29.05.2020 Tarihte Bugün- 29 Mayıs;

29 Eki 2019
83
40
18
29.05.2020 Tarihte Bugün- 29 Mayıs;
656Üçüncü İslam Halifesi Hz. Osman Şehit Edildi (656)
1453Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nu (Doğu Roma'yı) sona erdirdi. Birçok tarihçi için İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonudur.
1555İran İle İlk Antlaşma İmzalandı (1555) Şah Tahmasb babası Şah İsmail’in hatasına düşüp Osmanlı Ordusunun karşısına hiç çıkmadı. Ancak fırsat buldukça da Osmanlı Devletini rahatsız etmekten kaçınmadı. Kanuni Sultan Süleyman 1554’te İran Seferine çıkmış kış yaklaşması üzerine Amasya’da kışı geçirdikten sonra tekrar İran üzerine gitmek üzere iken İranlıların isteği ile 29 Mayıs 1555 tarihinde ilk Osmanlı-İran Barışı yapılmıştı.
1582Sünnet Düğünü 57 Gün Sürdü (1582) III.Murat oğlu Şehzade Mehmet için 29 Mayıs 1582 tarihinde başlayıp 57 gün süren eşsiz bir sünnet şöleni yaptırdı. Bu düğün sırasında rastgele kişilerin yeniçeri ocağına kaydedilmesi ocak yasalarının bozulmasına neden oldu.
1807Kabakçı Mustafa ayaklanmasında, isyancılar Şehzade Mustafa ve Mahmut'un kendilerine teslimini istedi. Sultan III. Selim tahttan indirildi, IV. Mustafa tahta çıktı.
1848Wisconsin, 30. eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1913Ulviye Mevlan yönetiminde 'Kadınlar Dünyası' dergisi yayımlanmaya başlandı.
1913Igor Stravinsky'nin Le Sacre du Printemps (Bahar Ayini) adlı balesi ilk kez Paris'te sahnelendi.
1914Kanada yolcu gemisi 'RMS Empress of Ireland Saint Lawrence Körfezi'nde battı, 1,024 yolcu boğularak öldü.
1927Ankara-Kayseri demiryolu İsmet Paşa tarafından açıldı.
1935Zamanının en büyük hidroelektrik santrali ve dünyanın en büyük beton yapısı olan Hoover Barajı'nın inşaati tamamlandı.
1936Türk Bayrağı hakkında kanun, TBMM'de kabul edildi.
1942Adolf Hitler, Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in tavsiyesiyle işgal altındaki Paris'te yaşayan tüm Yahudilerin sol göğüslerine sarı bir yıldız takmalarını emretti.
1953Yeni Zelandalı dağcı Edmund Hillary ile Nepalli şerpa Tenzing Norgay, Everest'e çıkan ilk insanlar oldu.
1954Bilderberg Toplantıları'nın ilki yapıldı.
1960Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasının ardından gözaltına alınan eski İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Aynı gün gözaltına alınan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.
1963Pakistan'ın doğusunda çıkan kasırgada 10 bin kişi öldü.
1977CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havaalanı'nda bulunduğu sırada, bir silahtan çıkan mermi, CHP'li Mehmet İsvan'ın yaralanmasına yol açtı. Merminin bir polis memurunun ateş alan gaz tüfeğinden çıktığı açıklandı.
1980MHP'liler, Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak'ın öldürülmesini Çorum'da protesto ettiler. Olaylar, 2 Temmuz'da sokağa çıkma yasağı konulmasına rağmen, aralıklarla 6 Temmuz'a kadar sürdü. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, 8 Temmuz'da Çorum'a geldi. Olaylar yatıştıktan sonra kentin değişik yerlerinde 48 ceset bulundu.
1985İstanbul Boğazı'nda ikinci boğaz köprüsünün (Fatih Sultan Mehmet) temeli atıldı.
1985Avrupa Kupası finali için Liverpool - Juventus maçının yapıldığı Belçika'nın Heysel Stadı'nda çıkan olaylarda 38 kişi öldü, 350 kişi yaralandı.
1986Kamuoyunda 'Fak-Fuk-Fon' olarak bilinen Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşmayı Teşvik Yasası, Meclis'te kabul edildi.
1988İstanbul Boğazı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapımı tamamlandı.
1990Sovyetler Birliği'nde, radikal reformcu Boris Yeltsin, Rusya Federasyonu Parlamentosu Başkanlığı'na seçildi.
1993Anadolu pop müziğin öncülerinden Moğollar grubu 17 yıllık aradan sonra yeniden sahneye çıktı.
1993Almanya'nın Solingen şehrinde Türklerin yaşadığı bir evin kundaklanması sonucu 5 kişi yaşamını yitirdi ve 2 kişi de yaralandı.
1995Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal için, karşılıksız çek verdiği iddiasıyla gıyabi tutuklama kararı çıktı.
1996Siverek halkı aralarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de bulunduğu 13 politikacı hakkında tazminat davası açtı. Politikacılar Siverek'i il yapacakları vaadinde bulunup yerine getirmemekle suçlanıyordu.
20102010 Eurovision Şarkı Yarışması finali Norveç'in başkenti Oslo'da yapıldı . Kazanan 246 puanla Lena Meyer-Landrut'un Satellite şarkısıyla katıldığı Almanya oldu.

