26.12.2019 Tarihte Bugün- 26 Aralık;

Emrah Burulday

Administrator
Yönetici
3 Ağu 2019
417
135
43
26.12.2019 Tarihte Bugün- 26 Aralık;

1865Amerikalı James H. Nason süzme kahve makinasının patentini aldı.
1898Marie Curie ve Pierre Curie, radyumu keşfettiklerini ilan ettiler. Curie'ler, 1903'de bu buluşlarıyla Nobel Fizik Ödülünü aldılar.
1908Jack Johnson, Sydney Avustralya'da Tommy Burns'ü yenerek dünyanın ilk siyah ağır siklet boks şampiyonu oldu.
1923Kısmî genel af kanunu kabul edildi.
1925Uluslararası saat ve takvim'in kullanımı TBMM'de kabul edildi.
1925Türkiye, bir kanunla Gregoryen takvim'e geçti.
1932Samsun-Sivas demir yolu hattı açıldı.
1933FM radyo'nun patenti alındı.
1934Menemen'de yapılan Kubilay anıtı törenle açıldı.
1938Cumhuriyet Halk Partisi olağanüstü kurultayı toplandı. Kurultay İsmet İnönü'yü değişmez genel başkan seçti.
1968İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciler rektörlük binasını işgal ettiler. Üniversite süresiz kapatıldı.
1972Yazar Fakir Baykurt ve 7 arkadaşı 8'er yıl 10'ar ay hapse mahkûm oldu. Fakir Baykurt ve arkadaşları gizli örgüt kurmak iddiasıyla yargılanıyorlardı.
1975Sovyetler Birliği, dünyanın ilk süpersonik taşıma uçağı olan Tupolev Tu-144'ü hizmete soktu.
1982Time dergisi yılın adamı listesi'ne ilk kez insan olmayan bir nesne girdi: Kişisel bilgisayar.
1983Hisarbank, İstanbul Bankası ve Ortadoğu İktisat Bankası, Ziraat Bankası'na devredildi. Devredilen bankalarda çalışan 1329 kişi tazminatları ödenerek işten çıkarıldı.
1986Dünyanın nüfusu 5 milyara ulaştı.
1988Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, sinema alanındaki çalışmaları ve katkıları nedeniyle sinema yönetmeni Lütfü Akad'a verildi.
1991Sosyal Demokrat Halkçı Parti milletvekili Mahmut Alınak, "Geçenlerde iki kardeşimiz öldü, biri asker, biri PKK'lı" deyince Meclis'te olay çıktı. Alınak zorla kürsüden indirildi.
1991Rusya Federasyonu bağımsızlığını ilan etti.
1992Ankara-Haydarpaşa hattındaki ilk elektrikli tren hizmete girdi.
199437 aydının Madımak Otelinde yakılmasıyla ilgili Sivas davası sonuçlandı. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 22 sanığa verilen idam cezasını 15'er yıl ağır hapis cezasına çevirdi. Mahkeme, Aziz Nesin'in halkı tahrik ettiğini ve olayların çıkmasına yol açtığını öne sürdü.
1995Uzun yıllar devam edecek olan Manisa davasına konu olan Manisalı gençler göz altına alındı.
1996TBMM, Susurluk Komisyonu'na bilgi veren Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Kontr-terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, MİT'in Abdullah Çatlı'yı 1980 sonrası yurtdışı operasyonlarda kullandığını açıkladı.
2003İran İslam Cumhuriyeti'nin Kirman Eyaleti'nde 6.6 büyüklüğünde deprem oldu. Çoğunluğu Bam'da olmak üzere 20.000 kişi öldü.
2004Hint Okyanusu tabanında (kuzey Endonezya, Aceh yakınlarında) meydana gelen 9,7 şiddetindeki güçlü depremin yarattığı tsunami, güneydoğu Asya'da okyanusa kıyısı bulunan 13 ülkede 200.000 den fazla kişinin ölümüne veya kaybolmasına yol açtı. Yalnızca Endonezya'da 128.000 kişi öldü.
2005TÜBİTAK'ın geliştirdiği Pardus GNU Linux'un ilk sürümü yayınlanmıştır.
2006Nijerya'nın Lagos kentinde bir petrol boru hattında meydana gelen patlamada 500'den fazla kişi öldü.
2006Tayvan'ın güney ucundaki Hengçun'un 23 km açığında 7,2 şiddetinde deprem meydana geldi.

