgeçiliyor, buna karşılık millî bağımsızlık prensibi üzerinde ısrar ediliyordu.

Erzurum Kongresi’nde seçilen dokuz kişilik Hey’et-i Temsîliyye üyelerinin yeni kurulacak cemiyetin de kurucuları olmaları kararlaştırılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, 24 Ağustos 1919’da Temsil Heyeti adına Erzurum valiliğine başvurarak cemiyetin nizamnâmesini teslim etti. Böylece Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşu resmen tamamlanmış oldu. Erzurum valiliğine verilen listede Hey’et-i Temsîliyye’nin, dolayısıyla cemiyetin kurucu üyeliğine seçilenlerin isimleri şu şekilde sıralanmıştı: 1. Mustafa Kemal Paşa (eski Üçüncü Ordu kumandanı, askerlikten ayrılma), 2. Rauf Bey (eski Bahriye nâzırı), 3. İzzet Bey (eski Trabzon mebusu), 4. Servet Bey (eski Trabzon mebusu), 5. Hoca Râif Efendi (eski Erzurum mebusu), 6. Sâdullah Efendi (eski Bitlis mebusu), 7. Bekir Sâmi Bey (eski Trabzon valisi), 8. Ahmed Fevzi Efendi (Erzincan’da Nakşibendî tarikatı şeyhi), 9. Hacı Mûsâ Bey (Mutki’de aşiret reisi).

1595402137578.png
Prut Antlaşması, 21 Temmuz 1711 tarihinde
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
ile
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
arasında yapılmış bir antlaşmadır.

1710 yılında
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
Sultan
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
tarafından yönetilmekteydi.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'nın başında Çar
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
"
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
",
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'in başında ise
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
"
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
" bulunmaktaydı.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'ın ordusu
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'nda
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'nun ordusuna yenildi ve
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
topraklarına sığındı. Bu arada
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'nın
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'ın içişlerine karışması,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
ve
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
beylerini
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
karşı kışkırtması
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
rahatsız ediyordu.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
,
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
'ya karşı savaş ilan etti.

Sadrazam
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
yönetimindeki ordu
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
ordusunun desteğiyle
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
kıyısında kıstırdılar. Bu mevzi,bir yanı bataklık bir yanı uçurum olan bir yerdeydi.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
denilen bu savaşı
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
kazanması üzerine Prut Antlaşması imzalandı. Antlaşmanın koşulları şunlardır:

  1. Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    ,
    Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    geri verilecek. (
    Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    tekrar
    Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    gölü haline geldi.)
  2. Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    ,
    Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    'da daimi elçi bulundurmayacaklar.
  3. Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    Kralı
    Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    'ın serbestçe ülkesine dönmesine izin vereceklerdi.
  4. Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    ,
    Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
    'ın içişlerine karışmayacaklardı.
 
Son düzenleme:
Üst