Tarihte Bugün Doğanlar (29 Mayıs);
1903Bob Hope, ABD'li komedyen (ö. 2003)
1904Gregg Toland, Amerikalı görüntü yönetmeni. (ö. 1948)
1916Prof. Dr. Halil İnalcık, Türk tarihçi
1917John F. Kennedy, ABD' nin 35. başkanı (ö. 1963)
1929Korkut Özal, Türk politikacı
1938Şule Yüksel Şenler, Türk yazar
1958Annette Bening, ABD'li oyuncu
1973Alpay Özalan, Türk futbolcu
1979Arne Friedrich, Alman futbolcu
1982Nataliya Dobrinska, Ukraynalı heptatlet
1982Elyas M'Barek, Alman oyuncu
1984Carmelo Anthony, NBA oyuncusu

Tarihte Bugün Ölenler (29 Mayıs);
656Üçüncü İslam Halifesi Hz. Osman
1453XI. Konstantin, Bizans İmparatoru (d. 1405)
1453Ulubatlı Hasan, İstanbul'un fethi sırasında Bizans surlarına ilk sancağı diken yeniçeri (d. 1428)
1500Bartolomeu Dias, Portekizli kaşif, denizci (d. 1450)
1829Humphry Davy, İngiliz kimyager, fizikçi ve mucit. (d. 1778)
1942John Blyth Barrymore, ABD'li aktör (d. 1882)
1979Mary Pickford, Kanada asıllı ABD'li aktris (d. 1892)
1982Romy Schneider, Avusturyalı aktris (d. 1938)
1994Erich Honecker, Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya)'nın son başkanı. (d. 1912)
1997Jeff Buckley, ABD'li müzisyen, besteci, söz yazarı (d. 1966)
2004Kani Karaca, Türk musiki ustası (d. 1930)
2008Harvey Korman, ABD'li aktör (b. 1927)
2011Sergey Bagapsh, Abhazya 2.Cumhurbaşkanı (d.1949)

hz-osman-sehit-edildi-h1560777051-533df3.jpgHz.Osman (r.a.), Fil Vak’ası’ndan altı sene sonra veya 574 senesinde Mekke’de dünyaya gelmiş olup soyu Abdi Menâf’ta Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’le birleşir. Kureyş kabilesine mensup olup Emevî soyundandır. Annesi Ervâ bint-i Küreyz, Allah Rasûlü’nün halası Beyzâ’nın kızıdır.

Bu büyük sahabeyi kiram îman ettiğinde pek çok sıkıntı ve çilelere katlandı. Amcası Hakem ibn-i Ebi’l-Âs onu sıkıca bağlayarak hapsetti ve eski dinine dönmezse asla serbest bırakmayacağını söyledi. Hz. Osman (r.a.) dininden kesinlikle dönmeyeceğini bildirince, kararlılığını gören amcası onu serbest bırakmak zorunda kaldı.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ve yanında bulunan Müslümanlar İslâm’ı açıkladıkları zaman, Hz. Ebûbekir (r.a.), Saîd ibn-i Zeyd (r.a.) ve Hz. Osman (r.a.) gibi sahâbîler, insanları İslâm’a gizlice dâvet ve teşvik etmeye koyuldular. Daha sonra Hz. Ömer (r.a.), Hz. Hamza (r.a.) ve Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a.) gibi sahâbîler de açıkça dâvet etmeye başladılar.