Bugün Doğanlar (26 Aralık);
1791Charles Babbage, İngiliz matematikçi (ö. 1871)
1891Henry Miller, ABD'li romancı (ö. 1980)
1863Charles Pathé, Fransız film endüstrisi öncüsü (ö. 1957)
1867Phan Boi Chau, Vietnam'lı ulusalcı(ö. 1940)
1883Maurice Utrillo, Fransız oyuncu(ö. 1955)
1891[[Henry Miller, ABD'li yazar (ö.1980)
1893Mao Zedung, Çin Komünist Partisi kurucusu, devlet adamı (ö. 1976)
1904Alejo Carpentier, Küba'lı yazar(ö. 1980)
1914Richard Widmark, ABD'li aktör
1918George Rallis, Yunan siyasetçi (ö. 2006)
1926Earle Brown, ABD'li besteci (ö.2002)
1930Jean Ferrat, Fransız şarkıcı ve şarkısözü yazarı
1934Raoul Dauce, ABD'li aktör
1937John Horton Conway, İngiliz matematikci
1938Bahram Beizai, İran'lı oyun yazarı ve yönetmen
1940Edward C. Prescott, ABD'li ekonomist
1941Şener Şen, Türk aktör
1947Kunio Okawara, Japon mekanik tasarımcı
1949Ali Kırca, Türk Anchorman
1949José Ramos-Horta, Doğu Timor başkanı, siyastçi
1960Cem Uzan, Türk siyasetçi ve eski işadamı.
1963Lars Ulrich, Metallica'nın Danimarka asıllı davulcusu
1971Jared Leto , ABD 'li aktör,müzisyen
1977Fatih Akyel, futbolcu
1979Salih Seyhan Büyükçelebi, Grafiker
1986Mükerrem Selen Soyder, Türk model ve 2007 Türkiye güzeli.
1986Ilia Tkachenko, Rus buz patenci

Bugün Ölenler (26 Aralık);
1530Bâbür Şah, Bâbürlüler Devleti'nin kurucusu ve sultanı d. 1483)
1869Jean Louis Marie Poiseuille, Fransız fizyolog (d. 1797)
1890Heinrich Schliemann, Alman arkeolog (d. 6 Ocak 1822)
1957Charles Pathé, Fransız film ve ses endüstrisi öncüsü (d. 1863)
1972Harry S. Truman, 33. ABD başkanı (d. 1884)
1977Howard Hawks, ABD'li sinema yönetmeni ve yazar (d. 1896)
1981Suat Hayri Ürgüplü, Eski başbakanlardan
1997Cahit Arf, Matematikçi
2000Jason Robards, ABD'li aktör (d. 1922)
2002Armand Zilciyan, ABD'li bateri zilleri üreticisi (d. 1921)
2006Gerald Ford, ABD eski başkanlarından (d. 1913)

,
pardus-19-1-slider-image.pngPardus nedir?
Pardus linux işletim sistemi , TÜBİTAK ULAKBİM tarafından büyütme ve geliştirme çalışmaları devam ettirilen bir GNU/Linux dağıtımı ve açık kaynak yazılım ( özgür yazılım ) yaygınlaştırma projesidir.
Pardusa
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
ulaşabilir Ücretsiz indirip kullanabilirsiniz
Linux nedir?
Linux, bilindiği üzere İnternet üzerinde ilgili ve meraklı birçok gönüllü kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.


Açık kaynak nedir?
Açık kaynak bir bilgisayar yazılımının makina diline dönüştürülüp kullanımından önceki, programcılar tarafından okunur, anlaşılır, yeni amaçlara uygun değiştirilebilir halinin gizli tutulmayıp, açık halinde kamuyla paylaşılıyor olmasına verilen isimdir.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.




