23.01.2020 Tarihte Bugün- 23 Ocak;

Akif Er

Aktif Üye
Yönetici
Vip Üye
8 Kas 2019
311
79
28
23.01.2020 Tarihte Bugün- 23 Ocak;

1556Tarihin en yüksek ölü sayısına sahip depremi, Çin'in Shaanxi eyaletinde meydana geldi: yaklaşık 830,000 kişi ölü.
1719Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu bünyesinde Lihtenştayn Prensliği oluşturuldu.
1793Rusya ve Prusya, Polonya'yı bölüştü.
1849Elizabeth Blackwell, tıp diploması alan ilk kadın oldu.
1870Montana'da Amerika Birleşik Devletleri ordusu, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 173 kızılderiliyi öldürdü.
1896Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, kendi adı verilen cihazı buldu.
1911Kamil Paşa hükümeti İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarınca devrildi. Bab-ı Ali Baskını diye anılan darbeyle Sadrazam istifa ettirildi ve yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1913Kamil Paşa hükümeti, İttihat ve Terakki yanlılarınca devrildi, yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1922İstanbul'da iki sokağa Piyer Loti ve Klodfarer adları verildi.
1925Şili'de hükümet bir askeri darbeyle devrildi.
1932İstanbul Yerebatan Camii'nde, Yaşar Okur tarafından ilk Türkçe Kur'an okundu.
1941I. Türk Karikatür Sergisi, İstanbul'da açıldı.
1957TBMM, Ankara'da Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin kurulmasını kabul etti.
1959Vatan Partisi'nin kurucularına ilişkin dava başladı. Hikmet Kıvılcımlı ile 47 kişi, komünizm propagandası yapmakla suçlandı. Savcı sanıklar için 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istedi.
1960İsviçreli mühendis Jacques Piccard ve ABDli denizci teğmen Don Walsh, Trieste batiskapı içinde Challenger çukuruna (derinlik: 10.915 m) inerek yeni bir deniz altı rekoru kırdılar.
1961Dolandırıcılık olaylarıyla ünlenen Sülün Osman, Zeytinburnu'nda kumar oynarken yakalandı.
1968Amerika Birleşik Devletleri Pueblo haber alma gemisi Kuzey Kore'de ele geçirildi. Mürettebat casuslukla suçlanarak tutuklandı.
1971Emekliler Ankara'da Emekli Sandığı binasını işgal etti.
1973Vietnam'da ateşkes ilan edildi.
1974İsrail askerleri Süveyş Kanalı'nın batısından çekilmeye başladı.
1975Vatan Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu faşistler tarafından basıldı. Kerim Yaman adlı öğrenci öldürüldü.
1977Alex Haley'nin romanından uyarlanan mini-TV dizisi "Kökler" Amerika Birleşik Devletleri'nde gösterime girdi.
1978Türkiye 1. Kömür Kongresi Zonguldak'ta yapıldı.
1986"Video ve Sinema Eserleri Yasası" Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yasa; video, sinema, müzik eserlerini çoğaltma, dağıtma ve yayma haklarını yeniden düzenliyor.
1989Tacikistan'da deprem meydana geldi; 1000'in üstünde insan öldü.
1990Kızıl Ordu 41 yıl sonra Macaristan'dan ayrıldı.
1994Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel "Kürt Devleti olgusuna hazırlıklı olmalıyız" dedi.
1995Posta gazetesi ve Yeni Şafak gazetesi, yayın hayatına başladılar.
1997Madeleine Albright ilk kadın Amerika Birleşik Devletleri dışişleri bakanı oldu.
2005Viktor Yuşçenko Ukrayna devlet başkanlığı görevine başladı.
2006Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı, Mehmet Ali Ağca hakkında yeni bir müddetname hazırlayarak, 18 Ocak 2010'da tahliye edilmesini kararlaştırdı.
2006Sırbistan-Karadağ'da başkent Podgoriça'nın 15 kilometre kuzeydoğusundaki Bioçe köyü yakınında yolcu treninin raydan çıkması sonucu en az 48 kişi öldü, 198 kişi yaralandı.
2006Ankara'da İstanbul Yolu üzerinde meydana gelen kaza sonucunda Dışişleri Bakanlığı personeli 8 kişi yaşamını yitirdi.
2007Hrant Dink'in cenazesi, İstanbul'da toprağa verildi. Cenaze töreninde açılan Hepimiz Hrant'ız ve Hepimiz Ermeniyiz yazılı pankartlar tartışmalara neden oldu.
2007Yapımına 16 yıl önce başlanan ve yaklaşık 1 milyar dolara mal olan Bolu Dağı Tüneli'nin İstanbul'a gidiş yönü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İtalya Başbakanı Romano Prodi tarafından açıldı.
2008Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye'ye tarihi ziyarette bulundu. Türkiye'yi 49 yıl aradan sonra ziyaret eden ilk Yunanistan Başbakanı olan Karamanlis, Türk-Yunan ilişkilerinin tamamen uyumlaştırılmasının temel hedef olduğunu söyledi.
2008Prof. Dr. Ayşe Işıl Karakaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) Türkiye'nin yeni yargıcı olarak seçildi.
2010Coniklikler Uçan Ev'de Başladı