Peygamberimiz kızını onunla evlendirdi
Hz. Osman (r.a.) Müslüman olunca, Allah Resûlü (s.a.v.) Efendimiz kızı Rukıye’yi onunla evlendirdi. Bu evlilikten ilk çocuğu Abdullah dünyaya geldi. Câhiliye döneminde Ebû Amr künyesiyle çağrılan Hz. Osman (r.a.) artık bundan sonra Ebû Abdullah künyesini aldı. Sonra kızı Leylâ doğunca da Ebû Leylâ künyesiyle anılmaya başlandı.

Hz.Osman (r.a) iki defâ Habeşistan’a, daha sonra da Medine’ye hicret etti. ikinci defa hicret ettiğinde Habeşistan’da bir müddet kaldı, sonra Mekke’ye geri döndü. Resûlullah (s.a.v), Medine’ye hicret etmekle emrolunduğunda, diğer Müslümanlarla birlikte o da Medine’ye hicret etti. O, Medine’ye ulaştığında Allah Resûlü’nün şâiri Hassân ibn-i Sâbit’in kardeşi Evs’e misâfir olmuştu.

Allah Resûlü (s.a.v.) muhacir olan onu Mekke’de ensardan Abdurrahman ibn-i Avf ile kardeş yaptı. Hicretten sonra Medîne-i Münevvere’de gerçekleştirilen kardeşlik akdinde ise Evs ibn-i Sâbit (r.a.) ile kardeş îlân edildi.

Hz. Osman (r.a.), hanımı Rukıye (r.a.) ağır hasta olduğu için, Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in izniyle Bedir Gazvesi’ne katılmamıştı. Hz. Rukıye (r.a.), ordu Bedir’de bulunduğu esnâda vefat etmiş, zaferin müjdesi Medine’ye ulaştığı gün toprağa verilmişti.

Zinnureyn yani iki nur sahibli bu büyük sahabe i Kiram, Bedir hâriç, bütün savaşlara katıldı. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v), Zatü’r-Rikâ ve Gatafan seferlerinde onu Medine’de yerine vekil olarak bıraktı.

İlk eşi Hz.Rukıye (r.a) vefat edince, Allah Resûlü (s.a.v) onu diğer kızı Hz. Ümmü Gülsüm (r.a) ile evlendirdi. İnsanlık tarihi boyunca Hz. Osman’dan başka hiç kimse bir Peygamberin iki kızıyla da evlenmemiştir. Bu sebeple Hz. Osman’a, “iki nur sahibi” mânâsına Zinnûreyn lakabı verilmiştir. Hicretin 9. senesinde ise Ümmü Gülsüm (r.a) da vefat etti.

Hz. Osman (r.a.), zengin bir tâcir, mükemmel ve zarîf bir cemiyet adamı idi. Medine’de Müslümanların ihtiyaç içinde bulundukları her durumda onlara yardım eder, bilhassa ordu techîzinde hiç bir fedâkârlıktan sakınmazdı. Bu sebeple onun zenginliği medhedilmiş ve başkalarına da özellikle örnek gösterilmiştir.

Rasulullah Aleyhisselamın damadı olan bu mümtaz sahabe aynı zamanda iffet ve hayâ yönünden de örnek bir şahsiyettir. Allah Resûlü (s.a.v), meleklerin bile ondan hayâ ettiğini haber vermiştir.

Hz. Ebûbekir (r.a.) halife seçilince Hz. Osman (r.a.) ona bey’at etti. Hz. Ebûbekir, halifeliği boyunca onunla hep istişarede bulunurdu. Hz. Ebûbekir’in vefatından evvel, Hz. Ömer’i (r.a.) halife tâyin ettiğini bildiren belgeyi Hz. Osman (r.a.) kaleme aldı. Ebûbekir (r.a.), Hz. Osman’ın (r.a.) yazdıklarını ona tekrar okuttuktan sonra mühürletti. Osman (r.a.), yanında Hz. Ömer ve Üseyd bin Saîd (r.a.) olduğu hâlde dışarı çıktı ve oradakilere “Bu kâğıtta adı yazılan kimseye bey’at ediyor musunuz” diye sordu. Onlar da “evet” diyerek bunu kabul ettiler.

Halifeliği döneminde sükunet hakimdi
Hz. Osman (r.a), 644 senesinde halife seçildikten sonra, Hz. Ömer’in (r.a.) yolunu izleyerek siyasetini devam ettirdi. Hz. Osman’ın on iki yıllık halifeliğinin ilk yarısında genellikle huzur, sükûnet, birlik ve beraberlik hâkimdi. Önceki halifeler döneminde başlamış olan fetihlere devam edildi. Onun zamanında ordudaki asker sayısı daha da arttı ve fethedilen topraklar genişledi. Başta Sâsânî İmparatorluğu’nun son eyaleti Ermeniye olmak üzere, Kuzey Afrika kıyıları ve Anadolu’nun bir bölümü İslâm devletinin hudutları içine dâhil edildi.