Özgür yazılım nedir?
Özgür yazılım (İngilizcesi free software), kullanıcısına çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme özgürlükleri tanıyan yazılım türüdür. Özgür yazılım ile kastedilen özgürlük, yazılımın kullanım hakları ile ilgilidir, ekonomik boyutu ile değil. Özgür yazılımlar çoğunlukla ücretsiz olsalar da ücretsiz olmak zorunda değildirler. İngilizce sözlükler “free” kelimesi için yirmiye yakın anlam sıralar. Bunlardan sadece bir tanesi “bedava” iken geri kalanları özgürlük ve sınırlamaların olmaması (freedom) kavramlarına atıfta bulunur. Dana fazla bilgi için
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
okunabilir.



Her açık kaynak yazılım özgür yazılım mıdır?
Bir yazılımın açık kaynaklı yazılım olması, özgür yazılım olması veya özgür lisanslanmış olması anlamına gelmez. FSF (tr. Özgür Yazılım Vakfı) tanımına göre özgür yazılım, aşağıdaki dört özgürlüğü sağlayan yazılımdır:

  • Herhangi bir amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (0 numaralı özgürlük).
  • Her ne istiyorsanız onu yaptırmak için programın nasıl çalıştığını ögrenmek ve onu değiştirme özgürlüğü (1 numaralı özgürlük). Yazılımın kaynak koduna ulaşmak, bu iş için önkoşuldur.
  • Kopyaları dağıtma özgürlüğü. Böylece komşunuza yardım edebilirsiniz (2 numaralı özgürlük).
  • Tüm toplumun yarar sağlayabileceği şekilde programı geliştirme ve geliştirdiklerinizi (ve genel olarak değiştirilmiş sürümlerini) yayınlama özgürlüğü (3 numaralı özgürlük). Kaynak koduna erişmek, bunun için bir önkoşuldur.
Bir program, eğer kullanıcıları bu özgürlüklere sahipse özgür yazılımdır. Detaylı bilgi için:
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.




Linux dağıtımı nedir?
Bir Linux dağıtımı (kısaca dağıtım); Linux çekirdeği, GNU araçları ve bir masaüstü ortamının bir araya gelmesiyle, bu birlikteliği sürdürülebilir şekilde yönetecek bir yapılandırma araçları seti, yazılım güncelleme araçları vb. ile oluşturularak tam teşekküllü bir işletim sistemi haline gelen uygulamalar bütününü ifade eder.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.




Pardus Debian tabanlı mıdır?
Evet, Pardus birçok GNU/Linux dağıtımı gibi Debian tabanlıdır. Örneğin Ubuntu, Mint, Deepin gibi çok kullanılan Linux dağıtımları Debian tabanlıdır. Debian tabanlı tüm dağıtımların listelerine
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
adresinden veya
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
adresinden erişilebilir. Tüm bu sistemler Debian paket altyapısını kullanmaktadırlar. Ayrıca debian tabanlı olsun veya olmasın tüm dağıtımlar ortak olarak
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
içermektedir.



Pardus neden Debian tabanlı olarak geliştirilmeye devam etmektedir?
Pardus’un Debian tabanlı olarak geliştirilmesinin nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Müşteri isteği: Pardus Projesi TÜBİTAK ULAKBİM bünyesine taşındığında Debian tabanlı bir dağıtım olarak devam etmesi yönünde bazı kamu kurumlarından istekler gelmiştir. Bu istekler ve isterler doğrultusunda Pardus Debian tabanına geçiş yapmıştır.
  • Güncel teknolojiler ile eşzamanlı ve eşgüdümlü olabilme yeteneği: Pisi paket sistemini kullanan Pardus, ilk geliştirildiğinde GNU/Linux dünyasına bir çok yenilik getirmiş ve bir çok şeyin daha iyi yapılabileceğini dünyaya göstermiştir ancak; açık kaynak yazılımın doğası gereği bu geliştirmeler diğer projeler tarafından incelenmiş ve muadilleri de eşlenik sistemlere (örn: apt, sysV ve ağ yönetimi) de yansıtılmış ve Pisi temelli Pardus bu alanda görevini fazlası ile yerine getirmiştir. Dünyadaki gelişmeler ve Pardus’un Debian tabanlı olmasının sağladığı avantajları nedir? sorusunda da belirtilen maddeler de göz önünde alındığında, dünya açık kaynak geliştirme camiası ile daha entegre ve eşgüdüm içerisinde bir Pardus hem ülkemizin yazılım geliştirme hem de teknoloji üretme konusunda yeteneklerini arttırmaktadır.