Tarihte Bugün Doğanlar (23 Ocak);
1783Stendhal (Marie-Henri Beyle), Fransız edebiyatçısı, Kırmızı ve Siyah ve Parma Manastırı adlı romanlarıyla ünlü.
1832Édouard Manet, gerçekçilikten izlenimciliğe geçişin öncülerinden Fransız ressam.
1840Ernst Abbe, Alman fizikçi ve sanayici (ö. 1905)
1891Antonio Gramsci, İtalyan Komünist Partisi'nin kurucusu, İtalya ve dünya komünizmini düşünceleriyle etkilemeyi sürdüren düşünür.
1897Subhas Chandra Bose, Hindistanlı siyasetçi.
1898Sergei Eisenstein, Rus sinema yönetmeni
1899Humphrey Bogart, ABD'li oyuncu
1920Gottfried Böhm, Almanya kökenli bir mimar
1943Özhan Canaydın, Galatasaray Spor Kulübü eski başkanı, eski basketbolcu, iş adamı
1948Anita Pointer, ABD'li şarkıcı
1957Caroline, Monako prensesi
1967Naim Süleymanoğlu, Türk halterci
1984Arjen Robben, Hollandalı futbolcu
1985Doutzen Kroes, Hollandalı süper model

Tarihte Bugün Ölenler (23 Ocak);
1875Charles Kingsley, İngiliz yazar (d. 1819)
1905Yedi Sekiz Hasan Paşa, Osmanlı paşası (d. 1831)
1931Anna Pavlovna Pavlova, Rus balerin (d. 1881)
1956Alexander Korda, Macar asıllı İngiliz yönetmen ve yapımcı
1976Paul Robeson, Amerikalı aktör, şarkıcı ve zenci hakları savunucusu
1986Nihat Akyunak, (d. Mayıs 1922, Tokat, Zile) ressam.
1989Salvador Dali, İspanyol sürrealist ressam
2002Pierre-Felix Bourdieu, Fransız sosyolog
2002Peggy Lee, Amerikalı pop şarkıcısı
2005Johnny Carson, Amerikalı komedyen, yayıncı
2005Atilla Özkırımlı, Edebiyat tarihçisi, yazar

1579757122360.pngWilhelm Conrad Röntgen, kendi adı verilen cihazı buldu.(d. 27 Mart 1845, Remscheid-
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
– ö. 10 Şubat 1923, Münih). Alman asıllı, Nobel Fizik Ödülü sahibi fizikçi. Röntgen ışınlarını bulması ile tanınır.
Röntgen Almanya'nın Remscheid şehrinin Lennep ilçesinde doğdu. Çocukluğu ve ilköğretim yılları Hollanda'da ve İsviçre'de geçti. 1865 yılında girdiği Zürih Politeknik üniversitesinde eğitimi gördü ve 1868 yılında makine mühendisi olarak mezun oldu. 1869 yılında Zürich Üniversitesi'nden doktorasını aldı. Mezuniyetinin ardından 1876'da Strazburg'da, 1879'da Giessen ve 1888'de Würzburg Julius-Maximilians-Üniversitesi'nde fizik profesörü olarak öğretim görevi yaptı. 1900'de Münih Üniversitesi Fizik kürsüsüne ve yeni Fizik Enstitüsünün yöneticiliğine getirildi.
Karısının ölümünden dört yıl sonra 1923 yılında, I. Dünya Savaşı'nın yarattığı yüksek enflasyon ekonomisi ortamında maddi sıkıntılar içinde Münih'te hayatını kaybetti.