Hz. Osman (r.a), hilâfeti devraldığında İslâm fetihleri hızlı bir şekilde devam ediyordu. Osman (r.a.), İslâmî tebliğin girmiş olduğu yayılma sürecini aynı hızla devam ettirmeye çalıştı. Ermenistan, Horasan, Kuzey Afrika, Kıbrıs, Trablus ve Taberistan’ı fethetti, İran’daki ayaklanmaları bastırıp merkezî yönetimin nüfûzunu yeniden tesis etti.

İslâm ordularının önündeki mâniler kaldırıldıktan sonra Hz. Osman (r.a.), komutanlarına hiç vakit kaybetmeden Cebel-i Târık’ı geçerek Endülüs’e girmeleri emrini verdi.

Hz. Osman Dönemi’nde bir donanma hazırlanarak denizlerde de fetihlere başlandı. 649 yılında Kıbrıs’a, 652’de Sicilya Adası’na ve 653-54 yıllarında ikinci defa Kıbrıs’a akınlar düzenlendi.

Diğer taraftan Muâviye (r.a), Hz. Osman’dan izin alarak, Sûriye sâhillerinde oluşturduğu donanma ile Akdeniz’e açılmış ve müslümanlar denizlerde de Bizans’a karşı varlık göstermeye başlamışlardı. Bir müddet sonra Muaviye (r.a.) donanmasıyla denize açılarak, Kıbrıs Adası’na çıktı.

Abdullah ibn-i Sa’d (r.a.) Mısır’dan onun yardımına gitti. Kıbrıs, yıllık yedi bin dinar cizye ile İslâm hâkimiyetini tanımak zorunda kaldı. (Hicrî 28) Bu miktar onların Bizans İmparatoruna ödediği meblağ idi.

O günlerle ilgili bir hâtırayı sahabei kiramdan Cübeyr ibn-i Nefîr (r.a) şöyle anlatır:

“...Kıbrıs fetholununca, ahâlisi dağıtıldı. Halk birbirine ağlıyor, üzüntü duyuyordu. O esnâda Ebü’d-Derdâ Hazretleri’ni, tek başına oturmuş ağlarken gördüm. Ona:
«–Ey Ebü’d-Derdâ! Allah’ın, İslâm’ı ve Müslümanları üstün kıldığı bir günde seni böylesine ağlatan nedir?» diye sordum. Şu cevâbı verdi:

“–Yazıklar olsun sana ey Cübeyr!.. İnsanlar Allâh’ın emrini terkedince, O’nun katında ne kadar da değersizleşiyorlar. Bunlar bir zaman, iktidar ve mal-mülk sahibi, güçlü-kuvvetli kişilerdi. Allâh’ın emirlerini terk ettikleri zaman, işte gördüğün bu duruma düştüler...” (İbnü’l-Esir, el-Kâmil, III, 96-97; Ebû Nuaym, Hilye, I, 216-217)


Gökteki yıldızlar gibi olan Ashâb-ı kirâmın, mağlûb ettikleri düşmanları hakkındaki bu müşfikâne duyguları ne kadar ibretlidir. Gözleri, asla onların malında ve mülkünde değildi bizzat gönüllerinin Allah’a yönelmesinde idi.

Hz. Osman (r.a.) devrinde Doğu Roma (Bizans)’a karşı kazanılan en parlak ve kesin zaferlerden birisi hiç şüphesiz Kuzey Afrika’da Fenike yakınlarında yapılan Zâtü’s-Sevârî deniz savaşıdır. Abdullah ibn-i Sa’d (r.a.) komutasındaki İslâm donanması, İskenderiye açıklarında Bizans İmparatoru Konstantin komutasındaki büyük donanmayla karşı karşıya geldi. Bizanslıların gemi sayısı hakkında verilen bilgiler, beş yüz ile sekiz yüz arasında değişmektedir. İslâm donanmasının sahip olduğu gemi sayısı ise ikiyüz civarındaydı. Yapılan savaşta Bizanslılar büyük bir mağlûbiyete uğratıldı. İmparator II.Konstantin, yaralı olarak Sicilya Adası’na sığınmak zorunda kaldı. Sicilya ahâlîsi İmparator’un zulmünden usanmış olduklarından onlarda II.Kostantin’i öldürdüler.