Pardus’un diğer dağıtımlardan farkı nedir?
Pardus, TÜBİTAK ULAKBİM tarafından, öncelikle kamu kurumlarının ihtiyaç ve öncelikleri göz önüne alınarak, geliştirilen bir GNU/Linux dağıtımıdır. Pardus GNU/Linux dağıtımı, yine aynı isimdeki Pardus ekosisteminin işletim sistemi bileşenidir. Diğer bileşenler genel olarak Pardus alt projeleri olarak anılabilir ve
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
sayfasından detaylı olarak incelenebilirler. Teknik açıdan incelendiğinde, Pardus’un diğer dağıtımlardan paket seçimi ve özelleştirmeler dışında bir farkı yoktur ancak; nihai ürün ve kullanışlılık açısından bakıldığında Türkçe konusunda diğer dağıtımlardan daha ileride, Pardus alt projeleri ve kullanıcıların ihtiyaç duyabileceği diğer paketleri de içeren, Türkiye içerisinde ve özellikle kamu kurumlarında daha rahat kullanılabilecek şekilde özelleştirilmiş ve Türkiye’deki kullanıcı alışkanlıkları ve ihtiyaçlarına daha uygun bir dağıtımdır.



Pardus’un Debian tabanlı olmasının sağladığı avantajlar nelerdir?
Pardus’un Debian tabanlı olmasının sağladığı avantajlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Geniş paket seçimi: Debian paket deposunda 80.000 den fazla paket bulunmaktadır. Bu paketler Pardus tarafından da kullanılmakta ve kullanıcılara rahatça kurup kullanabilecekleri son derece geniş bir yazılım kataloğu sunmaktadır.
  • Güvenilirlik ve güvenlik: Debian yıllar içerisinde güvenlik ve güvenilirlik konusunda kendisini kanıtlamıştır. Yeterince güvenilir olmadan sürüm çıkartmama ve güvenlik sorunlarını 24 saat içerisinde çözen bir ekibe sahip olması gibi diğer GNU/Linux dağıtımlarından ayıran belirgin bazı özelliklere sahiptir. Özellikle sunucu dünyasında Debian “kur, ayarla ve unut” şeklinde kullanılabilmesi ile ünlenmiştir.
  • Uluslararası teknolojiler ile eşzaman ve eşgüdüm olanağı: Açık ve özgür yazılım topluluklar tarafından geliştirilmekte, fikir ve teknolojiler paylaşılıp beraber geliştirildikçe daha sağlıklı ve yetenekli olmaktadır. Dünyanın en yaygın ve en büyük dağıtımlarından biri ile beraber çalışmak ve geliştirme yapmak, Pardus’u hem teknoloji hem de yetenekler açısından dünya ile eşdeğer bir konumda tutmakta, hem de Pardus’un geliştirdikleri ile Linux dünyasına geri katkı yapabilmesinin önünü açmaktadır.
  • Yetenekli geliştirme araçları ve paket yönetim sistemi: Debian tarafından geliştirilmiş olan .deb paket yapısı şu anda dünya üzerindeki en gelişmiş yazılım paketleme ve dağıtım sistemlerinden bir tanesidir ve sistem üzerinde çalışacak yazılımların geliştirilmesini ve dağıtılmasını oldukça kolaylaştırmaktadır. Bu yazılım ve paket ekosisteminin etrafında bulunan diğer geliştirme araçları da Debian ve GNU/Linux üzerinde yazılım geliştirme ve paketleme süreçlerini oldukça kısaltmaktadır. Bir önceki madde ile birleştirildiğinde bu herkes için daha kaliteli bir dağıtımın daha kolay üretilebileceği anlamına gelmektedir.

Pardus öğrenmek için ne yapmalıyım?
Eğitim ve konferans duyurularımızı
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
, kurum yetkilisi iseniz kurumunuz için eğitim
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
, eğitim
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
ve
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.




Pardus Sertifikasyon nedir?