X Işını

Öğretim üyeliği görevinin yanı sıra araştırmalar da yapmaktaydı.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
yılında kutuplanmış bir geçirgen hareketinin, bir akımla aynı manyetik etkileri gösterdiğini açıkladı. 1890'lı yılların ortalarında çoğu araştırmacı gibi o da katot ışın tüplerinde oluşan lüminesans olayını incelemekteydi. "Crookes tüpü" adı verilen içi boş bir cam tüpün içine yerleştirilen iki elektrotdan (anot ve katot) oluşan bir deney düzeneği ile çalışıyordu. Katottan kopan elektronlar anoda ulaşamadan cama çarparak, floresan adı verilen ışık parlamaları meydana getirmekteydi. 8 Kasım 1895 günü deneyi biraz değiştirip tüpü siyah bir karton ile kapladı ve ışık geçirgenliğini anlayabilmek için odayı karartıp deneyi tekrarladı. Deney tüpünden 2 metre uzaklıkta baryum platinocyanite sarılı olan kağıtta bir parlama fark etti. Deneyi tekrarladı ve her defasında aynı olayı gözlemledi. Bunu mat yüzeyden geçebilen yeni bir ışın olarak tanımladı ve matematikte bilinmeyeni simgeleyen X harfini kullanarak "X ışını" ismini verdi. Daha sonraları bu ışınlar, "Röntgen ışınları" olarak anılmaya başlanmıştır.

Bu buluşundan sonra Röntgen farklı kalınlıktaki malzemelerin ışını farklı şiddette geçirdiğini gözlemledi. Bunu anlamak için fotoğrafsal bir malzeme kullanıyordu. Tarihteki ilk tıbbi X ışını radyografisini de (Röntgen filmi) yine bu deneyleri sırasında gerçekleştirdi ve 28 Aralık 1895 yılında bu önemli keşfini resmi olarak duyurdu.Ancak X ışınını bulduğu zaman deneylerinde elini kullandığı için aşırı dozda X ışınından parmaklarını kaybetti.

Olayın fiziksel açıklaması 1912 yılına kadar net olarak yapılamasa da, buluş fizik ve tıp alanında büyük heyecan ile karşılandı. Çoğu bilim adamı bu buluşu modern fiziğin başlangıcı saydı.

1579757894049.pngTBMM, Ankara'da Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin kurulmasını kabul etti.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türkiye ve Orta Doğu ülkelerinin kalkınmalarına katkıda bulunmak, özellikle fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında eleman yetiştirmek Üzere 15 Kasım 1956 tarihinde "Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü" adıyla eğitime başlamıştır. Üniversitemizin "Kuruluş ve Hazırlıkları Hakkındaki 6887 Sayılı Kanun" 29 Ocak 1957 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ODTÜ'nün özel statüsünü belirleyen ve tüzel kişiliğine kavuşturan 7307 sayılı "Kuruluş Kanunu" ise 27 Mayıs 1959 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türk yüksek öğrenim sistemine birçok yenilik getiren ve çağdaş eğitimin öncüsü olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi ilk yıllarını Kızılay'da Müdafaa Caddesi'nde Emekli Sandığı'na ait küçük bir bina ile TBMM arkasında bulunan barakalarda geçirdikten sonra, 1963 yılında ülkemizin ilk yerleşkesi olan bugünkü yerine taşınmıştır. İlk olarak 1956 yılında Mimarlık Bölümü öğretime açılmış, 1957 Şubat döneminde de Makina Mühendisliği Bölümü'nde öğretime başlanmıştır. 1957-1958 öğretim yılı başında Mimarlık, Mühendislik ve İdari Bilimler Fakülteleri kurulmuş, 1959 yılında da Fen Edebiyat Fakültesi'nin kuruluşu tamamlanmıştır. Eğitim Fakültesi ise 1982 yılında öğretime başlamıştır. Bugün, ODTÜ'de 41 lisans programının yürütüldüğü beş fakülte bulunmaktadır.