Hz. Osman (r.a.) zamanında İslam orduları, doğuda Türkistan’a kadar ilerledi. Kuzeyde Anadolu ve Dağıstan’a, batıda Atlas Okyanusu’na ulaştı. Ayrıca Afrika’nın kuzeyi de tamamen Müslümanların hâkimiyetine geçti.

Hicretin 32. senesinde Muâviye (r.a) gemilerini İstanbul’a kadar gönderdi.
Hz. Osman (r.a) zamanında topraklar çok genişlemiş ve zenginlik iyice artmıştı. Maddî imkânların genişlemesiyle bazı ictimâî değişmeler de başladı.

Hilafeti 12 sene sürdü
Hz. Osman’ın (r.a.) hilâfeti 12 sene sürdü. Hilâfeti esnâsında yaptığı mühim hizmetlerden biri de, Hz.Ebûbekir (r.a) zamanında toplanıp Mushaf haline getirilmiş olan Kur’ân-ı Kerîm’i tekrar kontrol ettirerek çoğaltıp çeşitli merkezlere dağıtması oldu.

Önceki halifeler gibi Hz.Osman (r.a) da çok hadis rivayet etmemiştir. Onun Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’den rivayet ettiği hadis sayısı sadece 146’dır.

Hz.Osman (r.a.)’ın hilafetinin son döneminde fetihlerin yavaşlaması, sahabe neslinin azalması ve merkezden uzaklaşmaları, sahabelere bakış açısının değişmesi, yeni fethedilen bölgelerde İslam’ın tam olarak sindirilememesi, asabiyet ve kabile taassubunun yeniden ön plana çıkması gibi hususlar öne çıkmaya başladı.

656 yılının nisan ayında Mısır, Kûfe ve Basralılardan oluşan muhalif gruplar, hac gerekçesiyle yola çıktılar. Bunlar halifenin görevden uzaklaştırılmasını istiyorlardı. Hz. Ali (r.a.) Mısır’dan gelen bu asilerle konuştu. Bu görüşmelerden sonra görevden alınan Mısır valisinin yerine Hz. Ebu Bekir (r.a.)’un oğlu Muhammed vali tayin edildi.

Ancak asileri hiç bir düzenleme ikna etmeye yetmedi ve Hz. Osman (r.a), âsîler tarafından evi 22 gün muhâsara edildikten sonra 17 Haziran 656 Cuma günü Medine’de şehit edildi. Şehîd edilirken Hz. Hasan[14] ve Kelb kabilesinden olan eşi Nâile bint-i Ferâfisa yaralandı. Hz. Osman’ın na‘şı, geceleyin hanımı ve birkaç samimi dostu tarafından, gizlice defnedildi.

Hz. Osman’ın (r.a.) şehit edilmesiyle başlayan dönem, İslâm tarihinde bir dönüm noktası teşkil etmiş, bu tarihten sonra iç karışıklıklar ve fitneler maalesef birbirini takip etmiştir.

fatih_sultan_mehmet_istanbulu_nasil_fethetti2-702x336.jpgİSTANBUL’UN FETHİ KISACA İstanbul, tarih boyu pek çok devlet tarafından defalarca kuşatıldı. Ancak bu kuşatmaların hiçbiri sonuç vermedi. Ta ki Fatih Sultan Mehmet’e kadar…
İstanbul’un Fethinin Nedenleri
İstanbul’un fethedilmesi Osmanlı Devleti açısından pek çok nedenden ötürü gerekliydi. Bunun ilk sebebi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bir hadisinde belirttiği: “Kostantiniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” müjdesine nail olmaktı.
İstanbul’un fethi siyasi sebeplerden dolayı da gerekliydi. Bizans İmparatorluğu, şehzadeleri kışkırtıyordu. Şehzadeler birbirine düşerek taht kavgasına tutuşuyordu.
Bizans, konumu itibariyle Osmanlı Devleti’nin Rumeli’de büyümesine engeldi. Anadolu ve Rumeli toprakları arasında bağlantı sağlanamıyordu. İstanbul’un alınmasıyla bu engel ortadan kalkacaktı. İstanbul’un fethiyle Anadolu ve Rumeli arasında askeri geçiş için de engel kalmayacaktı.
Bizanslılar, Avrupa’daki Hristiyanları kışkırtarak Haçlı seferlerinin yapılması için uygun koşulları yaratıyordu. Anadolu beyliklerini de Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtıyordu. Bu da Anadolu’daki Türk birliğinin bozulmasına neden oluyordu.
Ekonomik sebepler, İstanbul’un fethini gerekli kılan bir başka unsurdu. İstanbul’un fethiyle Osmanlı Devleti, kara ve deniz ticaretinde avantajlı konuma geçecekti. Ayrıca İpekyolu’nun bir koluna da hakim olacaktı.