Pardus/Linux alanında yetkilendirilmeyi isteyen isteklinin bilgi, beceri ve deneyimini ölçen ve TSE tarafından kişinin belirlenen düzeyde akreditesini sağlayan standartları belirlemektedir. Pardus Kullanıcı Düzey 1 (PK1), Pardus Kullanıcı Düzey 2 (PK1), Pardus Eğitmen (PKE), Pardus Sistem Yöneticisi 1 (PSY1), Pardus Sistem Yöneticisi 2(PSY2) olmak üzere beş farklı seviyede yetkilendirmeyi kapsamaktadır. PK1, PK2 ve PSY1 yetkilendirmesi için teorik sınav; PK2 ve PSY2 için ise teorik sınav ve pratik uygulama yaptırılmaktadır. Sınavlar TSE’nin belirleyeceği tarihlerde gerçekleştirilmekte olup, ayrıntılı bilgiye
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
ulaşılabilmektedir.

Pardus öğrenmek için eğitim almak istiyorum, nereden alabilirim?
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
sayfamızdan gerekli bilgileri alabilir ve kurumunuz adına başvuru yapabilirsiniz.



Mevcut işletim sistemimi silmeden Pardus’u deneyebilir miyim?
Pardus ‘u ikinci bir işletim sistemi olarak, mevcut işletim sisteminizin yanına kurabilirsiniz. Bu şekilde kurulum yapıldığında bilgisayar açılışında size hangi işletim sistemi ile devam etmek istediğiniz sorulacaktır. Kurulumla ilgili destek almak için
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.




Pardus ücretli midir?
Pardus ‘u ücretsiz olarak
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
sayfamızdan edinebilirsiniz.



Pardus geliştirilmeye devam edecek mi?
Pardus, TÜBİTAK tarafından geliştirilmeye devam etmektedir.



Kurum olarak Pardus’a geçmek istiyoruz, nereden başlamalıyız?
Pardus dönüşümü ile ilgili daha fazla bilgi almak ve başvuru yapmak için Dönüşüm sayfamızı inceleyebilirsiniz



Pardus kurumsal çözüm ortağı olmak istiyoruz, ne yapmalıyız?
Pardus çözüm ortaklığı için iletişim formumuzu kullanarak bize ulaşabilirsiniz.



Pardus konusunda teknik destek almak istiyoruz, nereye başvurmalıyız?
Pardus konusunda teknik destek almak için 444 5 773 numaralı telefondan çağrı merkezimize ulaşabilir, forumlarımızda diğer kullanıcılarımıza da danışabilirsiniz.