Üniversitemiz bünyesinde bulunan Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Enformatik, Uygulamalı Matematik ve Deniz Bilimleri Enstitülerinde ise 107 yüksek lisans ve 69 doktora programı yürütülmektedir. Bu enstitülerden Deniz Bilimleri Enstitüsü İçel-Erdemli'de çalışmalarını yürütmektedir.

ODTÜ'de öğretim dili İngilizcedir. Hazırlık sınıfı öğrencilerine İngilizce eğitimi Yabancı Diller Yüksek Okulu tarafından verilmektedir.

Kurulduğu günden bu yana geçen süre içerisinde bilimsel düzeyi, kültürel ve düşünsel boyuttaki ağırlığı ve nitelikli mezunları ile ülkemizin seçkin ve saygın kurumlarından biri haline gelen üniversitemizde bugün yaklaşık, 791 öğretim üyesi (Prof., Doç., Yrd.Doç.), 225 öğretim görevlisi, 1.273 araştırma görevlisi, 28.000'den fazla öğrenci bulunmaktadır. Toplam mezun sayısı ise 120.000'in üzerindedir.

SALVADOR DALİ
1579758095012.png

Salvador Dali 11 Mayıs 1904’de Figueras’ın (İspanya’nın Kuzeyinde Pirienelere yakın bir kasaba) bir köyünde doğdu. 6 yaşındayken menenjitten ölen erkek kardeşinden 3 sene sonra dünyaya gelmişti. 1973 de şöyle yazacaktı:

‘Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu.. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.’

Ona koydukları isim; ölmüş kardeşinin ismiyle aynıydı: Salvador. Ressam bu kardeşine ikiz kadar benziyordu. Anne babasının yatak odasında Velazquez’in Çarmıhta İsa resmiyle birlikte asılı olan kardeşinin resminin yaşayan bir aynasıydı. Böylece Salvador Dali bir küçük despota dönüştü. Ailesinin dikkatini çekmek için yaptığı histeri krizleri, teatral hareketler alışılagelmiş şeylerdi. Uzun süre, onu fetheden kızkardeşi Ana Maria’nın doğumu bile onu düzeltmeye yetmedi. Aksine zaman geçtikçe farklılığını ifade etme isteği daha dayanılmaz hale geliyordu.

Hasta çocuk; 10 yaşında yaptığı ilk self-portresinin ismiydi. Bir süre sonra ilk resim kursuna başladı. Öğretmeni Juan Núñez iyi bir ressamdı; ondan karakalem çalışmayı öğrendi. Daha sonra Catalan (İspanyanın Kuzey doğusunda yaşayan Catalanca adında farklı bir dil konuşan insanlara verilen isim) empresyonist ve realistlerini tanıdı. Daha sonra Kübizm ve
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
‘i keşfetti.

20’li yılların başında Madrid San Fernando Akademisine başladı. Ancak anarşist hareketleri nedeniyle okuldan atıldı ve bir süre Girona’da tutuklu kaldı. (1923) Daha sonra tekrar okula kabul edilse bile 1926’da tamamen atıldı. Bunu takip eden yıl Paris’te Picasso’yla tanıştı. 10 yıl sonra Londra’da Stefan Zweig onu Sigmund Freud’a tanıttı. 1923’te Madrid’de Luis Bunuel ve Garcia Lorca ile tanıştı.

Dali böylece değişti. Görünümüyle de. Başlangıçta ki uzun saçları; ağzından hiç düşmeyen piposu daha sonra kısacık biryantinli saçlı spor kıyafetli asık suratlı birine dönüştü. Günlük yaşamı; entelektüel bir söylemin ve lüks bir yaşamın çevresinde dönüyordu. Bunuel’le ‘Bir Endülüs Köpeği’ filmini sahneye konmasına yardımcı oldu. Ama Bunuel’i dinsizlikle suçlayarak ikinci bir filmden uzak durdu. Buna karşın Garcia Lorca’yla çok yakın bir arkadaşlığı oldu. 1925-36 yılları arasında uyumlu bir dostlukları oldu. Kadınlar pek ilgisini çekmiyordu. Onlar sadece erotik fantezileri için gerekliydiler.