İstanbul’un Fethi İçin Yapılan Hazırlıklar
İstanbul kuşatmasında kullanılmak üzere büyük toplar yapıldı. Kuşatmaya denizden destek verilmesi için 400 parçalık donanma hazırlandı. Mora’ya bir donanma gönderildi.
Venedik ve Ceneviz’den sonra Eflak, Macaristan, Sırbistan ve Karamanoğulları Beyliği ile barış anlaşmaları yapıldı. Bizans İmparatorluğu’nun elinde bulunan Misivri, Ahyolu, Vize ve Silivri kaleleri hazırlık sürecinde ele geçirildi. Rumeli (Boğazkesen) hisarı yapıldı.

Bizans’ın (Doğu Roma) Savunma Hazırlıkları
İstanbul’u çevreleyen surlar elden geçirildi. İstihkam çalışmaları yapıldı. Şehrin savunması için yeni mevziler açıldı. İmparator Konstantin, Girit ve Mora yarımadası başta olmak üzere Haçlı dünyasından birçok asker kiraladı. Kentin deniz yönünden savunması için Haliç’in girişi eski gemi ve varillerle desteklenen büyük ve kalın bir zincirle kapatıldı.
Karışımı çok az kişi tarafından bilinen ve temas ettiği her şeyi yakan Grejuva ateşi (Rum ateşi) stokları yapıldı. Bu ateşin en büyük özelliği, su dökülünce daha da alevlenmesiydi. Yiyecek, içecek ve ilaç stoku yapıldı. Sivil halkı kuşatmaya karşı silahlandırdı. Dahası, halk arasından asker topladı.

İstanbul’un Kuşatılması Ve Fethedilmesi
Fatih Sultan Mehmet kuşatma başladığında daha 21 yaşındaydı. Genç ve kararlıydı, kendine güvenen azimli bir sultandı. 6 Nisan 1453 tarihinde kuşatmaların başlamasıyla savaş başladı. Papa Bizans’a tam teçhizatlı 5 yardım gemisi gönderdi. Gemiler Osmanlı donanmasını geçerek Haliç’e girdi. Bu arada 2. Mehmet karadan Haliç’e 70 parçalık gemi indirdi. Osmanlı ordusu 53 gün süren kuşatmanın ardından 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetti.
istanbulun-fethi-nasil-gerceklesti-h1522769812-64ca25.jpg
İstanbul’un Fethinin Türk Tarihi Açısından Sonuçları
Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemi bitti, yükseliş dönemi başladı. İstanbul’un fethi ile Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans’ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. İstanbul’un fethi ile Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi. İpekyolu’nun Avrupa’ya giden kolu ele geçirildi. İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti yapıldı. 2. Mehmet ülke alan, ülke açan anlamına gelen ‘Fatih’ ünvanını aldı. Osmanlı Devleti’nin İslâm Dünyası’ndaki saygınlığı arttı. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi.

İstanbul’un Fethinin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları
1000 yıllık Bizans devleti sona erdi. İstanbul’un fethi Orta çağın sonu, Yeni çağın başlangıcı kabul edildi. Kalelerin ve surların top gülleleriyle yıkılacağı anlaşıldı. Bu gelişmeler Avrupa’da derebeylik rejiminin gücünü kaybetmesine ve mutlak krallıkların güçlenmesini sağladı. Fetihten sonra İtalya’ya giden Bizans bilginleri Rönesans hareketinin başlamasında etkili olmuşlardır. Ticaret yollarının Osmanlı Devleti’nin eline geçmesi Avrupalıları yeni arayışlara yöneltmiş ve coğrafi keşiflere sebep olmuştur. Avrupa ülkeleri İstanbul’da ilk sürekli elçilikler kurmaya başladılar. Ortodokslar koruma altına alınarak Avrupa’nın dini birliği önlendi.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri
Üst