5ab5032dc9de3d0a281604b6.jpg

Bâbür Şah, Bâbürlüler Devleti'nin kurucusu ve sultanı d. 1483)
Son derece engin bir kültüre sahip olan Babür, okumaya karşı büyük bir ilgi duymaktaydı. Kendisini unutarak bütün gününü kütüphanelerde geçirebilirdi. Komutanları pek çok zaman bu nedenle ortadan kaybolduğu için endişelenmişlerdir. İyi derecede at binicisi ve avcı olan Babür, iki savaş arasında avlanırken, kimi zaman yollarda şiir yazmak için durur ya da gözlemlerini yazıya dökerdi.
Babür İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk hükümdarı. Soyu baba tarafından Timur’a, anne tarafından Cengiz Han’a dayanan Babür Şah, 1519’dan itibaren Hindistan’a düzenlediği seferler sonunda bütün Kuzey Hindistan’ı kontrol altına alıp 1526’da Delhi Sultanlığı’na son vererek günümüzdeki Afganistan, Pakistan ve Hindistan toprakları üzerinde Batılıların adlandırmasıyla Hint Moğol Emirliği ve Hint Moğol Sultanlığı, kendi adlandırmasıyla da Gurakani olarak bilinen Babür İmparatorluğu’nu kurmuş ve Hindistan’da Türkler için son defa bir hâkimiyet alanı teşekkül etmiştir. Babür Şah’ın Çağatay dönemi edebiyatına önemli katkıları olmuştur. Çağatay Türkçesiyle kaleme aldığı ve yaptıklarını kronolojik olarak anlattığı Babürname, Türk edebiyat tarihinin nesir türündeki başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Hattı Baburi denilen yazı şeklini geliştirmiş olan Babür Şah aynı zamanda Çağatay edebiyatının Ali Şir Nevai’den sonraki en büyük şairi olarak kabul edilir. Fars kültüründen de yoğun olarak etkilenmiş olan Babür Şah’ın hem kendisi, hem de halefleri üzerindeki bu etki, Hindistan’da bu kültürün önemli derecede gelişmesine sebep olmuştur. Babür Şah,14 Şubat 1483 tarihinde günümüzde Özbekistan sınırları içerisinde yer alan Andican, Fergana’da doğdu. Babası, Timur’un üçüncü oğlu Miran Şah’ın torunlarından Fergana valisi Ömer Şeyh Mirza, annesiyse Cengiz Han’ın torunlarından.
Yunus Han’ın kızı Kutluğ Nigar Hanım’dır. Doğduğunda Timur Hanedanı Orta Asya’nın küçük bir bölgesine hükmetmekteydi. Babasının ölümünden sonra 1494 yılında 12 yaşında Fergana’da tahta çıktı. Babür babasının tahtına oturduğu zaman amcası Semerkant Hanı Sultan Ahmet ve dayısı Taşkent Hanı Mehmet Fergana’ya hücum etmekteydiler. Babür, babasının kumandanları sayesinde bu tehlikeyi atlattı. Babür 1497 yılında, büyük atası Timur’un başkenti olan Semerkant’ı ele geçirmeyi başardı. Fakat Özbeklerin Hanı Şeybani’ye mağlup oldu. 1501’de Semerkant’ı tekrar ele geçirse de 1503’te tekrar Özbeklere bıraktı. Timur’un soyundan gelen hükümdarların idaresindeki küçük devletler Özbekler tarafından ortadan kaldırılıp Timurluların önemli şehirleri Semerkant, Buhara ve Herat’ın Özbeklerin eline geçip hanedandan olan prensler mirzaların birer birer hayatını kaybetmesiyle Timurlu Hanedanı’ndan bölgede bir tek Babür kalmıştı. Timur’un mirasına sahip çıkmaya çalışan Babür de, Özbek Hanı Şeybani Han karşısında sürekli mağlup olmaktaydı. Bir keresinde ablasını onun eline bırakıp birkaç sadık adamıyla kaçmak zorunda kalmıştı. Büyük bir mağlubiyete uğramış olmasına rağmen ümidini kaybetmeyen Babür, Pamir Dağları’na çekilmişti ve yanında bulunan birkaç kişiyle bir Türk kadınının evinde saklanmaktaydı. Bu kadının kardeşi Timur’la Hindistan seferlerine katılmış ihtiyar bir askerdi ve Hindistan’ın zenginliğini, buraya ait efsaneleri, Hindistan’ın eski tarihini her gece Babür’e anlatıyordu. Tarihe merak saran Babür, atası Timur’un tarihini bularak okumaya başladı. İşte bu dönemde Hindistan’ı zapt etmeyi akılına koydu. Bu idealle, Babür Horasan illerindeki Türklere haber gönderdi. Kısa bir süre içinde etrafında 20.000 asker toplamaya muvaffak oldu. Bu orduyla Hindikuş Dağları’nı aşarak 1504’te Kabil şehrini ele geçirerek kendisini şah olarak ilan etti. Babür, 1508 yılının Eylül ayında ilk defa Hindistan’a sefer düzenledi. Üç ay süren bu seferde Hindistan coğrafyasını tanıdı ve pek çok ganimet elde etti. Şeybani Han, 1510 yılında Şah İsmail tarafından yenilip öldürülünce bölgede doğan boşluk sonucu, Babür ata topraklarını kurtarmak için Safevilerin yardımıyla 1512- 1513’te Buhara ve Semerkant’ı yeniden ele geçirdi. Şah İsmail’in öğretisi Anadolu’da taraftar toplamasına rağmen Orta Asya’da halk Şiiliği sevmemiş ve büyük tepki göstermişti. Babür ise politik bir davranış sergileyerek Özbek hanını mağlup eden Şah İsmail’le ittifakı eski topraklarını ele geçirmek için bir fırsat olarak görmüştür. Sünni olarak yetişmesine rağmen Şah İsmail’e tabi olmuştur.5ab502e9c9de3d0a281604b0.jpg
Semerkant’ta kılınan ilk cuma namazında hutbeyi kendi adına değil Şah İsmail ve On İki İmam adına okutmuş, Şah İsmail’e bağlananlar gibi kırmızı başlık giymiştir. Hatıratında pek bahsetmediği bu yıllarda Şiilik inancının esaslarını kabul etmiş ya da kabul eder gibi görünmüştür. Bu ittifak Babür’ün ata toprakları olan Semerkant ve Buhara’yı ele geçirmesini sağlamıştı. Ancak 1514’te Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’i yenilgiye uğratması sonucu Özbeklerin üzerindeki Safevi baskısı kalkınca Babür Şah, kendisine karşı cihat ilan eden Özbekler karşısında yenilgiye uğramış ve vatanından ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu yenilgiyle birlikte Babür, kendisini ihanetle suçlayan Safevilerin desteğini de kaybetmiştir. Semerkant’ta tutunamayacağını anlayıp güneye doğru çekilmeye karar veren Babür, 1518’de gerçekleştirdiği Güney Afganistan seferiyle Hayber Geçidi’ni aşıp Sind bölgesini ele geçirdi. 1519 yılının Kasım ayında Sind Nehri’ni 1500 kişilik kuvvetle sallarla geçip Peşaver yakınlarına geldi. Beş defa Pencap’a sefer düzenledi ve bu seferler neticesinde Pencap bölgesini, 1522’deyse Kandahar’ı ele geçirdi. Daha önce beş kez Hindistan’a sefer düzenlemiş olan Babür altıncı seferinde Hindistan’ın en güçlü lideri Delhi Sultanı İbrahim Ludi ile Nisan 1526’da Panipat Savaşı’nda karşı karşıya geldi. Sultan İbrahim Ludi’nin 100.000 asker ve bin filden müteşekkil büyük ordusunu 13.500 askeriyle yedi saat içerisinde büyük bir mağlubiyete uğrattı. Sultan İbrahim Ludi’nin 50 bin askeri savaş esnasında ölmüştür. Zaferin hemen ardından Delhi ve Agra’yı alıp Agra’yı başkent yaptı.