Dali’nin fikrini değiştiren olay 1926’da Gala’yla tanışmasıyla gerçekleşti. Gala; bir Rus avukatın kızı ve sürrealist şair Paul Eduard’ın eşiydi. Onu ilk defa Cadaquez’de Akdeniz’in Catalan kıyısında Hotel Miramar’ın karşı terasında gördüğünde eşiyle beraberdi. Ertesi gün saat 11’de plajda buluşmak üzere sözleştiler. Dali bu olayı tamamen sembolik bir biçimde hazırlamaya karar verdi.

Soyundu. Elbiselerini, göğüs uçlarını, kıllarını, göbek deliğini ve esmerleşen tenini gösterecek şekilde kesti, katladı. Boynuna inci bir kolye, kulağına bir kırmızı bir sardunya taktı. Traş olurken yaralanmasından esinlenerek kendi kanını süründü. Bunu balık kuyruğu, keçi gübresi ve yağla karıştırdı. Ama pencereden Gala’yı, özellikle de çıplak bronzlaşmış sırtını görünce, bu ölümcül ritüele son vererek üzerindeki partallığı ve bu vebalı tutkuyu soyunmaya karar verdi. Birkaç ay sonra tamamen aşık olarak birlikte yaşamaya başlayacaklardı. Ve o andan itibaren Gala; Dali için bir aşık, bir arkadaş, esin perisi ve model (ilk defa profilden Gran Mastrubador’da gözükür), danışman ve herşeyin ilersinde varlığının yöneticisi olacaktır. Port Lligat’de hayatlarının evlerini kurdular.

İlk önce İspanya İç Savaşı’ndan daha sonra Dünya Savaşından kaçmak için tüm dünyayı gezdiler. Dali şöyle açıklar düşüncesini:

‘Her zaman anarşist ve aynı zamanda da monarşisttim. Her zaman burjuvaziye karşıydım ve hala da öyleyim. Gerçek kültürel devrim monarşist prensiplerin restoresiyle mümkündür.’

Ama 1934’te beş yıllık aktif bir işbirliğinden sonra artık eski sürrealist arkadaşlarından ayrılmış ve küçük burjuvaya dönüşmekle suçlanır olmuştu. Çünkü politikadan kaçıyordu:

‘Beni ne marksizm bir parça bile ilgilendirmiyordu. Politika bir kansere benziyordu.’

Newyork’a yerleşti, ama arada sırada geri dönüyordu. Örneğin faşistler arkadaşı Garcia Lorca’yı öldürdükten ya da Nazilerin istilasından sonra. Mamafi, Kuzey Amerikalılar tarafından aranılan, sevilen, iyi ücret ödenen biriydi.

1966’da Newyork modern sanatlar müzesinde 1966’de ona bir retrospektif adadılar. Beuborg’daki bir diğer sergi için 1979’a kadar beklemesi gerekti. 3 sene sonra 1982’de Gala öldü. O zamandan sonra nerdeyse resim yapmayı bıraktı. Dali, Gala’nın mezarının olduğu Pubol’e yerleşti ve son eserlerini verdi.

Bütün akımları tanıyıp; olası bütün etkilerden geçtikten, tüm çılgınlığıyla o devasa eseri ‘Babil Kulesi’ni oluşturduktan sonra; Salvador Dali sanatı boyunca uzayıp giden bir ipi farketti. Bu ip görünmez bir şekilde daha Breton’la bile değilken gerçekleştirdiği ilk sürrealist eseriyle, gerçek anlamdaki sürrealist eserlerini birbirine bağlıyordu.

Freud’un içten ve ve fanatik olarak tanımladığı, Dali’nin gözleri; hep büyüleyici bir dünyayı keşfediyordu. Dali hiçbir zaman taptığı esin perisi Gala’dan ayrılmadı, eve kendine duyduğu ihtiyaçtan daha fazla bir ihtiyaçla ona bağlıydı.

Pubol Şatosundaki yangından kurtulduktan sonra; 23 Şubat 1989’da Figueras hastanesinde, 84 yaşında öldü. Cesedi ilaçlandı; ve Figueras’daki müzesine hakim olan dev kubbenin altına gömüldü.
 
Son düzenleme:
Üst