Bu savaş onun en büyük zaferidir. Savaşın kazanılmasındaki en büyük etken, Babür’ün “asrımızın biriciği” şeklinde andığı Osmanlı subayı Mustafa Rumi’nin başında bulunduğu topçu taburuydu. O dönemde o bölgede Babür’ün ordusu dışında hiçbir ülkenin ordusunda top kullanılmıyordu. Babür’ün kazandığı bu zafer Hindistan’daki Timuri Hanedanı’nın başlangıcı olarak kabul edilir. Zaferden sonra Babür, Agra imparatorluk sarayına girerek kendisini Hindistan imparatoru ilan etti. Babür’ün Panipat Savaşı’nda kazandığı zafer ve Delhi Sultanlığı’na son vermesi Hinduları korkutmuştu. Çitor Racası Rana Saga başkumandanlığında 200 bin piyade, 1000 süvari ve 1000 savaş filinden oluşan Hindu ordusuyla Babür’ün ordusu 15 Şubat 1527’de Kanya Savaşı’nda karşı karşıya geldiler. Sabah 9’da başlayan savaş birkaç saat içinde Babür’ün zaferiyle sonuçlandı. Babür on mislinden fazla karşı kuvveti üstün ateşli silahlar ve taktik gücüyle yenilgiye uğratmıştı. Babür, Hindistan’ın son büyük hükümdarı olarak kabul edilen Çitor Racası Rana Saga’yı yendikten sonra Gazi unvanını almıştır. Bu zafer Babür’ün Müslüman olmayan bir hükümdara karşı kazandığı ilk zaferdi ve ona İslam dünyasında büyük ün kazandırdı. Son derece engin bir kültüre sahip olan Babür, okumaya karşı büyük bir ilgi duymaktaydı. Kendisini unutarak bütün gününü kütüphanelerde geçirebilirdi. Komutanları pek çok zaman bu nedenle ortadan kaybolduğu için endişelenmişlerdir. İyi derecede at binicisi ve avcı olan Babür, iki savaş arasında avlanırken, kimi zaman yollarda şiir yazmak için durur ya da gözlemlerini yazıya dökerdi. Babür Şah ömrünün sonlarına doğru yaşı fazla ilerlememiş olmasına rağmen sık sık hastalanıyordu. Çok sık içtiği şarabı birçok kez bırakmak istemiş, ama başaramamıştı. Haftanın 4 gününü alkole, 3 gününüyse macuna ayırmıştı. Babür’ün yakalandığı şark çıbanı, siyatik, kulak akıntıları, kan tükürme gibi hastalıkları hem ilerlemiş yaşından, hem de aşırı sıcaklardan iyice dayanılmaz hale gelmişti.

Babür Şah, 26 Aralık 1530’da Agra’da 48 yaşında hayatını kaybetmiştir. Tahtını oğlu Hümayun devraldı. Öldüğünde Agra’ya gömülmüş olan Babür Şah’ın mezarı 1539’da Kabil’e kendi kurduğu Babür Bahçeleri’ne nakledildi. Kabri üzerine torunu Şah Cihan tarafından 1646’da bir türbe inşa edildi. 1842 depreminde zarar gören anıt mezar çeşitli restorasyon çalışmalarıyla onarılmıştır. Babür Şah, ölümünden sonra Hazreti Firdevs-Mekani ve Hazreti Giti-Sitani unvanlarıyla anılmıştır. Babür Şah’ın 1526’da kurduğu devlet 1858 senesinde İngilizlerin işgaline kadar 332 sene varlığını sürdürdü. Babür İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Forsu’na birer yıldızla işlenen tarihteki 16 Türk devletinden biridir. Aynı zamanda Babür Şah’ın Türkiye’de büstleri vardır ve yanında ona ait olduğu iddia edilen bir bayrak dalgalanmaktadır. Onu ana yurdundan çıkaran en büyük düşmanı Özbekler de günümüzde Babür’ü kendi ataları olarak kabul ederler. Çünkü Özbekler, Timurlu uygarlığının her açıdan mirasçısı olmuşlardır. Günümüzde Babür’ün heykelleri Özbekistan’da da yükselmektedir. Babür yurdu denilen doğduğu Özbekistan’ın Andican şehrinde Babür’ün heykelinin yanı sıra bu anı parkta Babür’ün temsili mezarı ile birlikte bir de müze bulunmaktadır. Günümüzde Kırgızistan sınırları içerisinde yer alan Oş şehrinde Süleyman Dağı’ndaki Babür’ün tek odalı köşkü evliya mekânı muamelesi görmektedir. Yerde mihraba yönelik var olan diz izleri inanışa göre Babür’e aittir. Babür’ün Süleyman Dağı’ndaki evine tırmanan yol üzerinde günümüzde çeşitli adetler uygulanmaktadır. Kayadan kaymanın bel rahatsızlığına ve kısırlığa iyi geldiğine, oyuğa el sokup dilenen dileklerin kabul olacağına inanılmaktadır.
Son derece mümtaz ve geniş bir kültüre sahip olan Bâbür Şah’ın sözlerinden seçmeler:

“Sana kötülük edeni kadere bırak.
Kader, intikamını daha iyi alır.”

“İşlerin zamanında yapılması lâzımdır.
Vakitsiz yapılan iş, gevşek olur gevşek.”

“Yaralı gönüllerin derdinden sakın.
Çünkü gönül yarası nihâyet zuhur eder;

Elinden geldiği kadar bir gönül yıkma.
Çünkü bir âh, bir dünyâyı altüst eder.”

“İster yüz sene, ister bir gün kal.
Bu gönül aydınlatıcı köşkü terk edeceksin.”

“Kötü adla yaşamaktansa,
İyi adla ölmek daha iyidir.”

“İslâm uğrunda çölde âvâre oldum;
Kâfirler ile hep çarpıştım.
Kendimi şehîd etmeye azm etmiştim;
Allahü teâlâya şükür ki gâzi oldum.”

“Cihangirlik, durmakla te’lîf edilmez;
Dünyâ, acele etmeyi bilenindir.
Her işte efendinin sükûnu yaraşır; Padişahlık müstesna.”

“Dünyâya gelen herkes ölecektir!
Ebedî olarak kalan Allahtır.
Hayat meclisine giren herkes,
Ecel kadehinden içecektir.
Dirilik konağına gelen herkes,
Bu gam evinden elbet geçecektir.”
 

Ekli dosyalar

  • 5ab502e9c9de3d0a281604b0.jpg
    5ab502e9c9de3d0a281604b0.jpg
    45.6 KB · Görüntüleme: 0
Üst